Sen İş Gezisine Giderken Olanlar

Sedef, geldim, karşıla beni!

O-Osman?! Sen ne ara geldin, daha üç günün vardı ya…

Yaklaşık otuz yaşlarında olan kadın, koridora hızlıca ipek sabahlığını toparlayarak çıktı, kapıda duran kocasına şaşkın ve biraz panik içinde bakıyordu.

Sürpriz yapmak istedim, Sedef’im. Baktım ki olmuş! Yoksa pek memnun mu değilsin? Uzun boylu, geniş omuzlu Osman, başarısını kutlar gibi kocaman bir gülümsemeyle bakıyordu.

Çok çok memnun oldum! Sen hemen mutfağa geç, ben sana yemeğini ısıtayım

Kendiyle oldukça gurur duyan Osman, eşine başıyla onay verip mutfağa yöneldi. Fakat içeride onu lüks bir sofra karşıladı: çilek, çikolata, taze hazırlanmış yemekler… Sanki özellikle onun için kurulmuş gibiydi.

Vay be Sedef, neler hazırlamışsın! Nereden bildin bugün döneceğimi? Aklımın ucundan geçmezdi valla!

Kendine dolu dolu bir tabak hazırlayan Osman, iştahla yemeye koyuldu. Eşi hala ortada yoktu; belli ki sevdiceği için güzel bir elbise giyiyordu, diye düşündü.

Osman, ben… Biz…

Sedef hanım ellerine sağlık şahane olmuş! Hele salata, krepler… Müthiş… Emre?!

Osman arkasını döndüğünde eşi Sedefin, kendi öz kardeşi Emreyle birlikte geldiğini gördü. Sedef biraz mahcup bir şekilde yere bakıyor, Emre ise şort ve tişörtüyle yorgun bir suratla kaşlarını ovuşturuyordu.

Evet Osman, benim… Merhaba kardeşim…

Merhaba. Şimdi anlat bakalım burada neler dönüyor? Gerçi artık söze de gerek yok sanırım…

Osman, ben… Ben sana uzun süredir anlatmak istiyordum. Ben Emreye âşık oldum ve bundan sonra onunla olmak istiyorum. Özür dilerim. Sedef, başını kaldırmadan hızlıca söyledi bunları.

Bunu duyan Osman tabağını elinden düşürdü. Tabak, yemek artıklarıyla yere devrildi.

Demek… Yani az önce…

Evet. Az önce beraberdik.

Harika! Çok güzel Sedef! Emre sana da aferin! Canım insanlarım! Ha şimdi anladım neden bu kadar özenli sofra hazırlamışsın… Ve kime hazırladığını!

Sedef göz göze gelmeye cesaret edemediği için bakışlarını kaçırıyordu. Başını kaldırırsa bütün cesareti dağılacak gibiydi.

Peki ya Elif? Kızımıza ne olacağını düşündünüz mü? Biliyor mu bunları?

Hayır, hiçbir şey bilmiyor.

Nerede şimdi?

Komşuda çizgi film izliyor.

Sık sık mı gönderiyorsun komşuya böyle?

Yaklaşık altı aydır böyle…

Osmanın soruları tükendi. Emek ve yol yorgunluğuyla tartışmanın bir anlamı olmadığını düşündü. Zaten tabiatı gereği insanlara uzun süre kızgın kalamaz, sakin ve ılımlı bir insandı. Ama eğer biri onu iyice zorlarsa iş değişirdi, tabii bu nadiren olurdu. Kendi ailesinden iki insanın bu duruma düşmesi Osmanı büsbütün şaşırtmıştı. Biraz afalladı, ama sadece bir an.

On dakikanız var, bu evde olmayacaksınız. Süre başladı. Osman çayını yudumladı. Kardeşine bir kez olsun bakmadı.

Ne buldu ki Sedef bunda? Fiziki olarak aynıyız, benzer ben İş desen yok, akıl desen zaten… Bu adamla mahvolacak! Ama onun seçimi! diye geçirdi içinden.

Gitmem, Osman; senden onay almadan gitmem, dedi Emre, diklenerek.

Ne onayı alacaksın benden?

Boşanmanı Sedefi bırakmanı istiyorum, o seni sevmiyor artık.

Kimleri sevdiği ortada… Osman gülerek söylendi. Boşanmak mı istiyorsunuz? Tamam, olur. Ama mahkemede! Paranız davalara gitsin, bir bakayım bakalım…

Osman… Sedef, kocasının bileğine elini koydu. Lütfen huzurla ayrılalım. Sen öyle bir adam değilsin, senin kalbin iyi…

Adam başını iki yana salladı.

Peki, madem öyle. Ama sen bana artık kardeş değilsin, Emre Bey.

Bizim bir isteğimiz daha var…

Buyurun bakalım neymiş?

Osman, evi bana bırak! Sedef cazibeli bir gülümsemeyle ve hâlâ kocasının bileğini okşayarak söyledi. Elif burada büyüdü, okulda arkadaşları da var… Evi paylaşırsak yeni bir eve paramız yetmeyecek, köye geri dönmemiz gerekir…

Osman, kollarını masada birleştirerek çenesini yasladı ve düşündü. Kararsız kaldığını gören Sedef daha da cilveli bir şekilde konuşmaya başladı:

Osmancığım, canım… Şimdi sen bir daha çalışırsın, ev de alırsın! Güzel param var, kazancın iyi… Kızın için, biricik Elifin için…

Sakin ol, Sedef. Bende daha iyi bir fikir var, dedi Osman.

Neymiş? Bir umutla gözlerini kırpıştırdı Sedef. Arabayı da mı bırakacaksın? Elif çok sevinir vallahi…

Elif benimle kalacak.

Ne dedin, ne?! Delirdin mi sen? Sen çocuk bakmaktan ne anlarsın ki? Sürekli İstanbul dışında, işte güçte, iki gün evde kalmazsın… O, senin adını bile zor hatırlıyor.

Şimdi göreceğiz, cevabını verip kapıya yöneldi.

Osman, birkaç dakika sonra elinden tuttuğu kızıyla geri döndü. On yaşında dördüncü sınıfa geçen küçük bir kız çocuğu vardı yanında. Adamın eline sımsıkı yapışmış, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle duruyordu.

Neden getirdin Elifi buraya? Kavganın içine onu da mı dahil edeceksin? Sedef öfkeyle sordu.

Kocası cevap vermedi. Sandalyeye oturdu, kızını kucağına aldı ve onunla konuşmaya başladı:

Elifim, canım yavrum, sana birkaç soru sorabilir miyim?

Tabii! Kız çocuğu babasının ilgisinden memnun bir şekilde parladı.

Ama söz veriyorsun doğru cevap vereceksin. Çünkü şimdi seninle büyük kız gibi konuşuyorum.

Hani ofiste seni dinleyen amcalar olur ya, onlar gibi mi?

Aynen öyle.

Küçük Elif başıyla onayladı, ciddi ciddi babasını dinliyordu.

Söyle bakalım, annen sana kızıyor mu? Son bir hafta içinde sana vurdu mu hiç?

Elif bu soruyla utanıp gözlerini kaçırdı. Ufak elleriyle elbisesinin eteğini büzerek düşünceli kaldı.

Sen ne biçim soru soruyorsun? Sedef bağırdı. Kızımı rahat bırak!

Sedef, karışma! Kızımla konuşuyorum, dedi adam sertçe ve kızının başını okşadı. Korkma kızım, unuttun mu söz verdin bana?

Elif başıyla onayladı. Gözlerinden yaşlar süzüldü. Babasına sarılıp fısıldadı:

Evet, üç kez vurdu! Birincisi notum düşük diye, ikincisi sütü döktüm diye, üçüncüsü de Emre amcaya bağırdım diye. O öperken gördüm annemi, sen şehir dışındayken…

Ağlama kızım, geçti, ben hep yanında olacağım. Annene de kimse zarar veremez artık, Osman minik kızını teselli etti.

Yalan söylüyor! dedi Sedef. Ona asla el kaldırmadım…

Yani evi, arabayı kızın için istiyorsun, öyle mi? Adam sinsi sinsi gülümsedi. Elifim, bir soru daha, olur mu?

Olur…

Canım kızım, sana sorsalar, kiminle yaşamak isterdin, benimle mi annende mi?

Elif bir süre suskun kaldı. Gözleri bir babasına bir annesine gidip geldi. Sedef ise kızına yanaşmaya çalıştı, ellerini uzattı.

Ayrıca bir daha uzun süreliğine gitmeyeceğine söz veriyor musun?

Söz, dedi Osman hiç düşünmeden.

O zaman ben seninle kalmak istiyorum baba.

Nasıl yani! Sedef yerinde zıpladı, Osman kızını siper alıp sıkıca sarıldı. Emre ise sanki orada yokmuş gibi sessizce bekliyordu.

Gördün mü Sedef, konuştuk işte. Bir daha kızımı göremezsin, deyip Osman, Elifi odasına götürdü.

Birkaç dakika sonra Osman kıyafetlerini ve kızının eşyalarını toparladı. Zaten yolculuk için hazır olan valiziyle birlikte doğruca şehrin diğer ucundaki iş sebebiyle sıkça kaldığı bir otele geçti.

…Birkaç ay sonra mahkeme oldu. Sedefin ve yeni eşinin ne düzenli geliri, ne evi olduğu için, hakim Elifin babasının yanında kalmasına karar verdi. Zaten Elif de babasıyla kalmak istediğini açıkça söylemişti.

Osman, evi yasal yollarla paylaştı, kendi hissesini sattı. Kızı annesini sadece hafta sonu görebiliyordu, ama yeni evlerinde babasıyla yaşamaya başladı. Osman, artık iş planını baştan aşağı değiştirdi, uzun süreli seyahatleri gündeminden çıkardı… Elif ise daha sık gülümser oldu; bu, paranın ve işin çok ötesinde bir kazançtı.

Rate article
Lifequest
Sen İş Gezisine Giderken Olanlar