Nefretten Aşka: Bir Türk Hikayesi

Nefretten Sevgiye

Ali köpekleri asla sevmezdi. Bu his, onu ilkokul birinci sınıfta, tombul ve kızıl saçlı, gözlüklü, çantasına kitap ve defterleri tıka basa doldurmuşken, evlerinin arkasındaki boş arazide köpek sürüsü tarafından çevrelendiği günden beri onunla kalmıştı.

Sürü başı zayıf, simsiyah, suratında kızılımsı lekeler olan bir köpek Aliye gözlerini dikip bakıyordu.

Çocuk hem ağlıyor, hem de köpeklere yalvarıyordu; okulda yemediği sucuklu sandviçleri parçalayıp önlerine atıyordu, belki bırakırlar diye. Ama köpekler kararlıydı. Ne kadar uğraşsa da, sürü başı Ali hareket etmeye kalkınca üst dudağını sağ taraftan kaldırıp, keskin beyaz-sarı dişlerini göstererek kısık bir sesle hırlıyordu.

Sürü, Aliyi iki saatten fazla çevrelemiş halde tuttu. Aniden baş köpek sağ kulağını geriye yatırdı, uzaklara kulak kesildi ve sürüsüne bir işaret verip, sessizce arka taraftaki koruluğa doğru koşmaya başladı. Tüm köpekler onu takip edip, düzgün bir sıra halinde ağaçların arasında kayboldu.

Ali göz yaşlarını sildi, çantasını sımsıkı kavradı ve hızla eve koştu.

Ama eve hiç varamadı. O eski ahşap evde, ailesi ve birkaç komşusuyla oturuyordu, fakat eve geldiğinde artık her şey kül oluyordu gaz sobası patlamıştı.

Yangında, Ali’nin babasının dedesi olan, Ali için biricik dedosu can vermişti.

Dedo, eskiden denizciydi. Yelkenlerin tuzlu rüzgârına ve dalgalarına karışmış bir adam Kar beyazı bıyığı, sakalı vardı. Sakalını her yıl, yılbaşı geçti mi, bir kere tıraş ederdi. Sonra tekrar uzatır, saç örgüsü yapıp ucunu renkli bir lastikle bağlardı. Kimi zaman da o örgüyü kulağının arkasına atardı.

Ali, dedoyu kaybettikten ve köpeklerle karşılaştıktan sonra uzun süre kekeme oldu.

Yıllar geçti. Ortaokul yedinci sınıfa gelinceye kadar Ali çok zayıflamış, boyu da uzamıştı. Komik gözlüklerini lens ile değiştirmişti. Bir gün okuldan sonra, sınıfın en güzel kızı olan Gülceyi evine bırakıyordu. Ona kabadayılık yapmaya çalışan Samet vardı okulda herkesi korkutan, dokuzuncu sınıfta ikinci yılını okuyan, kavga meraklısı bir çocuk. Ali, Gülcenin yanında yürümeye cesaret edince, Sametin hoşlandığı kıza yaklaşıyordu.

Bir köpek, tıpkı rüya gibi bir anda önlerinde belirdi. Homurdanarak ve saldırgan bir şekilde aralarına girdi. Ali, köpeğin baskısıyla usulca geri çekilmek zorunda kaldı. Gülce köşeyi dönüp evine kaçınca, köpek de meydanı terk etti.

Ali içini çekip evin yolunu tuttu.

Ertesi gün matematik dersinde bir not aldı. Notta yalnızca üç cümle yazıyordu:

Artık peşimden gelme. Dün Samet seni dövmek istedi. Özür dilerim.

Gülce ile dostluğu başlamadan bitti, Ali köpeklere daha da büyük bir öfke duydu.

Zaman aktı, Ali büyüdü. Mükemmel bir eğitim aldı, birkaç yıl sonra kendi işini kurdu ve iş adamı oldu. İşleri yolunda gidiyordu, güzel bir kazanç sağladı; yeni dostluklar edindi. Aile hayatı da kısa zamanda düzenine girdi. O zamanki güzel Gülce, şimdi Alinin eşi olmuş, onlardan Minik adında harika bir oğulları dünyaya gelmişti adı, sevgili dedoya ithaf edilmişti. Sekiz aylık bebek, henüz tek bir kelime bile konuşmuyor; ama pusette otururken, sokaktan geçen köpeklere sürekli gülüp, hav, hav! diyordu.

O pazar günü Ali oğluyla parktaydı. Yavaş yavaş pusetini iterken, Minike kuşlardan bahsediyor; onların yemlikte çekirdek kemirdiğini anlatıyordu. Bir de sincaplardan, bir tanesi çam ağacından inip Alinin avucundan fındıkları alıyordu.

Vakit akşama yakındı; eve dönme zamanıydı. Parktan çıkarken Ali puseti yavaşça yolun karşısına sürdü. Işıklarda yeşil rakamları görünce geçmeye yeltendi.

O sırada bir yerden bir delifişek sosis köpeği fırladı!

O kadar içli havlıyordu ki, Ali ve puseti geçirememek için canhıraş bir şekilde üstlerine atılıyor ve adeta boğazındaki ses telleri kopacak gibiydi.

O an, pusete milimlerle çarpmamak için hızla gelen bir araba, az daha üzerlerine dalacaktı. Araç yol kenarındaki çimenlere çıktı, direğe saplandı.

Arabadan bir grup genç fırlayıp bağrışarak dağıldı.

Ali kalbini avuçlarında hissediyordu; nefesi kesilmiş, yolda geçenler bile onun kalp atışlarını duymuş olmalıydı.

Köpek yoktu, insanlar arabaya koşmuştu. Bir adam Aliyi kolundan tuttu.

Kardeşim, iyi misiniz? Pusete bir şey olmadı değil mi? korku dolu gözlerle Aliye bakıyordu.

Ali kısık bir sesle başını yana salladı, her şey yolunda, pusete bir şey olmadı dedi.

Eve nasıl vardığını hatırlamıyordu. Bunu Gülceye anlatmadı, niye kadını telaşlandırsın; sonuçta her şey yolunda geçmişti. Ama bu kez Alinin ruhunda garip bir kıpırdanma oldu; sosis köpeğini hatırlayınca, garip bir minnettarlık duydu. O minnet, çocuğunu kurtaran köpeğe karşıydı.

O akşam sustu, köpeklerle yaşadıklarını defalarca hatırladı ve anladı ki hayvanlar onu korkutmamış, tehdit etmemişti. Aksine, kendince Aliyi korumuşlardı. Gülce kocasının dalgınlığına şaşırıyor ama sessizce gözlemliyordu.

Yatma vakti öncesi, ailece apartmanın önüne çıktılar. Uzak bankta komşular toplanmıştı. Yanından geçerken Ali, garip konuşmalar duydu:

Ne yapacağız şimdi bunu? Kim ister ki böyle bir köpeği?

Komşunun omzunun üstünden bankta bir kutu gördü. Kutunun içinde minicik bir köpek yavrusu Gözleri yoktu, genetik bir talihsizlik gibi. İnsanlar alçak sesle konuşuyordu. Gülce pusetiyle ileride bekliyordu.

Ne olacak şimdi?
Nerede bakılır buna, yazık
Ben alamam böyle bir köpeği kadınlar fısıldaşıyordu.

Ali bankın önüne geçip kutuya eğildi. Yavru çikolatamsı bir tondaydı. İncecik mırıldanıyor, minik burnunu yana yana çevirip tanıdık bir koku arıyordu.

Ama annesinin sıcak bedeninden eser yoktu.

Bir an yere mıhlanmış gibi kalakaldı. Sonra boynundaki atkıyı çözdü bahardı evet ama akşamları hâlâ serindi.

İki eliyle dikkatlice yakaladı minik yavruyu, kucağına aldı üstelik arka bacakları da eğriydi.

Arkasından bir kadın nefesini tuttu, hatta ağladı galiba.

Ali, kör yavruyu, yeni doğan bir bebek gibi özenle sarmaladı; eline aldı:

Hadi bakalım minik, sanırım sıra artık bende Gel şimdi, seni annemizle tanıştırayım. O iyi yürekli, güzel bir kadındır. Mutlaka buzdolabında senin için süt vardır.

Ali, pusetin yanında bekleyen genç ve güzel kadının yanına yürümeye başladı. Gülce ona sevgiyle bakıyordu…

Rate article
Lifequest
Nefretten Aşka: Bir Türk Hikayesi