Markaların ve etiketlerin kaderleri belirlediği bir dünyada, asıl önemli olanı; yani insanı, unutmak ne kadar kolay… Bu hikaye, İstanbulun en lüks otellerinden birinde düzenlenen kapalı bir yardım gecesinde, tuhaf bir rüya âleminde yaşandı.
Yakut Salon ampulleri ve zümrüt süslemeleriyle pırıl pırıl parlıyordu. Altın rengi elbisesiyle göz kamaştıran Zeynep ve yanında duran Orhan, koleksiyonluk bir şarap tadımlarken davetliler hakkında gülüşüyorlardı. Kahkahaları bir anda kesildi. Kapıdan içeri, genç bir kız, Derya girdi. Üzerinde sade, yıpranmış bej bir pardösü ve topuksuz, sıradan bir ayakkabı vardı.
Zeynepin gözlerindeki küçümseme açıkça okunuyordu. Deryanın ayakkabılarına baştan aşağı bakıp alaycı bir şekilde ağzını büktü. Orhan başını hafifçe Zeynepe eğip yüksek sesle fısıldadı:
**Temizlikçi hanımlar galiba servis kapısını şaşırmışlar, ne dersin?**
Zeynep bir adım öne çıktı ve sesini biraz daha yükselterek konuştu:
**Canım, ücretsiz çorbayı üç sokak ötede dağıtıyorlar. Senin bu tabloya pek uygun olmadığını söylemem gerek.**
Derya, gözlerini çekinmeden Zeynepin gözlerinin içine dikti. Sessizliğinde öyle bir vakar, öyle bir sakinlik vardı ki, salonun tüm ışıltısı sanki bir anda sönüvermişti.
O sırada, pahalı lacivert takım elbisesiyle yaşlı bir adam vakfın yöneticisi olan Sayın Hakan hızlı adımlarla onlara yaklaştı. Zeynep ve Orhan, büyük bir ilgi beklerken, Hakan Bey doğrudan Deryanın önünde durup başını saygıyla eğdi:
**Derya Hanım! Bizi affedin, özel jetiniz beklenenden önce indi. Holding satın alımı için kontrat sizi bekliyor.**
Kamera gözünde Zeynepin suratı adeta bir maske gibi dondu. Elindeki paha biçilmez şarap kadehi, parmaklarından kayıp, mermer zemine düşerek kırıldı.
Finalde, Derya yardımcısının uzattığı kalemi büyük bir sükûnetle aldı ve eski pardösüsünü çıkarmadan belgeleri imzaladı.
Ardından, buz gibi bir edayla Zeynepe dönerek fısıldadı:
**Bu arada Zeynep, burası artık senin partin değil. Binayı ve eşinin şirketini az önce satın aldım. Senin estetiğin bundan sonra benim planlarıma uymuyor. Güvenlik, bu misafirleri çıkarın lütfen.**
Orhan ve Zeynep, şaşkınlık içinde kalakaldılar. Güvenlik görevlileri kibar fakat net bir dille ikiliyi salondan çıkardı.
**Ders:** Bir insanın gücünü eski bir pardösüyle ölçmeye kalkmayın. Yarın sizin kaderinizi tayin edecek olan, o eski paltolu kişi olabilir…




