İstanbuldaki lüks Gökkule İş Merkezinin ofislerinde nadiren böyle fırtınalar kopar. Kerem, adını duyan rakiplerinin dahi çekindiği biri, şu an kendi odasında öfkeden kıpkırmızı olmuş durumda.
Kerem, annesinden yadigâr zarif gümüş hilal şeklindeki kolyeyi ağır ceviz masasının üstüne sinirle fırlatıyor. Asistanı, Ceylan, bir anda irkiliyor.
Açıkla bakalım, neden vefat eden annemin kolyesi senin çantanın dibinden çıkıyor? diye Keremin sesi buz gibi bir öfkeyle titreşiyor.
Ceylan, hızla geriye çekiliyor. Gözlerine aniden yaşlar doluyor. Titreyen elleriyle bluzunun yakasına gidip ince bir gümüş zinciri dışarı çıkarıyor. Aynı hilalin tıpatıp aynısı onda da var.
Ben hiçbir şey çalmadım! hıçkırıyor takıyı avucunda sımsıkı sıkarken. Yetiştirme yurdundaki müdüre verdi bu bana Gerçek ailemden bana kalan tek şey bu!
Tam o sırada kapı aniden açılıyor. Keremin eşi Nursel içeri giriyor, elinde bir tomar finansal rapor var. Ceylanın elindeki kolyeyi görünce olduğu yerde donup kalıyor. Yüzünden bütün kan bir anda çekiliyor.
O kolye senin nasıl eline geçti?.. diye fısıldıyor Nursel, sesi çaresizce titriyor.
Kadının parmakları açılıyor, kağıtlar ellerinden süzülüp yere uçuşarak dağılıyor, adeta havada kar yağıyor. Nursel hem korku hem de umut dolu bir ifadeyle Ceylana bakıyor.
HİKAYENİN FİNALİ
Odada sessizlik iyice ağırlaşıyor. Kerem, bembeyaz kesilmiş eşinden gözyaşları akan asistanına bakıp duruyor.
Nursel? Ne oluyor? diye soruyor, öfkesinin yerini büyüyen bir endişe alıyor.
Nursel titrek adımlarla öne çıkıyor. Gözlerini, masada artık yan yana duran birbirini tamamlayan iki kolyeden ayıramıyor.
Kerem sesi zar zor duyuluyor. Yirmi beş yıl önceki o kışı hatırlıyor musun? Ankarada hastanede? Sana kızımızın doğumda yaşamını yitirdiğini söylemişlerdi.
Keremin yüzü bir anda geçmişin acısıyla buruşuyor.
Bunları niye şimdi açıyorsun, Nursel? Hayatımızın en büyük acısıydı o.
Hepsi yalandı! diye Nursel kendini kaybediyor, elleriyle yüzünü kapatıyor. Babam İşlerin tehdit altındaydı o dönemde, yanlış bir evlilik çocuk için her şeyi mahveder dedi. Beni narkozluyken bir sürü kağıt imzalattı. Sağlıklı bir aileye verdik dedi. Ama ben ben senin annenin kolyesinin yarısını kızımızın kundak bezinin arasına saklamıştım. Bir gün bizi bulsun diye
Ceylan bir anda sessizleşiyor, gözyaşları duruyor. Tüm bu zaman katı ve mesafeli sandığı kadının aslında yıkılmış bir anne olduğunu görüyor.
Siz yani ben sokaktan bulunmadım mı? diye fısıldıyor Ceylan.
Nursel yavaşça yaklaşıyor, titreyen parmaklarıyla Ceylanın yanağına dokunuyor.
Kolyenin iç kısmında bir harf olmalı A harfi babanın adına ithafen.
Ceylan hilalli kolyeyi çeviriyor. Solgun gümüşe işlenmiş küçük, zarif bir K harfi hemen seçiliyor.
Kerem yavaşça deri koltuğuna çöküyor. Sahip olduğu servet, iktidar ve bütün hayatı, bir anda öğrendiği gerçek karşısında önemsizleşiyor. Yirmi beş yıldır öldüğüne inandığı, hırsızlıkla suçladığı tek kızına bakıyor.
Ayağa kalkıyor, Ceylanın yanına gidiyor. İlk başta utangaç, sonra sımsıkı kucaklıyor kızını. Sanki tekrar kaybedeceğinden korkar gibi
Beni affet, diye fısıldıyor, Aptal babanı affet.
O akşam Gökkule İş Merkezinin ışıkları sönüyor. Ama o aile için, yirmi beş yıllık karanlıktan sonra ilk kez umut güneşi doğuyor. Olmayan bir hırsızlık, ailenin en derin sırrını ortaya çıkarıp onlara yeniden hayat veriyor.
**Hikayeyi beğendiyseniz, beğenip kanalımıza abone olmayı unutmayın; hayatın şaşırtıcı dönemeçlerini kaçırmayın!**Ceylan, sıcak gözyaşları arasında hem şaşkın hem de tarifsiz bir huzurla ailesini ilk defa gerçekten hissediyor. Nursel kızına bir kez daha sarılırken üçü birbirine kenetleniyor; yıllar süren ayrılığın, yanlış anlamaların ve kırılmış kalplerin üstünden yepyeni bir köprü kuruluyor.
Uzaktaki camdan gökyüzünün morluğuna bakıyorlar birlikte. Şehrin karmaşasında kimsenin bilmediği bu küçük mucize gerçekleşiyor: Bir kolyenin yarısı, bir ömürlük hasrete yolculuk bileti olurken şimdi ailenin yeniden başlamasına vesile oluyor.
Kerem, titreyen sesiyle, Kaybettiklerimizi değil, bulduklarımızı kutlayalım, diyor. O andan sonra üçü için geçmişin gölgeleri sönüyor, yerini içlerindeki sıcaklık ve yepyeni bir umut sarıyor.
Ve şehirde her gün ışıkları sönen ofislerden sadece birinde, o gece bir aile yaraların üstünde filizlenerek yeniden doğuyor.




