Babacığım, nasıl olur böyle bir şey?! Anneme bunu nasıl yapabildin?!

Babacığım, nasıl olur?! Anneme bunu nasıl yapabildin?!
Güzin parktaki yürüyüşte arkadaşıyla dolaşıyordu, birden bir adam ve kadını fark ettiler. Adam kadına sarılmış, kulağına bir şeyler fısıldıyor, kadın da mutluluktan kulakları burnunda sırıtıyordu. Güzinin gözleri fal taşı gibi açılmıştı, o çift gözünün önünden bir türlü gitmiyordu.

Güzin, ne oldu? Güzin!
Yok bir şey. Hadi gidelim, deyip geçiştirdi Güzin.

Kızlar vedalaştı. Güzin eve doğru yürürken hâlâ gördüklerine inanamıyor, Böyle bir şey mümkün değil! diye iç geçiriyordu.

Babacığım, ya gerçekten?! Anneme bunu nasıl yapabildin?! Gördüklerine aklı ermiyordu.

Güzin ve arkadaşı Zehra o gün etüte girmişlerdi. Eve gitmek kimsenin işine gelmiyordu, Güzin önerdi:
Zehra, hadi parkta biraz turlayalım!
Hadi, hava kararmadan, dedi Zehra.

Park rotadan tamamen sapmak olsa da, değişiklik iyidir dediler. Park boyunca yürürlerken sevgi dolu çiftleri azıcık da olsa kıskanç gözlerle izlediler. Kimseler kızlara dönüp bakmadı tabii.

Parkın tenha bir yamacına döndüklerinde bir adam ve kadını gördüler. Tanıdık bir kafa, ama adamın yaşı biraz geçkin gibiydi. Kadın ise pek bir havalı. Güzinin bakışları saplandı kaldı çifte.

Zehra ilgisizce başını çevirip Güzine bakınca, onun şaşkınlığını hemen fark etti.
Ne oldu sana Güzin?
Yok bir şey Hadi yürüyelim, deyip hızla uzaklaştı Güzin.

Parktan çıktılar. Güzinin kafasını kurcalayan görüntü bir türlü gitmek bilmiyordu. Vedalaşıp kendi evlerinin yoluna koyuldular.

Eve dönerken Güzinin aklında hep aynı sahne vardı: Mutlu bir kadın, kulağına aşk mırıldayan adam ve etraflarında olan bitenin farkında bile değillerdi, hatta Kendi kızlarının bile!

Babacığım, neden Oysa seni hep ideal biri sanmıştım. Başka biri mi var? Bunu görmesem asla inanmazdım! içinden fırtınalar kopuyordu

Güzin akşam evine geç dönmüştü.
Hadi gel soğutmadan yemek ye, annesi homurdandı. Sizi babanla beklemekten yaşlandım.
Ellerimi yıkayıp gelicem! dedi Güzin, sesi mezarlıktan gelir gibi.

Banyoda uzun süre kaldı; sonrasında odaya geçtiğinde babası henüz gelmemişti. Yemeğini yedi, odasına çekildi.

Dizüstü bilgisayarının başına geçti ama aklı hâlâ parktaki sahnedeydi. Düşünmeden edemedi:
Benim babam. Demek ki yetişkinlerin hayatında aldatma, yalan sıradan şey? Neyin eksikliğini çekiyor ki? Annemi bizden bırakıp bu kadına mı gidecek? Sonra aklına bir fikir geldi.

Yok canım, bu kadın babamı elimden alabileceğini sanıyor. Demek ki benden haberi bile yok

O sırada giriş kapısından bir ses yükseldi:
Kusura bakma hayatım! Bugün çok zordu, diye babasının sesi yankılandı.

Eskiden ay sonlarına doğru zor olurdu günlerin, annesi iğnelemeyi ihmal etmedi. Şimdi her gün mü zor?

Jale, bak şimdi öyle

Her zamanki gibi kızının odasına uğradı, öpmek için uzandı ama Güzin yana çekildi:
Git, yemeğin soğuyacak!

Kızım, bir sıkıntın mı var?

Yoo Ya senin?

Baba kızına dikkatlice baktı, bir şeyler demek istedi ama vazgeçti, mutfağa geçti.

Tüm akşam Güzin odasından çıkmadı. Babasını tekrar kazanmak için planlar yaptığı bir gece geçirdi.

Sabah ise annesiyle babasının tartışanımsı konuşmasıyla uyandı:
Yavuz, nereye böyle?
İşim çıktı, acil. Hemen dönecem.
Bugün cumartesi, aileyle bir gün geçirsen ya!
Öğlene kalmam, sonra birlikte çıkarız.

Güzin odadan çıktı, esniyerek yeni uyanmış numarası yaptı.
Sen nereye kuzum? annesi hemen atladı.

Anne, kursa geç kalıyorum!
Aklım almıyor, bütün gün meşgulsünüz, diye annesi söylenirken Güzin çoktan banyodaydı.

Babası koridorda beklerken, annesi kahveyi hazırlamıştı.
Kızım, ben de bırakayım seni!
Güzin, kahveni içmeden çıkma! mutfaktan annesi seslendi.
Hadi iç, ben bekliyorum, baba telaşlı ama suçluluk hissiyle gülümsüyordu.

Hızla kahvesini ayakta dikti, hemen kapıya çıktı:
Hadi baba, gidelim!

Bir süre sessiz yürüdüler, sonunda babası konuştu:
Bir şeye mi kızdın bana?
Yok baba! Sanırım ergenlik krizim, sonra bir anlık cesaretle, Seni çok seviyorum baba!
Ben de seni çok seviyorum kızım!
En çok mu?

Babası hafif irkildi, şüpheyle baktı ama tekrar:
En çok dünyada seni seviyorum!

Yüzler gülüyor ama utanç, göz göze gelmeye çare değil.
Baba ben buradan giriyorum, öğleye bekliyorum, söz vermiştin.

Güzin kursa gidiyormuş gibi yaptı. Arkasını döndü, çalıların arkasında saklandı, sonra babasını takip etmeye başladı. Umuyordu ki işe gidecek ama başka bir yöne saptı babası.

Epey yürüdüler. Babası hiç arkasına bakmadı. Sonunda bir apartmanın önüne geldiler. Baba, ağaçların yanında bir cep telefonuyla konuştu.

Beş dakika sonra kapıdan bir kadın çıktı. Güzin istemeden Aman Allahım ne kadar güzelmiş! diye iç geçirdi. Belli ki annemden daha değerli onun gözünde.

Kadıncağız babasına koştu, öptü, kol kola takılıp yürümeye başladılar.

Bilinmedik bir mahalleydi, caddeler bile tenha. Küçük bir parkta oturdular, konuştular, konuştular Sonra uzun bir öpüş.

Güzinin içini acı bir his kapladı. Ama gözünü bir an bile ayırmadı.

Bir süre sonra ikisi de kalktı, geldikleri eve geri döndüler. Yine öpücük, yine gülüşme. Babası oradan ayrıldı, kadın da tekrar binaya girdi.

Güzin bir köşede ne yapacağını düşünüyordu. Tek isteği vardı: O kadına bir ders vermek.

O sırada kadın tekrar dışarı çıktı, elinde çöp poşetleriyle konteynere gidiyordu. Güzin hemen arkasına takıldı.

Merhaba, diye önünü kesti kadın çöpü atıp dönerken.
Eee, merhaba? kadın şaşkınlıkla baktı. Bir sorunun mu var?
Dinle! Bir daha babamla görüşürsen sana gününü gösteririm!
Sen de kimsin?
Anlamadın mı?
Ne istiyorsun benden? kadın şaşkındı.
Gayet açık konuştum, Güzin telefonu işaret etti. Al bakayım şu telefonu!

Buyur, dedi kadın.

Babamı ara. Dediğimi söyle: Bir daha gelmesin! Ben onun kızıyım ve babam annemi çok seviyor!

Kadıncağız numarayı çevirdi. Güzin babasının sesini duydu:
Sibel, bir şey mi oldu?
Yavuz, bizim bir daha görüşmememiz lazım.
Neden?
Olmayacak. Senin aileni de, kendimi de düşünmek zorundayım. Ben okuldan sonra başka bir şehre gideceğim.
Sibel, eğer Babasının sesindeki rahatlama tonunu Güzin net duydu.
Yavuz, bir daha ne gel, ne ara!
Tamam Sibel, biraz kararlı ve rahat. Hoşça kal!

Güzin eve döndüğünde, annesiyle babası mutfakta sakin bir akşam yemeği yiyorlardı.

Bu halin ne, gülümsüyorsun öyle, dedi annesi sofradan kalkarken. Yemek ister misin?
Tabii isterim!

Kızım, neden bu kadar mutlusun? babası da merak etti.
Baba, beni seviyor musun? diye sordu Güzin, aynı şekilde.
Seviyorum!
Peki, annemi?
Arada bir sessizlik oldu, sonra sert bir sesle:
Anneni de seviyorum.
Gerçekten seviyorum sizi! Babası bir kez daha neşeyle tekrarladı

(Tamam, hikaye tam bir Türk ailesine uygun cümlelerle ve mizahi-ironi soslu yeniden anlatıldı. Para ve şehir/belirteç yoktu, gerekirse eklerim. Kız ve kişi isimleri tamamen Türk isimleriyle değiştirildi.)O akşam Güzin odasına çekildiğinde yüzünde huzur vardı. Babasının kapısı yavaşça aralandı, ona küçük bir baş selamı çakıp gülümsedi. Güzin masasının üzerinde duran aile fotoğrafına baktı ve kendi kendine fısıldadı:

Bazen, aileyi korumak için büyümek gerekiyor, dedi. Kalbinin derinliklerinde, her şeyin yerli yerinde olduğu inancıyla yorganına sarıldı.

O gece rüyasında, parkta birlikte yürüyen bir baba, yanında gülümseyen annesi ve kollarında kendisiyle, üçü bir aradaydılar. Sabah olduğunda, mutfaktan mis gibi kek kokuları geliyordu. Çay demlenirken annesiyle göz göze geldiler.

Güzin tebessümle Günaydın anne! dedi.

Annesi cevap verdi: Günaydın kuzum, yeni bir gün, yeni umutlar!

Babası masaya çayları getirirken, kederli bakışlarının yerinde çocuksu bir heyecan vardı.

Hafta sonunu birlikte geçirelim mi? dedi babası.

Güzin ve annesi göz göze gelip hafifçe başlarını salladılar. Masa etrafında sessizlik hâkimdi, ama bu defa o sessizlik bir huzurun sessizliğiydi.

Hayat, bazen dengesi bozulmuş bir salıncak gibi sarsılsa da, doğru zamanda cesaret, sevgi ve biraz da genç bir kızın kararlılığıyla birçok şeyi yoluna sokabiliyordu.

Güzin o sabah, kendini küçük bir kız değil, ailesinin gerçek koruyucusu gibi hissetti. Ve belki de ilk kez, çocukluktan gençliğe geçtiğinin farkına vardıkudreti sessizlikte saklı bir kahraman gibi.

Ve mutfak, üç tabakla, üç bardakla ve kocaman bir gülümsemeyle, yeni bir öyküye hazırlanıyordu.

Rate article
Lifequest
Babacığım, nasıl olur böyle bir şey?! Anneme bunu nasıl yapabildin?!