Çocuklar Yabancılaştığında: Bir Annenin Hikayesi
Gençlik yıllarımda, enerji ve umut doluyken, ben, Ayşe Yıldırım, tüm varlığımı çocuklarıma adadım. Etrafımdaki insanlar uyarıyordu: “Kendini tamamen onlara kaptırma, kendin için de bir şey ayır.” Ama dinlemedim. Şimdi, 69 yaşımda, yapayalnız kaldım ve bir bardak su verecek kimse yok. O insanların sözleri şimdi kafamda yankılanıyor ve geçmişteki davranışlarımdan dolayı acı bir pişmanlık duyuyorum.
Kocam, Mehmet, oğlumuz dört yaşındayken, kızımız ise altı yaşındayken vefat etti. İki küçük çocukla yalnız kalmak bir sınavdı. Onlara gereken her şeyi sağlamak için iki işte çalışıyordum. Annem yardım ederdi ama sık sık “Çocukların bir anneye ihtiyacı var, sadece ekmekle yetinmemeli,” derdi. Ama evde oturursam bizi kim doyuracaktı?
Baba eksikliğini telafi etmek için çocuklarıma aşırı ilgi gösteriyor ve onları şımartıyordum. Böylelikle Mehmet’in ölümünden sonra kalan boşluğu doldurabileceğimi sanıyordum. Çocuklar büyüdü, her biri kendi ailesini kurdu. Torunlarım için mükemmel bir anneanne olmaya çalıştım, aileme kendimi adadım durdum.
Bir sabah uyandığımda, bacaklarımı hissetmediğimi fark ettim. Zorlukla telefona ulaşıp oğlumu aradım. “Anne, şu an çok yoğunum, gelecek durumda değilim,” dedi. Kızım ise telefonu açmıyordu. Ambulansı aradım — hiç soru sormadan geldiler.
Hastanede bacaklarımda pıhtı olduğunu teşhis ettiler. Doktorlar, pıhtıların her an kopabileceğini ve ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söylediler. Uzun bir tedavi ve sıkı yatak istirahatine ihtiyacım vardı. Çocuklarımı beni ziyarete gelmeleri için yalvardım. Nihayet geldiklerinde, hastane odasında: “Bizim kendi hayatlarımız var, seninle ilgilenemeyiz,” dediler.
Kızım, küçük oğlunun üniversiteye başlayacağını, oğlum ise eşinin grip olduğunu söyledi. Beni zor durumda bırakmak için “geçerli” sebepleri vardı. Beni bu zor durumda yalnız bırakmanın “önemli” sebepleri…
Taburcu olduğumda, boş bir daireye döndüm. Yemek yapacak gücüm bile yoktu. Komşum, Zeynep Hanım, çocuklarıyla küçük bir ücret karşılığında destek olmayı teklif etti. Küçük emekli maaşlarımızla birbirimizi destekleyerek dost olduk.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, aşırı koruma ve şımartmanın gerçek sevgi ve saygıyı yerine getirmediğini anlıyorum. Çocuklarıma yakınları değer vermeyi ve onlara saygı göstermeyi öğretmedim. Gençken ölçüsüzlük ektim, yaşlılıkta yalnızlık biçiyorum.
Tüm ebeveynlere seslenmek istiyorum: Kendinizi tamamen çocuklara kaptırmayın, kendinizi unutmayın. Onlara sevgi ve saygıyı öğretin, sadece kaprislerini yerine getirmeyin. Gençken kalplerinde ektiğiniz şey, yaşlılıkta ne biçtiğinizi belirler.




