Tanya İyi Kalbi Sayesinde Nasıl Anne Oldu…

Elifin merhametli kalbiyle nasıl anne olduğunu dinleyin
Elif bir akşam apartmana girip kendi dairesinin önünde bir kutu buldu. Şaşkınlıkla kutuya baktı. İçinde kıvrılıp uyuyan bir köpek ve bir kedi vardı. İkisi de Elife ürkek gözlerle bakıp telaşla titriyorlardı.

Ne oluyor burada? Siz de kimsiniz bakayım? diye sordu Elif, sanki cevabı hayvanlardan bekler gibi.

O sırada yan dairenin kapısı açıldı, komşusu Makbule Teyze başını uzattı.

Aa, Elifciğim, hayırlı akşamlar. Şaştım kaldım, ikinci kattaki Nuriye Hanım vefat etti ya, onun hayvanlarına da yeğeni sahip çıkmadı.

Herkese sorduk, kimse almak istemedi. Benim de kedim var, asla başkasını istemez yanında, kimi komşuda alerji Belki siz Hakanla ilgilenirsiniz diye düşündüm. Çocuğunuz yok, gençsiniz, geliriniz de iyi.

Hayvan bakmayı hiç düşünmedik ki, hem de iki tane birden dedi Elif afallayarak.

Ayırmak da olmaz, alışmışlar birbirlerine. Zaten devamlı beraber yatarlar, Nuriye Hanım köpeği gezdirirdi, kedi de kendi başına dolaşırdı. Öyle çok zahmetleri yok aslında.

Belki bakarsınız, ne olur? diye rica etti Makbule Teyze.

Almazsak ne olacak peki? dedi Elif, başlarına ne gelecek?

E zannet, belediyeye teslim edecekler, uyutacaklarmış. Kutuyu bile hazırlamışlar. Daire satıldı, yeni sahipleri de istemiyor tabii dedi Makbule Teyze, içini çekerek.

O sırada apartmana bir adam girdi, Elife ve kutuya şöyle bir baktı.

Almak istemez misiniz? İkisi de çok uslu, az yerler, yaşlılar zaten… Çabuk vedalaşacaklar öyle görünüyor. Sahiplerinin tek dostlarıydı. Yazık olacak…

Peki, tamam. O kadarına da dayanamam, uyutulmalarına asla gönlüm razı gelmez. İsimleri ne? Biz de burada iki yıldır oturuyoruz, kimseyle çok konuşmadık dedi Elif. Adam sevindi, kutuyu dairenin antreye bıraktı.

Köpeğin adı Karabaş, kedinin adı ise Pamuk. Allah razı olsun. Bir miktar Türk lirası ve tasmasını bırakarak, En azından başta işinizi görür Tekrar teşekkürler

Elif kapıyı kapattı, montunu çıkardı. Sonra çömeldi, yeni misafirleriyle konuşmaya başladı:

Eee, çocuklar, Hakan şimdi ne diyecek bakalım. Onu şoke edeceğim. İnşallah bizi evden kovmaz Ama o da yufka yüreklidir, kesin razı olur bu güzel aileye dedi sakin bir sesle.

Korkmayın çocuklar, size kimseye zarar verdirmem. Uyutmak da neymiş! Allahtan reva mı?

Sanki kedicik ne dediğini anlamış gibi kutudan dikkatlice çıktı, evi dolaşmaya başladı. Köpek ise bir süre daha yerinden kıpırdamadı, Elifle ve Pamukla sessizce göz teması kurdu.

Elif mutfağa gidip buzdolabına baktı. Elbette evde hayvan maması yoktu. Ama hemen bir tencere pilav yaptı, içine et doğradı, nasıl olsa ikisi de yiyebilir dedi, büyükçe bir kaba koydu.

Elifin sevinciyle, kedi eve alışınca hemen mutfağa gelip mamayla ilgilendi. Elif Karabaşı da davet etti mutfağa.

Karabaş önce yanaşmadı, ama Pamuk eti iştahla yerken baktı, sonunda geldi, hüzünlü bakışlarla yeni sahibine gözlerini dikti.

Akşam Hakan geldi, Elifin eşi. O da başta çok şaşırdı. Yine de ikisi de dostlara iyi bir yuva aramak için evin ferahına sahip birilerini bulmaya karar verdiler.

Elif ve Hakan dört yıldır evliydi. Bu evi alalı iki yıl olmuştu. Birbirlerini çok seviyorlardı, huzurlu bir hayatları vardı. Tek eksik çocuktu.

Sen titiz birisin, yıllarca hayvan istemedin dedi Hakan.

Ben çocuk beklerdim hep. Şimdi ise onların böyle bir sona mahkum edilmesine dayanamam dedi Elif, gözleri dolarak.

Ben de hayvanları severim. Ne yapalım, bakarız artık. Yarın işte sorarım, isteyen olursa belki veririz diyerek Elife sarıldı Hakan.

O günden sonra evde bambaşka bir hayat başladı. Karabaş ile Pamuk kısa sürede evi benimsedi. Üstelik eski evleri de tam üst kattaydı, sitede de tanıdık yerlerdi.

Aferin çocuklar, sanki hep birlikte yaşamışız derdi Elif.

Karabaşı günde üç kez gezdiriyor, Pamuk ise camdan dışarı çıkıp arka bahçede dolaşıyor, sonra aynı yoldan dönüyordu. Elif için de çok rahattı bu sistem.

Makbule Teyze Elifin hayvanlara sahip çıkmasına çok memnun olmuştu; sık sık çorbanın kemiklerini Karabaşa, sütlü pilavın artığını Pamuğa getirirdi.

Akşamları Elif ve Hakan, kedinin aldığı yeni oyuncaklarla oynamasına, köpeğin ise derin bir uykuda horuldamasına neşeyle gülerlerdi.

Karabaş ve Pamuk ise yine eski günlerdeki gibi yan yana uyurlardı. Birbirlerinden ayrılmamaları gerektiğine Elif ve Hakan da kesin olarak emin olmuştu.

Aylar geçtikçe Elif ve Hakan, dostlarına artık başka bir yuva aramaktan da vazgeçtiler. Çünkü o kadar alışmışlardı ki, düşüncesi bile zor geliyordu.

Hafta sonları Elifin, hemen yakında oturan annesi gelirdi. O da başta karşı çıkmış olsa da sonradan Karabaşla Pamuka âşık oldu.

Ben de almak isterim kediciği ama üçüncü katta oturuyorum, alışmış dışarıya derdi annesi.

Ama Elif izin vermezdi:

Olmaz anne, tatile gideceğimizde sen gelir bakarsın. Hem çiçeklere su verirsin, hem onlara göz kulak olursun.

Yaz gelince, Elif ve Hakan tatile, deniz kenarına gittiler. Elif annesini her gün arayıp hem onu hem dostlarını merak ediyordu.

Merak etme, çok iyiler, yemekleri tam, bahçede oynuyorlar, geceleri yan yana uyuyorlar. Keyfine bak, kızım! diye müjdeli haber verirdi annesi.

Elif döndüğünde evde Karabaş ve Pamukun onu nasıl özlediğini görünce çok mutlu oldu. Karabaş kuyruğunu sallayarak havalara sıçradı, sevinçle sesler çıkardı.

Pamuk ise, köpeğin coşkusundan sonra sessizce gelip Hakanın bacaklarına sürünüp yüksek sesle mırladı.

Vay canına, bizi gerçekten çok sevmiş dört ayaklılarımız dedi Hakan. Elif Karabaşı okşadı, ardından hepsine yemek hazırladı.

Artık Elif her sabah erken kalkıyor, Karabaşı gezdiriyor, sonra da pamukla karabaşı besliyordu.

Bir iki ay geçti, Elif heyecanla Hakana bekledikleri haberi verdi: sonunda hamileydi! Büyük ve mutlu bir haberdi bu ikisi için.

Annesi de şöyle dedi:

Boşuna gelmedi bu Karabaşla Pamuk sana kızım. Sanki Allah senin şefkatini sınadı, bak ödülünü verdi, şimdi anneliğe hazırlanmalısın.

Doğru diyorsun anne, gerçekten de öyle. Ben pek böyle işaretlere inanmam, ama annelik hazırlığım hayli gelişti onlarla Ne varsa baştan öğrendim.

Bakım, sevecenlik, sabır Kimse çocuğu kadar bunlara alışıp sevemez zaten!

İlk zamanlar zorluk olursa ben alırım onları, torun doğunca kolay olur sana dedi annesi.

Olmaz anneciğim, biz hallederiz. Sen aksine sıkça gel, torun arabasıyla dolaşırken hem onlara hem bebeğe göz kulak olursun

Anne-kız birbirine sarılırlar.

Elifin hamileliği güzel geçti. Vakti gelince sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi. Hakan da Elif de sevinçten havalara uçtular.

Karabaş yaşlandığından ve çok uysal olduğundan hiç havlamazdı. Pamuk ise her zamanki gibi gününü bahçede ya da sitenin ağacında geçirirdi. Hepsi bir arada ve huzurla yaşadılar.

Makbule Teyzenin de önderliğinde bütün apartmanda anlatılır oldu artık bu hikâye: “Elifin iyi kalbi ona hem dost, hem de çocuk getirdi diye.”

Makbule Teyze bunu herkesin duyması için gerçek bir yaşanmış hikâye, hayatın güzelliğine bir işaret olarak anlatır durur.

Sizce Makbule Teyze doğru mu söylüyor? Yorumlarınızı bekliyorum. Siz de içten bir iyiliğin hayatta neler getirebileceğini hiç yaşadınız mı? Beğeninizi bırakmayı unutmayınO günden sonra Elifin kapısı, küçük dostlarının hikâyesini duyan komşuların, çocukların ve hatta site görevlilerinin merhametle çalındığı bir yuva oldu. Kimisi bir tabak mamayla, kimisi sıcak bir selamla uğrar, Elifin o koca yüreğinin ışığında kendine umut bulurdu. Karabaş ve Pamukun beyaz tüyleriyle, yavaş salınan adımlarıyla çekinmeden yeni bebekleriyle yanyana poz verdikleri o ilk fotoğraf ise, Elifin hayatının duvarında en kıymetli köşeyi aldı.

Her gün bir nebze daha büyüyen sevgiyle, Elif fırsat buldukça kucağında miniğiyle bahçede oturur, Karabaşı ve Pamuku izler, usulca anlatırdı: Bak oğlum, hayat bazen beklenmedik bir kapıyı açar. O kapıyı iyilikle açarsan, gelen her misafir yanında hediyesini de getirir. Bazen bir dost, bazen umut, bazen bambaşka bir mucize

Ve herkes işte bu yüzden, Elifin evinin önünden geçerken istemsizce gülümserdi. Çünkü orada, basit bir apartman dairesinde, iyi kalbin gücüyle kurulan gerçek bir aile yaşardı. Ve bu aileden yayılan huzur, tüm apartmana, hatta şehre sıcacık bir masal gibi sinmişti.

Rate article
Lifequest
Tanya İyi Kalbi Sayesinde Nasıl Anne Oldu…