Anıl, beni ailemin evine bırakmayı kabul etti ama inanılmaz derecede şaşıydı; sonunda beni çocuk yuvasının önünde indirip gitti, sanki tavuk tarafından gagalanmış gibi.

Beni anne ve baba evine kadar bırakmayı teklif eden leylek tam bir şaşkındı. Gözleri bir oraya bir buraya bakıyor, güven vermiyordu. Çocuk yuvasının önünde bırakıp gitmişti, sanki üzerine tüy dökülmüş ürkek bir tavuk. O günden sonra hayatım bir süre hiç yolunda gitmedi.

Kırkıma bastığımda ise, sonunda o kuyu gibi dipsiz çukurdan çıkmayı başarabildim. Evimi kendi ellerimle yaptım, Feride ile yuva kurdum, ikinci el de olsa bir araba aldım. Şimdi tek eksik, bir ağaç dikmek ve birini büyütmek kalmıştı. Büyütmeyi Ferideyle kesin yapabiliriz, bir ikincisini de hiç düşünmedik açıkçası.

Kahvemi demlerken kafamda hep bu dikmek, büyütmek ve bu pespaye yağmurlu sabah dolaşıyordu. Evin içinde süzülen rüzgar, eski pijamalarımı dalgalandırıyordu. Komik olan, o pijamaları aile kurmadan çok önce almıştım. Hayatın ironisi işte.

Birden camdan tıkırtılar geldi. Yine çocuklar güvercinleri ya da camımızı mı taşlıyor, ne yaramazlar Hele bir leylek gelse, akıllanırlar! Tıkırtı tekrarlandı, hem de üçüncü kattayım. Perdeyi araladım. O eski leylek, çocukluk hayallerimin şaşı gözüyle balkonda hopluyordu.

Defol git buradan, diye bağırdım korkuyla. Ekmeğim elimden fırladı ve doğrudan yere çakıldı.

Mehmet abi, affet beni! uzattı kafasını aralıktan leylek. Suçluyum, biliyorum, hakkın var. İstersen kanadımı çekiştir, sağ kanadımı, biraz daha büyük zaten.

Hadi, dışarı! Uzun boynunu iki elimle geri itmeyi denedim ama inatçıydı.

Mehmetçim, dur bi’ dinle! diye gıdakladı. Bir söyleyeceğim var.

Konuşmayı da mı öğrendin sen, yaramaz kuş! Şimdi var ya, buraya düğüm atacağım!

Özürle geldim, dedi biraz çevirerek gagasını.

Geç kaldın, burni büyük!

Tam o sırada kapı zili ısrarla çaldı. Feride geldi!

Defol git, dedim leyleğe, zar zor başını dışarı ittirdim. Dönünce sakın burada olma!

Otomatik şekilde kapıya yöneldim. O arada leyleğin sesi gene geldi cam kenarından:

Affet, Mehmet abi! Gerçekten affettiririm! Her şey yoluna girecek!

Feride içeri bir anda daldı; üstü başı sırılsıklam, ama yüzünde kocaman bir tebessüm. Sırılsıklam saçları yanaklarına yapışmış, gözleri ışıl ışıl. Sanki o da yol üstünde leyleğe rastlamış gibi!

Bir söz söyleyemeden, şemsiyeyi bir kenara fırlattı, boynuma sarıldı:

Dört tane! Dört tane olacak! sevinçten çığlık attı.

Ne, dört tane? Şaşkın bakışlarla yüzüne daldım.

Dördüz, Mehmet! Dördüzümüz olacak! Dört tane minik yaramaz! diyerek neredeyse ağlayacaktı.

O an, leyleğin söylediğiyle Feride’nin heyecanı birleşti kafamda. Jet hızıyla balkona fırladım. Şaşı leylek yeni havalanıyordu. Kanadına ya da kuyruğuna yapışmak istedim.

Ama geç kalmıştım.

Dur, haylaz leylek! Dur diyorum sana, koca burunlu! diye bağırdım peşinden.

Hakkını ödedim! sesi yukarıdan yankılandı.

Geri döndüm, arkamda Feride, mutluluktan ağlıyordu. O anda anladım ki, aslında bir mucize, gecikse de insanın kapısını çalabiliyor.

Rate article
Lifequest
Anıl, beni ailemin evine bırakmayı kabul etti ama inanılmaz derecede şaşıydı; sonunda beni çocuk yuvasının önünde indirip gitti, sanki tavuk tarafından gagalanmış gibi.