Gelin, düğünde onun annesini küçük düşürdü ve anında pişman oldu!
Düğün, Baran ve Şirinin hayatlarının en mutlu günü olmalıydı. Lüks bir İstanbul otelinde, seçkin davetliler, milyonlarca liralık süslemeler her yeri donatmıştı. Fakat bu mükemmel tablonun ardında, gerçek çok daha acıydı ve bu gerçek en heyecanlı anlarda ortaya çıkacaktı.
Birinci Sahne: Mutluluk Maskesi Altında Zehir
Başköşedeki masada Şirin, zarif gelinliğiyle ışıldıyordu. Ama fotoğrafçı kısa bir süre için arkasını döndüğünde, Şirin hafifçe Barana eğildi. Her zaman yumuşak olan sesi, şimdi buz gibi bir soğuklukla titredi:
**Şu hale bak. O ucuz elbisesi bütün fotoğraflarımı mahvediyor. Fotoğrafçıya söyle, onu kesip atsın ya da salonun en sonuna otursun.**
İkinci Sahne: Anne
Baran onun bakışını takip etti. Salonun ortasında annesi, Gülhanım oturuyordu. Yaşanmışlıklarla yıpranmış eski bir elbise, emek dolu ellerini heyecandan masa örtüsüne sıkıca bastırmıştı. Lüks ortamda huzursuzdu ama gözlerinden, oğluyla gurur duyan bir parıltı okunuyordu.
Üçüncü Sahne: Acı Gerçek
Baranın kalbi bir an duracak gibi oldu. Kendi mükemmel smokinine, sonra annesinin bomboş parmaklarına baktı.
**Bu smokini alabilmem için annem son altın yüzüğünü sattı,** diye kısık sesle mırıldandı.
Dördüncü Sahne: Donuk Kalp
Şirin alaycı bir tavırla gözlerini devirdi ve homurdandı:
**Ee, o zaman? Bu benim estetiğimi bozmasına izin veremem. Hemen hallet bunu.**
Beşinci Sahne: Karar
O anda Baranın içinde bir şey koptu. Yavaşça Şirinden uzaklaştı. Gömleğinin yakasındaki pahalı çiçeği çıkarıp masanın ortasına, Şirinin önüne fırlattı.
**Hallettim,** dedi net bir sesle.
Altıncı Sahne: Kimsenin Beklemediği Son
Baran ayağa kalktı ve arkaya bakmadan salondan yürüdü. Davetliler bir anda sustu. Şirin, donakalmış bakışlarla sanki Baranın gideceği yeri bildiğini sandı.
Ama Baran doğrudan annesinin yanına gitti. Tüm misafirlerin gözleri önünde, onun önünde diz çöküp ellerini öptü.
Anneciğim, affet beni, dedi yüksek sesle, herkes duysun diye. Hadi gidelim buradan. Sevginin kıymetinin bilinmediği bir yerde kalmana gerek yok.
Annesinin kalkmasına yardım etti, koluna girdi ve salondan çıkmaya yöneldi.
Baran! Nereye gidiyorsun? Geri dön! diye bağırdı Şirin, öfkeden ve utançtan yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Baran kapıdan çıkarken arkasını döndü:
**Haklısın Şirin, estetik önemli. Ama ben hayatımda senin kadar çirkin bir ruha yer vermeyeceğim. Bu düğün burada bitti.**
Böylece Baran, mükemmellik illüzyonunda yalnız kalan geline arkasını döndü. O akşam belki bir eşten vazgeçti, ama kendi onurunu ve annesine olan sevgisini korudu. Hayatta gerçek mutluluk ve güzellik; gösterişten, zenginlikten önce gelen sadakatten ve aile bağlarının değerini bilmekten geçer.



