Sanatoryumda Tanıştığım Bir Adamla Birlikte Yaşamaya Başladım; Çocuklarım İse Bu Kararımla Dalga Geçti

Bir adamla tanışıp onunla yaşamaya başladım, hem de Sanatoryumda tanıştığım biriyle. Ama bunu çocuklarıma anlatmaya kalmadan, kızım bir mesaj gönderdi: Anne, evden taşındığını duydum. Bu bir şaka mı?!

Olduğum yerde donup kaldım. Daha bir gün önce elmalı tart tarifi üzerine konuşuyorduk, şimdi ise attığı mesajın tonu soğuk ve suçlayıcıydı.

Ona her şeyin yolunda olduğunu, yakında konuşacağımızı yazdım. Ancak bana cevap vermedi. O anda anladım bu onun için iyi bir haber değildi; hatta onun gözünde skandaldı.

Peki ya ben? Şimdi mutfak masasında, onun evinde oturmuş, taze demlenmiş kahve kokusu ve açık balkondan gelen kuru çam kokusu arasında, yanımda nazikçe elimi tutan bir adamla birlikteydim. Üç ay önce tanışmıştık, ama aramızda yaşananlar hiç de gelip geçici değildi.

Her şey, sanatoryumdaki akşam yemeğinde onun sorduğu bir soruyla başladı: Sizce de bu çorba biraz fazla tuzlu değil mi? Ona baktım ve gülümsedim. Sonra olaylar hızlıca gelişti.

Birlikte yürüyüşlere çıktık, gecenin geç saatlerine kadar sohbet ettik, telefon numaralarımızı verdik. Eve döndükten sonra bunun sadece hoş bir anı olarak kalacağını sanmıştım. Ama o aradı. Sonra bir daha aradı.

Görüşmeye başladık; önce kafelerde buluştuk, sonra beni yazlığına davet etti. Yıllardır eksikliğini hissettiğim bir şey vardı onda: sıcaklık, ilgi, samimiyet. Yedi yıldır dul yaşıyordum. Bu sürenin büyük çoğunluğunda, çocuklarımın, torunlarımın, komşularımın, doktorların, eczanelerin gölgesinde yaşamıştım. Ama kendi duygularımın gölgesinde değildim; sanki onlar çoktan kaybolmuş gibi hissediyordum.

Bir anda, birinin sarılmasıyla yıllarımın, kırışıklıklarımın, yalnızlığımın yok olup gidebildiğini fark ettim. Bir gün bana, Boş bir odam var. Birkaç günlüğüne kalabilirsin. Ya da daha uzun süre de dedi.

O an, genç kızken hissettiğim o sıcak heyecanı yeniden yaşadım; doğru yerde olduğumu hissettim. Sessizce eşyalarımı topladım. Bunu büyütmek, çocuklarıma açıklama yapmak istemedim.

Bu, benim için tamamen kalbimin kararıydı. Ama onlar için bir kapris. Kızım, aramayı kestikten sonra, ben ona ulaşmaya çalıştım ama telefonumu açmadı.

Oğlum bana soğukça, Anne sen ne yapıyorsun? diye sordu. Ve ardından ekledi: İnsanlar konuşuyor. Senin yaşında böyle hareket edilmez. Şakayla karışık, Hangi yaşım sevgili oğlum? Daha altmış altı oldum! dedim. Ama esprimi anlamadı.

Onlara göre benim olmam gereken tek yer evdi; sürekli hazır, telefona bir tuş kadar yakında, yardıma, torun bakmaya yahut banka havalesi göndermeye hazır.

Alınganlıklar, ardından sitemler başladı. Her zaman sorumluluk sahibiydin. Şimdi ise ergenler gibi davranıyorsun! Böyle çekip gidemezsin! Komşular ne der?

Artık Başkaları için yaşamıyorum dedim. Bu konuşmalar sonrası işler daha da kötüleşti. Torunlarım aramayı kesti. En küçük torunumun doğum günü davetiyesi gelmedi. İçim acıdı. Fakat geri dönmedim.

Çünkü burada, çiçek kokan bu küçük evde, her sabah bana kahvemi hazırlayan ve Günaydın güzelim diyen bir adamla, gerçekten kendim oluyordum. Ne nineydim, ne yaşlıydım; sadece bendim.

Bir akşam ona, Sence çocuklar bir gün anlayacak mı? diye sordum. Omuz silkti: Bilmiyorum. Ama sen kendini anladın; en önemlisi de bu. O akşam uzun süre ağladım. Üzgün olduğumdan değil, duygulandığım için.

Bu hikâyenin nasıl devam edeceğini bilmiyorum. Belki çocuklarım döner, belki dönmez. Ama bildiğim tek şey; hiç kimsenin bana aşk için geç kaldığımı söylemeye hakkı yok. Aşk sadece gençlerin meselesi değil.

Çünkü ben tam da şimdi, kendimi genç hissediyorum. Ve belki kolay değil, etrafındakiler sana karşıyken mutlu olabilmek. Ama bu yine de mutluluk. Hem de gerçek ve hak edilmiş.

Çocuklar mı? Onların kendi hayatları var. Torunlar büyüyecek. Belki bir gün bana, yanlış bir şey yapan değil, kendisi olmaya cesaret eden bir kadın olarak bakarlar.

Ve bir gün bana, Hiç pişman oldun mu? diye sorarlarsa, sadece şunu söyleyeceğim: Tek pişmanlığım, bu cesareti göstermekte bu kadar beklemiş olmam. Çünkü insanın yeniden aşık olmak için hiçbir zaman geç değildir.

Hayat, kendi yolunu seçebilmektir; başkaları ne derse desin, insan önce kendisini dinlemelidir.

Rate article
Lifequest
Sanatoryumda Tanıştığım Bir Adamla Birlikte Yaşamaya Başladım; Çocuklarım İse Bu Kararımla Dalga Geçti