– Ama biz yine de aileyiz – dedi kardeşlerim, annemizi mezarlıkta son yolculuğuna uğurladığımız gün.

Ama biz aile değil miyiz? dediler kardeşlerim, annemi Kocatepe Mezarlığında uğurladığımız o gün. Aynı kardeşler; hani annem artık yataktan kalkamaz hale geldiğinde ortalıkta olmayan. Telefonlara bakmayan. Bir şey gerekirse haber ver diye mesaj atan ama hiçbir zaman gelmeyen…

Ama o gün ilk onlar geldiler. Şık giyinmişler. Hazır gözyaşları ile. Senelerdir annemin görmediği sarılmalarla geldiler. Onlara baktıkça anneme mi daha çok ağlasam, yoksa tabutunun yanında yürüyen bu sahte gözyaşlarına mı üzülsem bilemedim.

Annemin bakımı tamamen bana kalmıştı. Doktor Sakın yalnız bırakmayın, dediğinde herkes başını eğmişti. Ama kalan yine ben oldum. Annem isimleri unutmaya başlayınca yanındaydım. En basit şeyi bile yapamaz hale gelince… Yük olduğunu her an için özür dilerken… Kardeşlerimi sordukça, onu üzmemek için yalan söylemek zorunda kalırken… Hep ben oradaydım.

Hayatım ilaca göre ayarlanmış alarmlara, uykusuz gecelere ve sürekli içimde taşıdığım Ya yalnız ölürse? korkusuna sıkıştı. Kimse görmedi. O uykusuz sabahları, gizlice banyoda akan gözyaşlarını, kemiklerime kadar işlemiş yorgunluğumu Bunu yaşayan sadece bendim.

Ama annem vefat edince… işte o zaman hepsi çıkıp geldiler. Bana nasılsın demek için değil. Teşekkür için de gelmediler. Hiçbir konuda yardımcı olmak bir yana bile gelmedi akıllarına. Gelen şu sorular oldu:

Ev ne olacak?
Tarla kime kalacak?
Ne bıraktı geriye?

O an, yüreğimi parçalayan bir gerçeği anladım: Bazıları için hasta anne sorun, ölü anne fırsat demekmiş. Ve en acısı da bu değildi belki. En canımı yakanı şunu duymak oldu:

Zaten sen fazla aldın.
Annemle zaten sen yaşıyordun.

Sanki anneme bakmak ödülmüş gibi.
Sanki annemi sevmek pazarlık konusuymuş gibi.
Sanki yıllarca verdiğim emekler, anılar, gözyaşlarım metrekareyle, hisseyle ölçülebilirmiş gibi.

Mirası eşit paylaşmak istediler ama yükü paylaşmamışlardı. Hakkaniyetten söz ettiler, ama en gereken zamanda hiç sesleri çıkmamıştı.

O gün kavga etmedim. Sesimi yükseltmedim. Kendimi savunmadım. Çünkü biliyordum ki, onların asla sahip olamayacağı bir şeye ben zaten sahiptim.

Annemi kaybetmeden önceki son sözleri.
Bana son kez baktığı o gözler.
Avucumun içindeki son sıkı tutuşu.

Ve en önemlisi: Annem yalnız gitmedi, bunu biliyorum.

Onlar eşyaları aldı, ben iç huzurunu tuttum yanımda. Ve inanın bana, hiçbir miras; geceleri huzurla başını yastığa koymak kadar değerli değil.

Bu satırları okuyan varsa ve annesine uzak, aklında ise miras hesapları varsa durup bir soluklansın. Mal mülk bölünür, vicdan asla.

Bazı şeyler vardır, ne kadar para verirseniz verin alınmaz: En zor zamanda oradaydım diyebilmenin huzuru, işte o hiçbir şeye değişilmez…

Rate article
Lifequest
– Ama biz yine de aileyiz – dedi kardeşlerim, annemizi mezarlıkta son yolculuğuna uğurladığımız gün.