Author: Erdem Özkul
On altı baharını bile tam yaşamamıştı ki, onu sisli bir koridordan evine getirdi… Karnı, garip

Elif, bu ne böyle? Sen annemin turşu salatalıklarını mı attın? Tabii ki attım, Mehmet. derin bir iç çekti Elif.

Elif, pazar günü annemin doğum günü olduğunu unutmuyorsun, değil mi? diye sordu eşi kahvaltı sofrasında.

Ayşegül, bu kadar büyük evde ne yapacaksın kızım? Tek başınasın zaten. Ne çocuğun, ne adamın var.

Birini Kaybetmek – Meltem, gidiyorum ben, – diye kısık, yabancı bir sesle mırıldandı Orhan

Sedef, geldim, karşıla beni! O-Osman?! Sen ne ara geldin, daha üç günün vardı ya… Yaklaşık otuz

I am sitting here in my quiet room at Babaanne Emines, pen in hand, turning over the fragments of our

Hangi ödemenin süresi geçti? Yanlış aradınız galiba, bizim hiç kredi borcumuz yok ki…

Bugün günlüğüme Elif’in eski kocası Mehmet’in ona söylediklerini ve sonrasında yaşananları

Geçmişimi bu günlüğe dökerken o günlerde hissettiğim çaresizlik ve umut karışımını yeniden yaşıyorum.









