Neden bana geldin anne? Hayatın boyunca hep Nadiye yardım ettin, şimdi de yardımını ondan iste! – diye çıkıştı bana oğlum.

Neden geldin bana, anne? Sen hep Elife yardım ettin, şimdi de ne yardım istersen ona git! dedi oğlum bana. Oğuzhan, eve buyur bile demedi, kapının eşiğinde benle konuştu, sesi soğuk, bakışları yabancıydı.

Oğlum, öz ananı eve almıyor musun artık? dedim, duygularımı tutamadım, gözlerim doldu. Oğuzhan, kapıyı yüzüme çarpmak üzereydi ki o sırada gelinin sesi duyuldu.

Kiminle konuşuyorsun Oğuzhan? dedi Zeynep, koridora çıktı.

Anne, siz misiniz? diye şaşkınlıkla sordu. Soğukta neden bekliyorsunuz, buyurun içeri geçin.

Oğuzhan elini savurdu, arkasını döndü gitti; ben ise hemen ayakkabılarımı çıkarmaya koyuldum. Ne de olsa, sonunda gelinim beni içeri davet etmişti ve konuşacak çok önemli bir meselem vardı.

Oğluma gerçekten hata yaptım, ama ancak şimdi anladım ne kadar büyük bir hata olduğunu. İki çocuğum var: oğlum Oğuzhan ve kızım Elif. Yıllarca hep kızıma destek oldum, oğlumu ihmal ettim.

Sanıyordum ki o kendisi her işin üstesinden gelir, bana ihtiyacı yok; meğerse öyle değilmiş, meğer oğlum neye sahipse bir nebze de bana kendini ispatlamak için o kadar çabalamış ve ben bunun kıymetini hiç bilememişim.

Bende her zaman biraz para vardı; çünkü yirmi senedir Almanyada çalışıyorum, ama hep kızım Elife destek verdim, şimdi çok pişmanım. Çünkü Elif ne minnettarlık gösterdi, ne de sıkıştığımda arkamda durdu.

Ben Almanyaya gittiğimde Oğuzhan on sekiz, Elif on altı yaşındaydı. Annem çocuklarla kaldı; yıllar önce eşim bizi terk etmişti. İmkansızlık içinde hayatta kalmaya çalıştığımızdan gurbeti tek çare olarak gördüm.

İtalyadan ilk kazandığım avro ile evimizin tadilatına başladım, annem buna çok sevinmişti, çünkü sonunda eve su ve banyoyu getirdim.

Kısa zaman sonra Elif, evlenmek istediğini söyledi. On dokuzunda evlenmek erken diyordum ama, karşı çıkmadım. Damadımız aynı köyümüzdendi ama yeni evliler gelip bizim eve taşındılar.

Oğlum Oğuzhan, damatla baştan hiç geçinemedi; sonra bir kızla nişanlanıp evi terk etti. Gelinim Zeynep, yetiştirme yurdunda büyümüş; devletten yurt odası düşmüş onlara, orada yaşadılar.

Kızım Elif, paranın kime gitmesi gerektiğine karar verip,
Anne, ben evde kaldım, bütün para bana düşer artık, dedi.
Oğlum ise hiç bir şey söylemedi, talepsizdi. Bana uymuştu, yıllarca kazandığım binlerce lirayı Elife gönderdim, o da dilediği gibi harcadı. Oğlum kendi ailesine, kendi imkânlarıyla, sessizce baktı.

Sonra hayatım altüst oldu. Annemi kaybettikten kısa süre sonra Elif boşanacağını söyledi. Karakteri hep dik başlıydı, ne isterse mutlaka yapardı.

Şimdi ne yapacaksın peki? diye sordum kızımı.

Seninle Almanyaya geleceğim, dedi birden.

Birlikte gittik, ama Elif ağır işlere yanaşmadı. Ufak tefek temizlik işlerine gitti, kazandığını kiraya ve yemeğe harcadı.

Ben ise yaşlı bir adamın yanında bakıcılıkta çalışıyordum, bu yüzden hem kalacak yere hem yemeğe para vermiyordum. Elime geçen bütün maaşı Elif aldı; çünkü kafasına ev almak fikrini koymuştu.

Anadoludaki evimize dönmek istemiyordu, beni ikna etti.
Evi satalım, burada birikim yaparsak daha hızlı evimiz olur, dedi.

Evi sattık, biriktirdiğimizle ancak peşinat oldu. Elif bankadan kredi çekmek için hazırlanırken başka bir adamla evlendi. Kocası kalanı tamamladı, küçük bir daire aldılar.

Ben çalışmaya devam ettim, geleceği hiç düşünmedim. Oysa ki düşünmeliydim; zira kısa süre önce hastalandım, iş göremez hale geldim. Elife, önceden anlaştığımız gibi yanına yerleşmek istediğimi söyledim.
Ama bana,
Anne, bizim ev çok küçük, seni misafir edemem. İyileş, geri çalışmaya başla, dedi.

Dinlemedim, Türkiyeye döndüm, ama ev de yoktu, çünkü satmıştık. Köyde kocaman bir arsam kaldı, neredeyse bir dönüm, ya satmam lazım ya da yeni ev inşa etmem. Peki, para nereden?

O yüzden, Oğuzhandan yardım istemekten başka çarem kalmadı. Gönül kırgınlığı öylesine büyüktü ki, oğlum yüzüme bakmak dahi istemedi. Gelinim Zeynep ise yalnızca beni içeri almakla kalmadı, çıkış yolunu da buldu.

Anne, biz de Oğuzhanla arsa bakıyorduk. Ev kuracağız. Müsade ederseniz sizin arsada evi inşa edelim. Tamamlandığında hep birlikte yaşarız, dedi Zeynep.

Oğuzhan baştan biraz homurdanıp karşı çıktı ama, zamanla eşinin fikrini benimsedi. O akşam kırgınlığını unuttu.

Zeynep hemen beni bırakmadı, güzelce akşam yemeği hazırladı, bana yatak serdi, sabah da hastaneye gideceğimizi söyledi.

Bunca iyiliği niye yapıyorsun kızım? dedim.

Çünkü hiç annem olmadı benim, şimdi oldu, diye gülümsedi.

Böylece oldu işte. Öz kızım benden vazgeçti, ama gelinim bana yuva oldu.

Rate article
Lifequest
Neden bana geldin anne? Hayatın boyunca hep Nadiye yardım ettin, şimdi de yardımını ondan iste! – diye çıkıştı bana oğlum.