Cezaevinden çıktığında, doğru babaannenin evine yöneliyorsun… fakat aniden gizemli bir kız çocuğu ile karşılaşıyorsun, üstelik o çocuğun üstünde tehlikeli bir sır var.
Adamlar kırılan kapıdan içeri dalıyor, çizmeleriyle çamur izleri bırakıyorlar. Arkanda irkilen Ayşegülün nefesini duyuyorsun.
Serseri lider, üzerinde turuncu cezaevi kıyafetini görünce alaycı bir şekilde sırıtıyor: Yeni bekçi misin, bakalım? diye küçümseyerek sesleniyor.
Sarsılmadan dimdik duruyorsun: Burası sizin eviniz değil. Defolun gidin buradan.
Üst kattaki çatının üzerinden bir şimşek çakıyor. Adam gülüp gitmiyor. Yanındaki adamlardan biri Ayşegülü korkutuyor.
Kızı dışarı çıkarın, diyor lider. Annesinin bizde borcu var.
Babanenin cesaret hakkındaki sözleri aklına geliyor. Lider yanına yaklaşınca hemen harekete geçiyorsun: Kaygan zeminden yararlanıp adamı masaya savuruyorsun.
Diğer adam üstüne atılmaya çalışıyor itiyorsun onu geriye. Kaç, diye fısıldıyorsun Ayşegüle. Hemen koridora doğru koşup kaçıyor.
Lider bıçak çıkarıyor. Hızlıca elini büküp bıçağı yere düşürüyorsun. Zeminde kanla yağmur suyu birbirine karışıyor. Diğerleri lideri sürükleyerek fırtınaya doğru çekiyor.
Ayşegülü bahçedeki kayısı ağacının altında buluyor, eve geri götürüyorsun. Geri gelecekler, fısıldıyor.
Evet, diyorsun. Ama bu sefer hazır olacağız.
Evin kapılarını ve pencerelerini hızla kilitliyorsunuz. Onu koruyacağına söz veriyorsun.
Bir süre sonra, eski ahşap döşemedeki gevşek bir tahta aralanıyor: Altında demir bir kutu; içinde mektuplar, bir miktar Türk lirası ve, babaanneni arsa için tehdit eden Yakup Tanere dair belgeler.
Ayşegül hemen tanıyor onu siyah kamyonetli adam.
Komşunuz da doğruluyor, Tanerin babaanneni aylar önce zorla götürdüğünü söylüyor.
Köyün imamı Hoca İhsan belgeleri inceliyor ve Tanerin sahtekarlığını açıklayan evrakları veriyor, seni İstanbulda tanıdığı bir gazeteciye yönlendiriyor.
Ayşegülle, eski bir kamyonete binip köyden ayrılıyorsunuz. Siyah kamyonetler otoyolda peşinize düşüyor ama, son anda izlerini kaybettiriyorsunuz.
Şehirde, gazeteci Nevinle iletişime geçiyorsun. Belgeleri inceliyor ve olayın çok tehlikeli olduğunu, dikkatli olmanız gerektiğini söylüyor.
Ayşegül, Tanerin sadece arsa gaspı değil, insan kaçakçılığı ile de bağlantılı olduğunu gösteren isimleri yazıyor.
Nevin, Tanerin harekete geçmesine fırsat vermeden hızla hareket etmeye karar veriyor.
O gece Nevin, yanında fotoğrafçıyla, seninle birlikte depoya giriyor, Ayşegül saklanıyor. Polis baskınıyla giriş kapısı kırılıyor.
İçeri gizlice dalıyor, Elifi kurtarıyor ve Tanerle yüzleşiyorsunuz.
Ortada kaos yaşanırken, polisler içeri girip Taneri kelepçeliyor. Elifle Ayşegül artık güvende.
Karakolda, bir polis memuru, zamanında Tanerin ağına düşürülüp suçlu ilan edildiğini anlatıyor sana.
Birkaç hafta sonra, Nevinin araştırmalarıyla tüm ağ çökertiliyor.
Köyünüze dönüyorsunuz. Köylüler artık susmuyor. Nihayet Fatma teyze bulunuyor, Hüseyin yakalanıyor. Ayşegül köyde kalmak istiyor, Elif onu yanında kabul ediyor.
Aylar geçiyor. Ev ve bahçe tekrar eski haline geliyor. Bir akşam Elif şöyle diyor:
Kaybettiğin yılları geri alamazsın, ama bundan sonrasını seçebilirsin.
Yenilenen evine bakarak cevap veriyorsun:
Artık suskunluk olmayacak, unutulan yavrular olmayacak.
Ve sonunda hayata gerçekten başlıyorsun.



