Kayınvalidemin bana “çok özel” bir hediye vermeye karar verdiği o geceyi asla unutamayacağım.

O geceyi asla unutamayacağım; kayınvalidem bana çok özel bir şey vermeye karar verdiğinde.

Salı akşamıydı, evin eski mutfağında taze pişmiş ekmek kokusu dolaşıyordu. İşten erken gelmiştim, tabakları yerleştiriyordum. Kocam Kerem yanımdan geçerken, Annem birazdan uğrayacak, dedi.

Bir şey bırakıp gidecek, diye ekledi sonra.

Sesi bir tuhaftı; gergin, hafif de suçlu.

Kayınvalidem Nermin on dakika sonra geldi. Eski bir kahverengi zarfla sarılı küçük bir kutu tutuyordu elinde, sanki içinde servet varmış gibi dikkatle. Sana bir hediye getirdim, dedi.

Kereme baktım. Omuz silkti, telefonuna gömüldü.

Bana mı? dedim.

Tabii ki, diye gülümsedi Nermin. Artık aileden birisin sonuçta.

O cümle ağzından çıktığında her zaman içimde huzursuzluk yaratırdı.

Salona geçtik. Sarı lamba ışığı, eski vitrin üzerinde duran, Keremle evlendiğimiz günkü solmuş fotoğrafı aydınlatıyordu.

Açsana, hadi, diye ısrar etti Nermin.

Zarfı dikkatlice yırtıp, içindeki küçük metal kutuyu çıkardım. Kutunun içinden eski, hafifçe paslı bir anahtar çıktı.

Şaşkın bir bakışla yüzüne baktım.

Bu apartmanın bodrum katının anahtarı, dedi.

Sessiz kaldım. Anlayamamıştım.

Peki, sonra? diye sordum.

Nermin arkasına yaslanıp hafifçe gülümsedi.

Sanırım bazı eşyalarını orada saklaman daha iyi olur, dedi.

O an odada büyük bir sessizlik oluştu.

Hangi eşyalar? dedim.

Omuzlarını silkti. Yani, senin şeylerin Ev küçük biliyorsun.

Kereme baktım. Camın yanında durmuş, sessizce dışarı bakıyordu.

Kerem? dedim alçak sesle.

İçini çekti.

Annem sadece mantıklı düşünüyor, dedi.

Bir şey içimde kırıldı o anda.

Mantıklı mı? dedim. Eşyalarımı bodruma taşımamı mı istiyorsun yani?

Nermin dudaklarını büktü. Abartma. Biraz daha ferah olur işte.

Avucumdaki anahtara baktım; eski ve paslıydı.

Birden aklıma bir şey geldi: İki ay önce Nermin, komşunun gelinine de aynı lafı etmişti. Bir hafta sonra kadının taşındığını duymuştum.

İçimi bir korku sardı.

Bu, beni burada istemediğinin ince bir yolu mu? dedim titrek bir sesle.

Sadece bir çözüm sunuyorum, dedi Nermin sakin, mesafeli.

Kerem yüzünü bize döndü.

Belki de hepimiz abartıyoruz, dedi.

Ona baktım. Altı yıllık evliliğimize rağmen hâlâ aramızda seyirci gibi duruyordu.

Kerem, dedim fısıltıyla. Senin de kararın bu mu?

Uzun süre konuşmadı.

Sonunda, Kavga çıksın istemiyorum, dedi.

O söz beni fena yaraladı.

Koltuktan kalktım. Anahtarı alıp, eski fotoğrafın yanındaki masaya bıraktım.

Garip olan ne biliyor musun? dedim.

Nermin dikkatle izliyordu.

İnsanlar sanıyor ki sessiz olanlar sonsuza kadar dayanır.

Antreye çıkıp ceketimi aldım.

Nereye gidiyorsun? diye seslendi Kerem.

Kimsenin beni bir kolinin yerini değiştirir gibi oradan oraya koymayacağı bir yere.

Arkamdan geldi.

Bunu şimdi yapmak zorunda mıyız?

Sakin, kararlı bir şekilde baktım ona.

Aksine, tam da şimdi yapılması gerekiyor.

Nermin hafifçe güldü.

Dram yaratmak her zamanki huyun, dedi küçümseyerek.

Ona döndüm.

Hayır. Drama, insanı kendi hayatından silmeye çalışanlar olunca başlar.

Kapıyı açıp apartman boşluğuna çıktım.

Arkamda, anahtar, eski bir aile fotoğrafı ve derin bir sessizlik kaldı.

Bazen, bir yere ait olmadığının en açık işareti sana verilen bir hediyedir.

Dürüst olun: Size, yanında yer sunmak yerine bodrumun anahtarını verseler kalır mıydınız?

Rate article
Lifequest
Kayınvalidemin bana “çok özel” bir hediye vermeye karar verdiği o geceyi asla unutamayacağım.