– Merhaba, Elif Hanım! Kusura bakmayın, ben alt kattaki komşunuzum.
– Hemen müziğin sesini kısacağım, dedi genç kadın, üzerinde ince bir sabahlıkla. Elinde bir kadeh şarap vardı.
– Yok canım, o mesele değil. Şöyle oldu, kocamın işinden aradılar, acil gelmesini istediler.
– Bir sağlık problemi mi olmuş?
– Söylemediler, sadece hemen gelmesi gerekiyor dediler. Anneme gitsek yol uzun sürer. O yüzden Acaba oğluma bakabilir misiniz? Yedi yaşında, aslında evde yalnız kalabilir ama ben aşırı endişeleniyorum. Zaten çok stresliyim
– Tabii ki, hemen üstümü değiştirip iniyorum.
– Oğlum genelde sessizdir, ya tabletle oynar ya da soru sorar.
***
Genç kadın, beyaz bir tişört ve kotla masada oturuyordu, bir yandan çayını yudumluyor bir yandan da telefonda konuşuyordu:
– Ya Pelin Hanım tam bir saf! Bariz, Serkan Beyle aklı sıra flörtleşiyor.
Mutfaktan elinde tabletle küçük bir çocuk girdi. Tabletten Efsane Avcıları programından tartışma sesleri geliyor. Çocuğun tişörtünde “Gelecek robotların!” yazıyor.
– Ay, canım, kapatıyorum. Bir hayır işine bulaştım burada, diyerek telefonu kapattı genç kadın. Merhaba, ben Teyze Elif. Çay ister misin?
– Yok, teşekkür ederim. Ben Emir. Annem anlattı. Siz de güzelsiniz… Gerçi annem diyor ki, güzel kadınlar genelde mutsuz olurmuş. Babam da anneme, o mantıkla ya sen çirkinsin ya da evlilik başarısız diyor.
– Ne tatlı bir ailen var. Hem güzel, hem talihsiz demek?
– Sizin eşiniz nerede?
– Nasıl desem Markete çıktı, üç sene oldu gerçi.
– Haa, yani sizi terk etti!
– Bak, evde daha kuvvetli bir içecek var mı? Böyle muhabbetlerde insanın bir şeyi arası geliyor yani
– Şarap galiba buzdolabında.
– Sağ ol, ama çay iyidir şimdi. Misafirlikteyim.
– Teyze Elif, size yeni bir koca lazım.
– Ah Emir, biraz büyüde ben seni bekleyeceğim. Nereden bulacağım ben onu
– Kimi aradığınızı biliyor musunuz? Ben bir programda izlemiştim, önce hayalini netleştirmek gerekiyor.
– At bana o programın linkini. Şöyle, zengin, yakışıklı, iyi kalpli biri olsun, beni de çok sevsin, her ihtiyacımı karşılasın
– Peki siz ona ne vereceksiniz?
– Yani, ne demek? Ben de onu seveceğim, spaya giderim, bakımlı olurum
– Akıllıysa, yanında bir yardımcı ister. Dairede fazladan hamam böceğini ne yapsın adam
– Nerede demiştin şarap? diyerek kadın buzdolabını açtı, çayını lavaboya döktü, kupa ile şarap doldurdu.
– Bir de o programda gördüm, zenginlerin eşleri hep alkolikmiş. Villalarda yaşayıp, günlerini içkiyle geçiriyorlarmış.
– Emirciğim, işte bu da yalnızlık. Benimle bir yudum ister misin, şaka şaka!
– Ben kimi alacağımı biliyorum.
– Benimle evlenecektin ama sanki?
– Doğasında o var.
– Kim?
– Şeyda ile. Robotik derslerine beraber gidiyoruz. Şimdi, bir turnuvada iki modülümüz Bluetoothtan birbirini görmedi. Aynı takımdaydık. Bende panik. Robot çalışmıyor. Şeyda sakinleştirdi, hadi tekrar bağlantı diyerek. Toplamda on cihaz var, telefon, bilgisayar, bizimki yok. Dışarı çıkalım dedi, hemen yolun yanındaki ormanlığa koştuk. Oradaki sinyal zayıf ya, modüller hemen birbirini buldu. Sonra yarışı kazandık. O benim takımım! Ona güveniyorum! Sevilmez mi böyle biri?
Kadın kupayı kafasına dikti, bir tane daha doldurdu.
– O zaman Şeyda çaldı benden damadı! Yani şimdi, ben de işte kocamı mı bulmam lazım?
– Baskın karakterliler sizi bulur zaten! Aramayın, pazarda domates aramıyorsunuz ki.
– Psikolog musun sen, anlamıyorum ki!
– Kendiniz zengin, güzel ve iyi olun! Anlaşıldı mı?
– O zaman bana kim lazım? Giderdim gezerdim, İngilizce öğrenirdim, dansa yazılırdım, yemek kursu, taco yapmayı öğrenirdim!
– Şimdi sizi ne tutuyor?
– Kim ödeyecek onları, bir kocam olsaydı
– Yani parazitsiniz.
– Hop, hakaret etmeden kimseye! Ben sadece kadınca bir mutluluk istiyorum.
– Daha az dizi izleyin! Hayatınız boyunca hayali bir salak aramak yerine yaşayın!
– Yeter! Çok biliyorsun sen! Git odanda uyu! Akıllı bıdık!
Çocuk içeri gitti. Kadının gözlerinden yaşlar indi. Şarabı bitirdi. Telefonu çaldı, meşgule attı. Kapıdan bir çift girdi, biraz neşeli ve keyifliydiler.
– Elif Hanım, çok çok teşekkür ederim size, dedi komşu.
– Sorun değil. Şarabınızı da
– Hiç önemli değil.
– Kocanız iyi mi peki?
– Hiçbir şey yokmuş aslında, iş arkadaşları işin şakasıymış. Bugün ilk öpücüğümüzün yıldönümü! Ofisine gittim, yere yatmış Ben Uyuyan Güzelim, öp! diye kağıt yazmış göğsüne. Sonra şarap alıp sinemaya gittik, gençlik gibi!
– Siz hep anlaşmalı mı konuşursunuz? Ben kaçıyorum artık!
– Emir nasıl davrandı? dedi çıkarken annesi.
– Berbattı. Arada birlikte zaman geçirelim mi, biraz terbiye verelim…




