Hayat böyle: Yirmi değerli yılı kaybettik, ama artık vaktimiz geldi!
Adım Derya Yılmaz ve İstanbul’un Kadıköy’ünde, sakin sokakların boğaz manzarasına karıştığı bir semtte yaşıyorum. Hiçbir zaman onun sevgilisi olamadım — kader bize yakınlaşma fırsatı vermedi. O, benim Alim, aşk uğruna kendini defalarca harcayan ve kalbi kırılan biriydi. Yirmi yıl birbirimizin etrafında dolandık, ama gençliğimizin sonlarında hayat bize acıdı.
Her şey onuncu sınıfta, Ali sınıfımıza geldiğinde başladı. Yeni, utangaç, temiz kalpliydi; derhal dikkatimi çekmişti. Yedi ay sonra, sınıf arkadaşımız Zeynep’e âşık oldu — hareketli, akıllı ve kurnaz bir gülüşü olan biriydi. Ona karşılık veriyormuş gibi yaparak, onu oyuncak gibi elinde oynattı. Hatta onu ailesiyle tanıştırdı — Zeynep’in ailesi “iyi çocuk” diye onu çok sevmişti. Ama arkasından gidip okulun en popüler çocuğu olan Emre’yle ilişki yaşıyordu. Ali gerçeği görmezden gelmişti, ta ki Zeynep’in evindeki bir partide onları birlikte yakalayana kadar. Ama bunun üzerine bile ayrılmadı — onun gölgesi, koruyucusu olarak kaldı. Zeynep’in ailesi Emre’nin bir haylaz olduğunu düşünüyor ve onunla görüşmesini yasaklıyorlardı, oysa Ali onların “ideal damadı”ydı. Zeynep’i başkasıyla paylaşıyor ve buna katlanıyordu. Ben, onun arkadaşı, onun mazeretlerini, gözyaşlarını, acılarını dinliyordum. Yıllarca böyle sürdü.
Sonra Nazlı geldi — tatlı ve neşeliydi, ama ciddi bir hayata hazır değildi. Ali, aile ve çocuk hayali kuruyordu; o “evet” dediğinde sonsuza dek süreceğine inanmıştı. Ama düğün sabahı kayboldu — elbise giymedi, nikâh sarayına gelmedi, yok oldu. Ali’nin içine düştüğü umutsuzluğu gördüm. O zaman zaten iş arkadaşı, sağ koluydum. Onun acısını işle söndürdüğünü gördüm, bir daha aşık olmamaya yemin ettiğini gördüm. Ama sonra Elif geldi — arkadaş canlısı, eğlenceli, herkes tarafından sevilen biriydi. Ali, ona düşünmeden aşık oldu. Ve sonra öğrendi ki Elif başka birinden hamileydi. Doğumda çocuğun biyolojik babası ortaya çıktı ama çocuğu kabul etmedi. Ali ise çocuğa kendi soyadını verdi, onu öz çocuğu gibi büyüttü. Elif onu defalarca aldattı, ama o sevgi ve çocuk için katlandı. Ta ki Elif, yeni bir adamla yapacağı düğününe onu davet edene kadar. Ali kabul etti ve oğlu olarak kabul ettiği çocuğa bakmak için kaldı.
Sonrasında gelen Meltem ise kaprisli bir prenses gibiydi. Onu lüks restoranlara götürtüyor, yatakta kahvaltı yaptırıyor, gösterişli tatiller ayarlatıyordu. Üç yıl boyunca Meltem için didinip durdu, nihayet bir uçak seyahatinde bir saatlik gecikme yüzünden ayrılık sahnesi yaşandı. Meltem, uçakta herkesin ortasında ona bağırarak, onu değersiz bulduğunu söyledi. Sonra Gamze geldi — kıskançlıktan deliye dönmüş biriydi. Ali, sadık ve güvenilirdi, asla bir açık vermedi. Ama Gamze, beni, onun iş arkadaşını kıskandı. Ali’nin işten ayrılmasını istedi — çünkü o, bizim yakınlığımızı bahane ediyordu. Halbuki biz sadece iş arkadaşıydık, aramızda dostluk dışında bir şey yoktu. Ali’yi gizliden severdim, ama o bunu hiç fark etmedi. Benim de hayatımda biri, Murat, vardı; ama o da kalbimin başkasına boş yere beklediğini biliyordu. Ali, yeni aşklara atılmaya devam etti, samimiyetlerine inanarak. Böylelikle on yıl birbirimizden uzaklaştık.
On yıl sonra Kadıköy’de bir kafede karşılaştık. Zaman durmuştu. Saatlerce konuştuk, güldük, anıları yad ettik. Ne ben ne de o evlenmiştik. O bu yıllar boyunca üç boş ilişki yaşadı, bense Murat’tan ayrıldım — o, onu tam anlamıyla mutlu eden birini buldu. Ben, Ali’yi bekledim. “Gerçek aşkı, hayatımı birlikte geçireceğim kişiyi bulamayacağım. Buna layık değilim anlaşılan,” dedi, boş kahve fincanına bakarken. O zaman dayanamadım — onun elini tuttum ve öptüm. Geri çekildi: “Ne yapıyorsun? Acımandan mı?” Acıma mı? Hayır, kendime acıyordum — yıllarca süren sessizlik için. “Ali, gerçekten görmüyor musun? Seni okuldan beri seviyorum!” diye itiraf ettim, titreyerek. O donup kaldı. O da beni sevdiğini ama sadece arkadaş olarak gördüğünü itiraf etti, sormaktan ve aramızdaki dostluğu bozmaktan korkmuştu. Bu körlük yüzünden yirmi yılı kaybettik.
Şimdi 22 yıldır birlikteyiz. Geçen gün kızımız Zeynep, aşık olduğunu söyledi. Erkek arkadaşı — iyi, samimi, onun büyülenmiş haliyle sevdiğini görüyorum. Ona ne dedim peki? “Bizim gibi yirmi yıl bekleme. Aşkını şimdi yaşa.” Ali ile çok zaman kaybettik, ama şimdi anımızın tadını çıkarıyoruz. Kaderin bizi ikinci bir şansla buluşturduğuna minnettarım — asla bırakmayacağız.




