Eşimi Hiç Sevmedim, Yüz Kere Ona Söylesem de – Onun Suçu Yoktu, Güzel Bir Hayatımız Vardı

Hayatım boyunca eşimi hiç sevmedim, bunu ona defalarca söyledim. Suçu yoktu, aramızda anlaşmazlık da yoktu; huzurlu bir şekilde yaşadık. O bana hiç bağırmadı, kırıcı davranmadı tatlı huylu ve iyilik dolu bir kadındı. Ama tek eksiğimiz, aşk yoktu aramızda. Mutfak dolabındaki tencere-tabak gibi, yan yanaydık ama ruhlarımız birbirine dokunmuyordu.

Her gece yatağa uzanırken ve her sabah gözümü açarken kafamda tek bir düşünce dönüyordu: Onu bırakıp gidebilsem keşke! Belki o zaman gerçek aşkı bulabilecektim. Kalbimi çarpıtan bir kadını

Yine de, bu mümkün müydü? Elifle olmak bana huzur veriyordu. Harika bir ev hanımı olmasının ötesinde, Elif güzelliğiyle de büyüleyiciydi. Bütün arkadaşlarım hâlâ bana imreniyor, nasıl böylesine güzel bir kadınla evlendiğimi anlamaya çalışıyorlardı. Ben bile bazen şaşkınlıkla soruyordum kendime, bu kadın beni neden sevdi ki?

Sıradan bir adamdım. Kalabalık içindeki yüzlerce adamdan farkım yoktu. Ama O beni seviyordu Ne garip!

Onun bana olan sevgisi ve sadakati içimi kemiriyordu. Özellikle de Elifin güzelliği. O kadar iyi biliyordum ki; ben evi, bu yuva dediğim yeri terk ettiğim anda, hayatıma dair tüm bağları kopardığımda, onun kalbi için bekleyen yeni ve daha iyi bir aday hemen çıkacaktı. Belki daha zengin, daha yakışıklı, daha başarılı

Elifi başka birinin kollarında hayal ettikçe, aklımı kaybedecek gibi oluyordum. Ona karşı hiçbir şey hissetmesem de, hissetmemiş olsam da Elif hâlâ benimdi. Onunla yalnızca güzel ve gösterişli biriyle birlikte olma fikri bana cazip gelmişti, hepsi bu.

Ama Bir insan sevmeyerek ömür boyu yaşayabilir mi? Yapabilirim sandım, yanılmışım.

Yarın ona her şeyi anlatmalıyım, dedim içimden ve o gece ağır bir yükle uykuya daldım.

Sabah, kahvaltı sofrasında, cesaretimi toplayıp açık açık konuşmaya karar verdim:

Elif, bir oturur musun? Sana söylemem gereken bir şey var.

Tabii, seni dinliyorum, aşkım.

Düşünsene, bir gün ayrıldık, birbirimizden uzaklaştık, İstanbulun farklı köşelerinde yaşıyoruz

Elif hafiften gülümsedi:

Bu ne biçim hayal Yeni bir oyun mu başlattın yoksa?

Dikkatlice dinle, şimdi söyleyeceğim şey ikimiz için de önemli.

Tamam, hayal ettim. Ne var bunda?

Doğrusunu söyle, ben gidersem hemen başka birini bulur musun?

Mete, sana ne oldu böyle? Neden gidecekmişsin ki?

Çünkü ben seni hiç sevmedim, Elif. Hiç de sevmeyeceğim.

Sen ciddi olamazsın Şaka mı yapıyorsun? Hiçbir şey anlamıyorum

Senden ayrılmak istiyorum, ama düşüncesi bile canımı yakıyor. Başka biriyle birlikte olacağın fikri de aklımı tırmalıyor.

Elif bir an sustu, başını eğdi Sonra bakışlarını kaçırmadan konuştu:

Senden iyisini bulamam zaten Mete. Dilersen git, benden sonrası kimse olmasın, buna söz veriyorum.

Gerçekten mi söz veriyorsun?

Elbette, Mete, dedi Elif, hafifçe gülümseyerek.

Peki ben nereye gideceğim ki?

Hiç mi gidecek yerin yok?

Hayır, yıllardır her şeyimizi birlikte paylaştık Belki de birlikte yaşlanmalıyız; başka çarem yok gibi, diye iç çektim.

Dert etme bunları. Ayrıldıktan sonra evi satar, iki küçük daire alırız; herkes yoluna gider.

Gerçekten mi? Hiç böyle bir iyilik beklemezdim. Neden bana bu kadar yardım ediyorsun?

Çünkü seni gerçekten seviyorum, Mete. Birini sevince, yapabileceğin tek şey onun mutlu olması için elinden geleni yapmak. Zorla kimseyi yanında tutamazsın.

Aylar geçti ve nihayet mahkeme bizi ayırdı. Birkaç hafta sonra öğrendim ki Elif, verdiği sözü tutmadı, hemen yeni birini bulmuştu. Ve annesinden miras kalan evi de hiçbir zaman satmaya niyetli değildi.

Bomboş ve tek başıma kaldım. Yıkılmış, güveni kalmamış bir adam olarak. Bundan sonra kadınlara nasıl güvenebilirdim? Bilmem

Mete hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu hikaye, okuyucumuzun gerçek hayatına dayanmaktadır. Olaylar ve isimler tamamen tesadüfidir. Fotoğraflar sadece temsilidir.

Rate article
Lifequest
Eşimi Hiç Sevmedim, Yüz Kere Ona Söylesem de – Onun Suçu Yoktu, Güzel Bir Hayatımız Vardı