Ona ona bir bisküvi uzattı ve fısıldadı: “Senin bir yuvaya, benim ise bir anneye ihtiyacım var” ❤️❄️

Bugün olanları günlüğüme yazmak istedim; içimden geçenleri de unutmamak için…

Aralık ayının ayazı, geceyi lime lime ederken ben, incecik elbisem ve eskimiş sırt çantamla otobüs durağında titriyordum. Yirmi dört yaşında olmama rağmen, aynada gördüğüm yorgun yüz sanki daha büyük görünüyordu. Üç gündür sokaktaydım; hayatta kalmaya çalışıyordum. Yalınayak, donarak kaldırımı neredeyse hissedemiyordum.

Kar sessiz ve usulca yağıyordu. İnsanlar alelacele sıcak yuvalarına koşarken ben, kendimi kollarımla sıkıca sardım; yanımdan geçenlerin arasında neredeyse görünmez gibiydim.

Tam o sırada, küçücük bir kız çocuğu, dört yaşlarında, üstünde kalın bir palto ve elinde küçük bir kağıt poşetle önümde durdu.

Üşüyor musun? diye sordu bana.

Biraz ama iyiyim, dedim yalan söyleyerek.

Kız, çıplak ayaklarıma baktı ve bana elindeki poşeti uzattı.

Bu senin için. Babam bana kurabiye aldı ama bana göre senin daha çok ihtiyacın var, dedi.

Arkadaki adam muhtemelen babasıydı sessizce bizi izliyordu, ama müdahale etmedi. Poşeti aldım. Kurabiyeler henüz sıcaktı. O koku, gözlerime yaşlar getirdi.

Teşekkür ederim… diye fısıldadım.

Küçük kız, pür ciddiyetle gözlerimin içine baktı: Senin bir yuvaya ihtiyacın var, benim de bir anneye.

Ne diyeceğimi bilemedim. Adın ne senin?

Elif. Annem gökyüzünde, babam öyle söylüyor. Melek oldu diyor. Sen melek misin?

Ben melek değilim, dedim hafifçe. Sadece yanlışlar yapan biriyim.

Elif, yanağıma dokundu parmaklarıyla.

Herkes hata yapar. O yüzden sevgiye ihtiyacımız var.

O anda, adam yanımıza yaklaştı.

Benim adım Murat. Bir yere ihtiyacın var gibi. Bizim evde boş bir oda var. Sadece bir gece kalabilirsin.

Çok tereddüt ettim ama sonunda başımı sallayıp kabul ettim. O evin sıcağı, ‘bir gece’ vaadinden fazlasına dönüştü. Murat, altı ay önce eşini kaybetmişti. Elifle beraber onlar, içimdeki büyük boşluğu fark etmeden doldurdular. Onlara hikayemi anlattım: İşimi kaybettim, bütün birikimimi annemin hastalığı için harcadım ve sokakta kaldım.

Murat beni yargılamadı. Hatta bana kütüphanede iş bulmam için yardım etti.

Zamanla, içimde uzun zamandır eksik olan huzuru buldum. Elif gerçek bir gülümsemeyle sarıldı bana; geceleri kolumda uyurdu.

Bir gün Elif bana sordu: Hep bizimle kalacak mısın?

Murat, sessizce başını salladı. Kollarımı Elif ve Murat’a açtım.

Eğer isterseniz, burada kalırım, dedim.

Elif bana sımsıkı sarıldı.

Artık sen benim annemsin.

O anda anladım; aile illa kan bağı değilmiş. Bazen aile, kaybolduğunda elini uzatanlarmış.

O soğuk gece, beni bulup evine alan bir çocuk kurabiyesiyle başladı ve sıcak bir yuvayla bitti. Yıllar sonra ilk defa gelecekten korkmuyorum. Artık evim var… ve ailem.

Rate article
Lifequest
Ona ona bir bisküvi uzattı ve fısıldadı: “Senin bir yuvaya, benim ise bir anneye ihtiyacım var” ❤️❄️