Vera Hanım, müsait misiniz? – Fabrika müdürünün kapısında duran yardımcılarından biri tereddütle sordu.

Buyurun, Sevim Hanım, bir şey mi istediniz? Fabrika müdürünün kapısında duran yardımcısı hafifçe eğildi.
Tabii, girin Osman Bey, dedi Sevim Hanım ciddi bir bakışla. Nasılsınız, bugün işler nasıl gidiyor?
Hangi işler? Nerede?
Atölyede, tabii.
Ha, atölye Atölyede her şey yolunda. Hayırdır?
Ne hayrı? Boşuna gelmediniz herhalde, söyleyecekleriniz var.
Aslında bir ricada bulunmam lazım, yardımcısı hafifçe başını eğdi. Yani, sizden bir şey istemem gerekecek.
Rica mı? Sevim Hanım, Osman Beye dikkatlice baktı, sonra başını salladı. Son zamanlarda size bir haller oldu; hiç eski halinizde değilsiniz.
Öyle mi dersiniz?
Evet. Son zamanlarda hayli düşüncelisiniz. Bir derdiniz mi var evde, ailede sorun mu çıktı?
Nasıl desem Osman Bey derin bir iç çekti. Az kaldı, ailemde gerçekten dert olacak. Eğer sizden bir belge alamazsam.
Belge mi? Sevim Hanım şüphelenerek sordu. Hangi belgeden söz ediyorsunuz?
Anlamanız zor Sevim Hanım, ama Osman Bey’in yüzü ciddileşti. Başka çarem yok. Sizden bir belge lazım. Eşim için.
Nasıl yani? Sevim Hanımın yüzü hayretle gerildi. Eşiniz için? Ne belgesi bu?
Sizinle aramızda kesinlikle hiçbir şey olmadığını, asla olmayacağını belirten bir belge lazım.
Ne olmadı?
Yani öyle Yakın bir ilişkimiz olmadı. Kadınla erkek arasında olan türden şeyler…
Aklınızı mı kaçırdınız? Sevim Hanımın rengi attı. Şaka mı bu şimdi?
Keşke şaka olsa, dedi Osman Bey kederle, ama eşim öyle bir kuruntuya kapıldı ki, sizin imzanız ve fabrikanın kaşesiyle hazırlanacak bir kağıda bağlı bizim ailemiz. Yoksa kesin boşanmak istiyor. Çocukları alıp annesine, ta Karsa götürecek diyor. Kars, bilirsiniz, dünyanın öbür ucu gibi. O yüzden yalvarıyorum, yazın şu belgeyi.
Allah Allah, Osman Bey! Sevim Hanım başını iki yana salladı. Nereden sardı eşiniz böyle bir şüpheye? Hiçbir ortamda denk gelmediniz ki; gömleğinizde de benim rujumun izi olmaz. Kim aklına sokuşturdu böyle bir düşünceyi?
Şuradan Osman Bey ceketinin cebinden telefonunu çıkardı, ekranı bulup bir fotoğraf açtı. Eşim şu fotoğrafı gördü.
Ee, Sevim Hanım fotoğrafa baktı; tüm fabrika yönetiminin çekildiği toplu bir kareydi. Bende de aynı fotoğraf var. Geçen ay belediyenin teşekkür belgesini alırken çekildik.
Evet, dedi Osman Bey yorgun bir gülümsemeyle. Ama sizle yan yana durmuşuz, ben de elimi omzunuza koymuşum.
Yan yana poz vermemiz gerekiyordu, herkes kadraja sığsın diye!
Haklısınız. Ama eşim diyor ki, siz başınızı yana eğip göğsüme yaslamışsınız; bu, ancak seven kadınların yaptığı şeymiş.
Yani? Sevim Hanımın gözleri öfkeyle parladı. Hangi seven kadınlar? Sizinkinin gözü yok mu? Ben başımı yana eğdim çünkü diğer taraftan Sevda Hanımın çiçekleri yüzümü kapatacaktı.
Ben de bunu uzun uzun anlattım, ama Ne kadar izah ettiysem o kadar şüphelendi. Yani, sizden bu belgeyi alamazsam işim biter. Vallahi biter.
Olacak şey değil! Sevim Hanım ellerini masaya vurdu. Vallahi bu kadarından da korkaklık fazla! Hanımınızdan bu kadar tırsmanıza pes!
Evet, ne yapayım, Osman Bey utana sıkıla başını eğdi. Çocuklarım var, onlar için dünyanın en pasif adamı olurum. Onlarsız yaşayamam ki!
Of Allah’ım, diye homurdandı Sevim Hanım ve temiz bir A4 aldı. Peki, diyelim ki belge lazım… Söyleyin, yazayım.
Tamam, Osman Bey fısıldadı. Şöyle yazın: “Ben Sevim Hanım, yardımcım Osman Beye tahammül edemem.”
Sevim Hanım bir anda ona tuhaf baktı, o ise sakinleştirici bir el hareketi yaptı.
Evet evet, yazın lütfen. Tahammül edemem. Hatta şunu da ekleyin: Hatta erkek olarak hiç sevmem, asla onunla bir araya gelmem. Bir milyon lira verseler de olmaz.
Bir milyon? Sevim Hanım şaşkınlıktan neredeyse güldü. Ben yardımcımı sevmiyorsam nasıl çalışacağım ki! Neyse
Lütfen, kaşe vurun, imza atın; başka türlü eşimi ikna edemem.
Mali işler birimindedir kaşe, refleksle söyledi. Sonra yazdıklarına bir göz daha attı, gözleri faltaşı gibi açıldı. Bu belge baştan sona saçmalık! Böyle şey olur mu? dedi ve kağıdı bir anda ikiye katladı, sonra bir kez daha, sonra da yırttı.
Ne yapıyorsunuz? Belge lazımdı bana!
Osman Bey, dedi Sevim Hanım garip bir tebessümle, şöyle düşündüm de Boşanın bence eşinizden, en hayırlısı bu.
Ne? Olmaz, çocuklarımı alır götürür!
Götüremez, dedi Sevim Hanım gülümseyerek. Çok iyi bir avukat tanıdığım var, size davada yardımcı olur. Çocuklar sizde kalır.
Ama
Merak etmeyin, sözünü kesti, çocukların bakımında da bizzat size yardım ederim.
Siz? Gerçekten mi?
Tabii. Size çok büyük saygım ve sevgim var, işinizi iyi yapıyorsunuz. Sizi pişman ettirmem, en iyi bakıcıyı bulurum.
Peki ya eşim?
O da isterse annesinin yanına, Karsa gider. Ya da gelsin, yüz yüze konuşalım, kadın kadına. Bir saçma belge yerine samimi bir sohbet daha iyi gelir.

Rate article
Lifequest
Vera Hanım, müsait misiniz? – Fabrika müdürünün kapısında duran yardımcılarından biri tereddütle sordu.