“Ama Biz Zaten Aileyiz” Dediler Kardeşlerim, Annemizi Mezarlıkta Uğurladığımız Gün

Ama biz aileyiz ya! dediler kardeşlerim, annemi mezarlığa uğurladığımız gün.
Aynı kardeşler… Annem ayağa kalkamaz hale geldiğinde ortada yoklardı. Telefon açınca açan yoktu. Mesaj atıp Bir şey gerekirse haber et diyenlerdi onlar; ama yolun başından ileri gitmezlerdi.
O gün ise hepsi koşa koşa gelmiş. Takım elbiseler, hazırda bekleyen gözyaşları, sene başı çamaşır gibi ütülü sarılmalar… Annemin yıllardır hissetmediği sıcaklık sanırsın.
Onlara bakarken, annem için mi ağlasam yoksa mezarına kadar eşlik eden bu yüzsüzlük için mi, karar veremedim.
Yalnız ben baktım annemin ardından. Doktor Bu saatten sonra yalnız kalamaz, dediğinde herkes yere baka kaldı. Ben ise göğsümü gere gere Buradayım, dedim.
Yanındaydım isimleri karıştırdığında, yemeğini yiyemediğinde, gece kalkıp iç çektiğinde… Yük olduğunu düşündüğünde özür dilerdi, ben ise kardeşlerimi sorunca canı yanmasın diye pembe yalanlar uydururdum.
Hayatım; ilaç saatlerine, uykusuz gecelere, ve annem yalnız ölecek korkusuna sıkışıp kaldı.
Onlarsa neyi gördü? Göz altı torbalarımı mı? Banyoda sessizce ağladığım geceleri mi? Kemiklere yerleşen yorgunluğu mu? Yok.
Ama annem vefat ettiğinde ortaya çıkmayı bildiler. Ama dertleri Nasılsın? demek değildi. Teşekkürler desen de, Bir işin var mı? desen de duyan yok.
Onların esas uğradığı mesele şuydu:
Evin tapusu kime kalacak?
Arsayı ne yapıyoruz?
Para, takı, kimde ne var?
O an kalbimi sızlatan arazi paylaşımı değil, asıl şuydu: Kimine göre hasta anne yük, ölü anne ise fırsat.
Ama asıl sancı nerede biliyor musunuz? Şöyle dediklerinde:
Zaten en çok sen aldın.
Anneyle sen yaşıyordun ya!
Bak sanki insan bakmak için madalya alıyor! Sanki annelik-polislik arasında emekli ikramiyesi var…
Onlar metrekareyle sevgiyi, miras oranıyla vicdanı ölçmeye kalktı. Sorumluluk üstlenmeden eşit hisse istediler. Adalet dediler, daha önce iyi geceler bile dememişlerdi.
O gün kavga etmedim. Sesimi bile yükseltmedim. Kendimi de anlatmadım.
Çünkü anladım ki; bende onların dokunamayacağı bir şey var.
Annemin son kelimeleri.
Son bakışı, son el sıkışı.
Ve biliyorum ki, annem son anında yalnız değildi.
Eşyaları onlar aldı götürdü. Ben huzurumu aldım. Vallahi de billahi de, hiçbir miras onun değerine yaklaşamaz.
Eğer şu an bunları okuyorsan ve annen hala hayattaysa, ona sahip çıkmaya fırsatın varken mirası hayal etme. Bir dur.
Mal mülk bölünür, vicdan bölünemez. Bazı şeyler var ki, dünyanın en büyük mirası bile satın alamaz insanın, en ihtiyaç duyulan anda yanında olduğunun verdiği o vicdanlı, huzurlu uyku gibi…

Rate article
Lifequest
“Ama Biz Zaten Aileyiz” Dediler Kardeşlerim, Annemizi Mezarlıkta Uğurladığımız Gün