Girebilir miyim, Sevim Hanım? Fabrika müdürünün kapısında duranlardan biri, yardımcı müdürdü.
Tabii, buyurun Kemal Bey, dedi Sevim Hanım, ciddiyetle başını sallayarak. Bugün işlerimiz nasıl gidiyor bakalım?
Hangi işler? Nerede?
Üretim bölümünde.
Ah evet, orada işler yolunda. Bir sorun mu var?
Siz şimdi bana öyle kolayca gelmediniz herhalde. Muhtemelen söylemek istediğiniz bir şey var.
Evet, size bir konuda ricada bulunacaktım, dedi Kemal Bey, yüzünü ekşiterek.
Rica mı? Sevim Hanım, karşısındaki kibar görünümlü adamı dikkatle süzdü ve başını salladı. Ay Kemal Bey, sizden son günlerde hiç hoşlanmıyorum.
Son günlerde mi?
Evet. Bir tuhafsınız. Yüzünüz asık geziyor. Sanki evinizde travma yaşanıyor gibi. Ailenizde bir sorun mu var?
Nasıl desem… derin bir iç geçirdi Kemal Bey. Birazdan ailemde büyük sorun olacak. Eğer sizden bir belge almazsam.
Nasıl bir belge? Sevim Hanım hemen dikkate aldı. Anlamadım, ne belgesi?
Sizin anlamamanız normal… Kemal Bey iyice ciddileşip dramatik bir ifade takındı. Ama başka yolum kalmadı. Sizden bir belgeye ihtiyacım var. Eşim için.
Ne? Sevim Hanımın yüzü şaşkınlıktan gerildi. Eşiniz için belge mi? Ne belgesiymiş bu?
Sizinle aramızda hiçbir zaman hiçbir şey olmadığını, olmayacağını gösteren bir belge…
Ne olmadı?
Yakın ilişkimiz olmadığını anlatan bir yazı… Kemal Bey hızla kızarmaya başladı. Yani kadınla erkek arasındaki türden yakınlık…
Delirdiniz mi siz? Bu kez Sevim Hanımın yüzü bembeyaz kesildi. Yoksa benimle dalga mı geçiyorsunuz?
Keşke öyle olsa… Ama inanın, bu kağıda siz imza atıp mühür vurmazsanız, ailem dağılır. Eşim kafasına bir şeyler taktı, sizinle ben sevgiliymişiz gibi düşünüyor.
Sevim Hanım bir süre açık ağzıyla öylece kaldı, sonra yavaşça sordu:
Eşinizin aklı mı yerinde? Kadından kocasından böyle bir belge istemek… Ben hayatımda hiç duymadım. Filmlerde bile görmedim.
Ben de biliyorum! diye döküldü Kemal Bey, sesi titrek. Ama yapacak bir şeyim yok. İki çocuğumuz var. Eşim diyor ki, siz bu belgeyi vermezseniz boşanacak. Sonra da çocukları alıp annesinin yanına Vana gidecek. Biliyor musunuz, orası dünyanın öbür ucu. Lütfen, rica ediyorum, şu saçma belgeyi yazıp verin.
Kemal Bey! dedi Sevim Hanım, hâlâ olan bitene inanamıyordu. Eşiniz neden böyle şeyleri kuruyor? Ben onunla bir kere bile karşılaşmadım. Gömleğinizde ruj izi bile olamaz ki! Nerden çıkarıyor bunları?
Buradan… Kemal Bey ceketinin cebinden telefonunu çıkarıp bir fotoğraf açtı, Sevim Hanıma gösterdi. Eşim bu fotoğrafı görüp kafasında kurmuş.
Ee, ne var ki bunda? Sevim Hanım fotoğrafa bakarken şaşkındı; fabrikanın tüm yönetimi bir aradaydı. Bende de aynısı var. Belediyeden teşekkür mektuplarını aldığımız gün çekildi.
Evet, iç geçirdi Kemal Bey. Ama biz yan yana durmuşuz, ben de sizin omzunuza elim değmiş.
Kalabalıktık ve hepimiz kadraja sığmak zorundaydık!
Aynen öyle. Fakat kafanızı benim göğsüme eğmişsiniz. Esra diyor ki, Bir kadın bir erkeğin göğsüne sadece âşıksa öyle başını koyarmış.
Ne diyorsunuz siz! Sevim Hanımın gözleri öfkeyle ışıldadı. Hangi âşık kadın! Göz var nizam var, çiçekleri elinde tutan Zeynep Hanımın elindeki çiçekler yüzümü kapatmasın diye eğildim ben.
Bakın, Esraya da bunu defalarca anlattım. Ama ne kadar açıklasam da şüpheleri daha da büyüdü. Yani sizin belgeniz olmadan bu iş olmayacak!
Böyle saçmalık olmaz! diye atıldı Sevim Hanım. Eşinizden bu kadar mı korkuyorsunuz? Onun gölgesinden korkar hale gelmişsiniz!
Evet, korkuyorum, hem de çocuklarım için. Onlarsız yaşayamam. Anladınız mı?
İnanılır gibi değil, mırıldandı Sevim Hanım, ardından bir boş A4 kağıdı aldı. Tamam, madem öyle çok istiyorsunuz, haydi söyleyin ne yazacağım?
Evet, Kemal Bey başını eğdi. Şöyle yazın: Ben Sevim Aksoy, şu an fabrikada yardımcı olarak çalışan Kemal Yıldırımdan hiç hoşlanmıyorum.
Sevim Hanım kaşlarını kaldırdı, ama Kemal Bey el işareti yaparak devam dedi.
Evet, aynen böyle yazın. Hiç hoşlanmıyorum. Hatta, ekleyin: Erkek olarak da sevmiyorum, asla yakınlaşmam! Bir milyon lira verseler bile ona elimi sürmem. Şimdi imzanız ve mühür… İşte hepsi bu.
Mühür muhasebede, dedi Sevim Hanım otomatik olarak. Sonra yazdıklarına tekrar göz gezdirdi ve şok içinde kaldı.
Bunlar tam anlamıyla saçmalık! Böyle saçma bir talep olamaz! dedi sertçe, kağıdı ikiye, sonra dörde, sonra bir daha yırttı.
Ne yapıyorsunuz? diye korktu Kemal Bey. O belge lazımdı!
Bakın Kemal Bey, dedi Sevim Hanım hafif bir gülümsemeyle, Ben şimdi düşündüm ki, siz Esra Hanımdan ayrılın, içiniz de rahat etsin.
Olmaz! diye titrek bir sesle karşılık verdi. Çocuklarımı alır, götürür. Onlarsız yaşayamam.
Götüremez, dedi Sevim Hanım gülümseyerek. Benim çok iyi bir avukat arkadaşım var. Size her konuda yardım eder. Mahkemede çocukların velayeti size verilir, hiç merak etmeyin.
Ama ben…
Gerekirse, diye sözünü kesti Sevim Hanım, Size çocukları büyütme konusunda bizzat yardım ederim.
Siz? Bana? Gerçekten mi?
Tabii ki. Sizi insan olarak severim ama sırf iş için değil, size çok iyi bir bakıcı bulurum. Memnun kalırsınız.
Esra Hanım?
Esra Hanım ister annesinin yanına Vana gider, ister bana gelir, konuşuruz. Kadınca dertleşmek, akıl vermek belgeye bin kat daha iyi. İnanın bana.
Vera Hanım, bir dakikanızı alabilir miyim? – Fabrika müdürünün kapısında yardımcılarından biri durakladı.




