Hediye Aldatmacası: Bir Aile Dramı
Hayatım sessiz sakin akıp gidiyordu, ta ki gelinimle yaşadığım skandala kadar. O ana kadar oğlumun eşi Aslı’yla ilişkilerimiz sakin, belki fazla samimi değil ama kavgasızdı. Selamlaşır, nezaket sözleri alışverişi yapar, onların aile hayatına karışmamaya özen gösterirdim. Ama yaşananlar her şeyi altüst etti. Şimdi onun yüzüne nasıl bakacağımı bile bilmiyorum…
Emekliyim, ama hâlâ çalışıyorum. İstanbul’un sakin bir semtindeki küçük evimde tek başıma yaşıyorum. Yakınlarım arasında şehirde sadece oğlum Barış, göz bebeğim torunlarım Deniz ve Ece, tabii bir de Aslı var—eğer artık ona akrabam diyebilirsem. Dünyam ailem etrafında dönüyor. Arkadaşlarım var elbette ama onlarla ilişkim yüzeysel; bir fincan çay, birkaç laf, sonra yine yolumuza… Tek gerçek mutluluğum torunlarım. Onlar için her şeyi yaparım.
Her dede gibi ben de Deniz ve Ece’yi şımartmayı seviyorum. Onlara kekler yaparım, oyuncaklar alırım, çocuk modasını takip edip en şık elbiselerden, renkli çantalara kadar her şeyi alırım. Maaşım ve emekli aylığım buna yetiyor, onların mutlu yüzlerini görmekse paha biçilemez. Aslı’yı da ihmal etmem; bayramlarda, özel günlerde ona da iyi hediyeler alır, oğluma da kıyafetler seçerim. Hepsi ailedeki dengeyi korumak için…
Aslı’nın doğum günü yaklaşırken Barış’a sordum: “Ne hediye alsam?” Hiç düşünmeden, “Son model bir havalı fritöz istiyor, yemek yapmayı çok seviyor” dedi. Pahalı olduğunu biliyordum, ama gelinim için harcamalarımı kısmaya razı geldim. Mağazada satış danışmanını çileden çıkardım; tüm fonksiyonları tek tek denedim, modelleri karşılaştırdım, en ufak detayı sordum. Üç saat sonra, hem onu hem kendimi tüketerek en iyisini seçtim. Eve gelip kutudan çıkardım, fiyat etiketlerini çıkartıp bir süre seyrettim, gururla…
Tam o sırada komşum Gülşah geldi. Havalı fritözü görünce şaşkınlıkla elini ağzına götürdü:
“Ayşe Hanım, bu tam bir hayal! Bundan sonra yemek yapmak zevk olacak. İzin verirsen sorayım, kaç liraya aldınız?”
Fiyatı söyleyince gözleri fal taşı gibi açıldı:
“Aman Allahım, ben asla karşılayamazdım…”
İtiraf etmek zorunda kaldım: Kendim için bu kadarını harcamazdım, ama Barış’ın isteği üzerine Aslı için gözümü kırpmadan aldım. Gülşah takdirle başını salladı: “Vay be, ne güzel bir kaynanasınız var, ne şanslılar!” Çay içtik, fritözü bir kez daha inceledik, sonra vedalaştık.
Aslı’nın doğum günü harika geçti. Hediyeyi görünce yüzü ışıldadı, en az on kez teşekkür etti, mutfakta nereye koyacağını bile sordu. Hiç olmadığı kadar sıcak vedalaştık, her şeyin yolunda olduğuna emindim. Fırtınanın habercisi yoktu…
İki hafta sonra Gülşah yine kapımı çaldı, ama yüzündeki ifade gergindi.
“Ayşe Hanım, söylemeli miyim bilmiyorum ama… Aslı havalı fritözü satıyor.”
Donup kaldım:
“Nasıl satıyor? Bunun hayalini kuruyordu! Nerede?”
“İnternetteki bir ilan sitesinde. Fiyatı da düşük… Eğer sizin hediyeniz olduğunu bilmeseydim, ben bile alırdım.”
Laptopu açtık, Gülşah ilanı gösterdi. Oydu işte—benim aldığım havalı fritöz, neredeyse yepyeni, satılıktı! Yüzümün ateş bastığını hissettim. Merakla Aslı’nın başka neler sattığını görmek için “diğer ilanlar”a tıkladım. Keşke yapmasaydım… Torunlarıma, oğluma, hatta Aslı’ya aldığım her şey oradaydı: oyuncaklar, elbiseler, Barış için özenle seçtiğim kazak bile! Hepsi “işe yaramaz” diye satılığım çıkarılmıştı.
Gülşah, beni sapsarı görünce özür dileyip gitti. Dayanamadım, Aslı’yı aradım.
“Aslı’cığım, havalı fritöz nasıl gidiyor? Lezzetli yemekler yapıyor musun? Bir ara çay içmeye geleyim.”
Duraksadı:
“Şey… yani…”
“Biliyorum tatlım, biliyorum!” diye kesip attım. “Neden bu kadar ucuza satıyorsun? Fiyatı yüksek tutsan olmaz mıydı? Hem torunların elbiseleri, oyuncaklar da orada! Ben size yürekten hediye alıyorum, sen hepsini mi satıyorsun? Paraya ihtiyacın varsa, çekinmeden söyleseydin, zarf içinde verirdim! Yoksa torunlara aldığım şekerlemeleri de satacak mısın?”
Aslı inkâr etmenin anlamsız olduğunu anladı, savunmaya geçti:
“Ne var yani? Benim eşyalarım, dilediğim gibi satarım!”
Hiç olmadığımız kadar kavga ettik. Sonra Barış’ı aradım, desteğini umuyordum ama meğerse karısının bu “ticaret”inden haberi bile yokmuş. Havalı fritöz hâlâ mutfaklarında duruyormuş—gösteriş için sanırım. Ama en acısı, oğlum bana arka çıkmadı. “Anne, sizin meselelerinize karışmak istemiyorum” dedi, bu söz her şeyden daha çok canımı yaktı…
Bu basit bir tartışma değil. Aslı’nın yaptığı alçaklık. Hediye ettiğim her şey, torunlarıma olan sevgim, hepsi bir ilan sitesinde metaya dönüştü. Artık nasıl güveneceğim? Duygularımı hiçe sayan birinin gözlerine nasıl bakacağım?




