Yabancıların Hizmetçisi Olmaya Niyetim Yok, İsimleri Benimle Olsa Bile

Akşamın karanlığında, eczanedeki bitmek bilmeyen vardiyadan sonra, ayaklarımı sürüyerek apartmana girdim. Tek hayalim sıcak bir duş, yumuşak pijamalarım ve sessizlik içinde içeceğim bir bardak çaydı. Ancak daha üzerimi bile değiştiremeden, telefonum çaldı. Arayan kocam, Tarık’tı. Telefonu açtım, sesinde en ufak bir pişmanlık veya tereddüt yoktu:
“Hazırlan Gülsüm, bu akşam misafirimiz var. İrem geldi, bir süre kalacak!”

İçimde bir şeyler koptu. Bu bir rica değil, bir tartışma bile değildi. Doğrudan, “Artık kendi zamanının efendisi değilsin” mesajıydı. Şaşkınlıkla sustum. Kim bu İrem? Neden kimse bana haber vermedi? Ah, evet… Tarık’ın küçük kız kardeşi. Hayatımda hiç görmediğim, hatta bir kez bile mesajlaşmadığım biri. Sadece birkaç hikâye duymuştum onun hakkında—Kars’ın küçük bir köyünden, liseye giden, sakin ve ev işlerine alışkın bir kızmış. Köyde çocukları küçük yaşta çalışmaya alıştırırlarmış. Ama birini dinlemek başka, o kişinin habersiz hayatına dalması bambaşkaydı.

Tarık, hiçbir şey olmamış gibi mutfakta onunla sohbet ediyordu. Eve girdiğimde ikisi de çaylarını yudumluyor, İrem ise misafir değil de evin sahibiymiş gibi rahat davranıyordu. Yemekten sonra, tüm evi müze gezer gibi dolaşmaya başladı. Özellikle yatak odamızı beğenmişti. O akşam orada fotoğraf çekti, makyaj malzemelerimi karıştırdı, hatta takılarımdan birkaçını denedi. Yerimde donup kaldım.

“İrem, afedersin ama burası benim özel alanım. İzin almadan girmen ve eşyalarıma dokunman hoş değil,” dedim sakin ama kararlı bir tonla.

Başını eğdi, ağlamaklı bir sesle:
“Böyle tepki vereceğinizi bilmiyordum… Sadece nasıl yaşadığınızı görmek istedim.”

Cevap vermedim, duşa girdim. Yatağa girmek üzereyken, evde tek bir poşet çay bile kalmadığını fark ettim—herhalde Tarık ve İrem hepsini bitirmişti. Çaysız, huzursuz ve en önemlisi—anlaşılmamış bir şekilde oturdum. Tam uyuyacakken Tarık bir de şunu ekledi:
“Ha, bir de hafta sonu İrem’i nasıl eğlendireceğimizi düşün. Yanında kimse olmayınca sıkılır!”

Zor tuttum kendimi. Neden hayatımda ilk kez gördüğüm bir kız için planlarımı iptal edeyim? Cumartesi günü, neredeyse bir yıldır görüşmediğim arkadaşımla buluşacaktım. Alışveriş, yemek, belki bir gezinti… Şimdi hepsini iptal mi edeydim? Üstelik bu genç kızın annesi bile onu yolcu etmeye tenezzül etmemişti.

Ertesi sabah, daha kahvaltıyı bile düşünüyorken, İrem makyajlı, payetli kot pantolonuyla kapıda hazır bekliyordu. Telefonunu sallayarak:
“Hadi, çıkıyor muyuz? Alışveriş merkezine gitmek istiyorum, sonra belki bir restorana gideriz?”

Ona baktım ve soğukkanlılıkla cevap verdim:
“Biliyor musun İrem, elinde navigasyonlu bir telefon var. İşte yedek anahtar—istediğin yere git. Sadece lütfen beni rahatsız etme.”

“Ne?!” Şaşkınlıktan ağzı açık kaldı. “Ben sizin ve abimin bana eşlik edeceğinizi düşünmüştüm. Üstelik param da yok—annem vermedi, size güvenmiştim…”

“Parasız da şehri gezebilirsin. Acıkırsan buzdolabının yerini biliyorsun, gelir yersin.”

Sessizlik. Mutfağa oturdu, tüm dünyaya küsmüş gibiydi. Ben ise toparlanıp alışveriş merkezine gittim. Çünkü artık kendi evimde yabancı gibi hissetmek istemiyordum.

Akşam olunca tüm akrabalar evdeydi.

Rate article
Lifequest
Yabancıların Hizmetçisi Olmaya Niyetim Yok, İsimleri Benimle Olsa Bile