Hayali Arkadaş

Hayali Arkadaş

Meralin etrafında üçüncü gündür bir sürü öğrenci dönüp duruyordu. Kız, bütün okula adını gerçek bir psikolog ve kahin olarak duyurmuştu. Herkes onun aklına, bilgeliğine ortak olmak istiyordu. Onu kantinde yakalıyor, tuvalet çıkışında bekliyor, ellerinde çikolata, defter, ya da başka hediyelerle yanına oturuyorlardı; ama Meral nedenini açıklamadan hepsini kibarca reddediyordu.

5/Cden Emreyi beğeniyorum, sence ileride onunla yuva kurabilir miyiz? diye sordu hayallere dalan sıra arkadaşı Sevgi.

Meral, simidini çiğneyip çayını yudumlarken başını iki yana salladı:
Tavsiye etmem. Emre dışarıdan uslu, düzgün çocuk gibi duruyor olabilir ama burnunu karıştırıp sonra da yiyor. Yemeğe sıkıntı çekmezsin, evet, ama bu kadar. Bütün hayatı burnunu kurcalamakla geçer.

İğrenç! Peki, ya Onur? Hem çalışkan, hem de gitar öğreniyor, dedi Sevgi, yine umutlu bir gülümsemeyle.

O Onur var ya, mahallede kedilere eziyet ediyor. Kedi kuyruğuna teneke bağlayıp peşinden koşturuyor. Hem acımasız olur, hem de yakında içkiye başlar.

Nereden biliyorsun bunları?

Kaç tane ayık gitarist gördün sen? Hem, senin buraları dert edinecek yaşın değil, önce matematiğe bak ve tırnak yemeyi bırak, sonra solucan çıkmasın.

Dördüncü sınıf öğrencisi Burak, inen kararsız Sevgiyi itip masanın öbür ucuna kaydırarak söze katıldı:
Benim hiç arkadaşım yok. Herkes şişko diyor, oyunlara çağırmıyor, dedi içini dökerek.

Çarşamba günü okulda güreş kulübüne kayıt başlayacak, beden eğitimi odasına başvuru bırakabilirsin. Fazla kilo veremeyebilirsin ama kimse dalga geçmez. Hem, sevdiğine böyle davranma bir daha, ileride pişman olursun.

Meral tepsisini kaldırıp, mutfağa ilerledi. O sırada coğrafya öğretmeni, Meralin yanına yaklaşıp sordu:
Meralcim, bu yıl mı ehliyet kursuna başlayayım, yoksa seneye mi? Çok kararsızım.

Zeynep Öğretmen, ehliyet almak için önce arabanızın olması gerek, sizde şu eski babanızdan kalma Şahin duruyor hâlâ. Aradaki farkı biliyorsunuz, değil mi?

H-hayır belki?

Meral gözlerini göğe devirip ellerini yıkarken devam etti:
Şaşinin anahtarını satın, parayla bisiklet ve şort alın, iki ay sonra işe de bırakacak biriniz bulunur illa ki. Bir de ev kredisi alın, faizler şu an sütten bile kaymaklı, otuz beş yaşında hâlâ ailenizle yaşamayın, bunu size bilen biri olarak söylüyorum.

Şaşkın bakışlar arasında Meral, el sanatları dersine yöneldi.

Kırk dakika boyunca, arkadaşları çizgi çizip, iğne takıp sökmeye uğraşırken Meral evden getirdiği pantolonu yamaladı, eteği daralttı ve tığla bir çift çorap örüp el işi öğretmenine uzattı: Hamilelikte ayaklar sıcak tutulmalı,” diyerek. Öğretmen hemen hastaneden test aldı, ertesi gün tüm sınıf lezzetli bir çikolatalı pasta yedi; öğretmen Merale teşekkür olarak getirmişti.

Evde de Meral tavırlarıyla şaşırtıyordu. Annesine hazır kıyma aldığı için çıkıştı, oturdu kendi çabasıyla mantı açtı. Akşam, YouTube izlemek yerine Üç Silahşörleri okumaya başladı, ara sıra birileriyle fısıldaşıyordu. Babası bilgisayarın başından kıza bakıyordu; Meral de ona çekingenlik uyarısı yaptı: Dik oturun, boş boş sitelere bakacağınıza gidip halıyı silkeleyin dedi.

Okulda türlü dedikodular dolaşmaya başladı, öğretmenler kaygılandı, psikologdan yardım istendi. Okulun idaresi, müdür dâhil, psikolojik değerlendirme için toplandı.

Meralciğim, okulda sana kötü davranan var mı? sordu gözlüklü, sakallı psikolog.

Asıl zoruma giden, okula milyonlarca lira ayrılıyor ama bize yeni spor salonu alınmıyor, sadece eski palanga ve iki metre halat var, dedi Meral.

Herkes müdüre baktı, o ise camdan atlayıp toplantıdan kaçtı.

Arkadaşın yok mu?

Arkadaşlık soyut bir kavram, dedi Meral saçlarıyla oynayarak. Bugün sek sek oynarsınız, yarın senin en yakın arkadaşın, sen çalışırken elinde tabak yıkar.

Ne tabağı, ne çalışmak, sana kim anlatıyor bunları?

Benim arkadaşımdan duydum.

İşte, bütün sorun burada! Onu bize tanıtır mısın?

O da burada, dedi gayet sakin Meral.

Biz onu göremiyoruz. Adı ne?

Şermin Teyze.

Hayda! Kaç yaşında kendisi?

Yetmiş.

Başka ne diyor sana?

Diyor ki, dişler diş etinden başlayarak fırçalanmalı, bizim apartmandaki köpek kötü değil, sadece aç ve korkmuş; akrabalar unutulmamalı. Bir de bu son beş yıldır sizin gayrimenkul vergisi yanlış hesaplanıyormuş, Tapu Kadastroya gidip rayiç değerle hesaplattırmak lazım, şimdiye kadar hep eski fiyat üstünden ödemişsiniz.

Psikolog hemen not aldı, vergi maddesini kalın kalemle çizdi.

Sonra hoparlörden veliler arandı.

Durun bir dakika! diye haykırdı babası telefonda. Benim annemin adıydı o! O, on yıl önce vefat etti.

Herkes sessizliğe gömüldü, dua edenler bile oldu.

Evet, tam on yıl oldu, ama hâlâ kimse mezarına uğramadı; çimenler basmış, çit yamulmuş, dedi Meral burun kıvırarak.

Yani, hani zaman olmuyor hep, gevelerken utandı babası.

Değerlendirme bitti.

Ertesi gün tüm aile mezarlığa gitti. Meral babaannesini hiç görmemişti, sadece babasından kısa hikâyeler duymuştu. Mezarın yerini bulmak kolay olmadı; mermerler, eski çam ormanının yerini çoktan almıştı. Kız, getirdiği sarı laleleri kestiği bir pet şişeye koydu. Babası çiti düzeltti, anne de toprağı temizledi.

Baba, Şermin Teyze diyor ki; sen iyi insansın ama işinle, internetle çok meşgulsün, bana bile pek vakit ayıramıyorsun, dedi Meral sessizce.

Babası başını öne eğdi ve sessiz bir onayla kızına sarıldı.

Söyle, bir daha böyle yapmayacağım, babası kızının başını okşadıktan sonra mezar taşındaki solgun fotoğrafa baktı.

Artık o huzurlu, bana uğramayacak, ama onu çok özleyeceğim; çünkü çok neşeli, iyi kalpli ve akıllıydı.

Evet, o insanların içini bir bakışta anlardı. Başka bir şey dedi mi?

Evet, diyor ki, O salatalık diyeti tamamen saçmalık, zayıflamak istiyorsan spora git. Döviz hesabı açmak gereksizdi, atmadan önce iyice düşünmek lazım. Bir de o ucuza beton alıp temeli atmak yok mu…

Meralin dediklerine bakılırsa, insanın en büyük akıl hocası bazen, görmemiş olsa bile onu seven ve hep iyiliğini dileyen bir büyük olabiliyordu. Sevgi, nezaket ve vefa nesilden nesile aktarılan en değerli mirastı.

Rate article
Lifequest
Hayali Arkadaş