Sadece Arkadaşız

Sadece Arkadaşız

Telefon sesi, Zeynep’i akşam yemeğinden kopardı. Kendi için nadiren yemek yapardı. Sabahları sadece bir fincan kahveyle yetinir, öğle yemeğini iş yerindeki kafede yer, akşamları ise bir bardak ayran veya çayla kurabiyeyle geçiştirirdi. Canı çok isterse omlet yapardı. Hafta sonlarını ailesinin yanında geçirirdi. Annesi her seferinde yanında yiyecek kapları verirdi; reddetmek savaş ilan etmekle eşdeğerdi.

Zeynep ayranını içip kurabiyesini bitiriyordu ki odadan telefonun ısrarcı melodi sesi yükseldi. Uzun zamandır bu melodiyi daha sakin bir şeyle değiştirmeyi düşünüyordu. Bu melodi sinirlerine dokunuyor, beynine kazınıyordu. Dayanamadı, bardağı kenara bırakıp odaya yöneldi. Numarayı tanımıyordu ama birisi bu kadar ısrarla arıyorsa, önemli bir şey söyleyecek demekti. Zeynep aramayı kabul etti.

“Merhaba. Ummadım açacağını,” dedi telefonda tanıdık bir ses. Yıllar geçmişti ama o sesi hemen tanımıştı. “Kapat!” diye emretti içindeki ses.

“Lütfen kapatma. Seninle konuşmam gerekiyor,” dedi eski arkadaşı, sanki Zeynep’in düşüncelerini okumuş gibi.

Zeynep sessizce bekledi.

“Başvuracak kimsem yok. Sadece sen yardım edebilirsin. Adresini söyle, geleyim. İnan, bu çok önemli,” diye ekledi Meryem, kısa bir duraksamanın ardından.

Bir şeyler olmuştu, Meryem sebepsiz yere aramazdı. Bir zamanlar suyu bile paylaşmayan iki dosttular, başka bir hayatta…

“Tamam, şimdi mesaj atıyorum,” dedi Zeynep ve kapattı.

Kalbi hızla çarpıyordu. Neden şimdi? Adresi yazarken parmakları titriyordu. Meryem hemen cevap verdi: “Bekliyorum.”

Zeynep mutfağa döndü, bardağı yıkadı ve masaya oturdu.

Yıllardır eski arkadaşı hakkındaki tüm düşünceleri kovalıyordu. Affettiğini, unuttuğunu, sakinleştiğini sanıyordu. Ama bu telefonla birlikte anılar bir anda dağlardan kopan çığ gibi üzerine çöktü.

***

Annesi “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmini çok severdi. Zaman geçmişti ama film hâlâ yaşıyordu. Annesi Zeynep’e filmin başkahramanının adını vermişti. Tanıştığında adını söylediğinde herkes hemen filmi hatırlardı.

Filmdeki aktristen farklı olarak, Zeynep güzellikle anılmazdı. Sarışın saçları ve kirpikleri, küçük, gri gözleri vardı. Memnuniyetsiz olduğu bir başka konu da vücuydu. Göğüsleri küçüktü ve bu durum onda kompleks yaratıyordu. “Daha büyür,” diye teselli ediyordu annesi.

Ama Meryem’in göğüsleri dolgun ve güzeldi. Onları gururla taşırdı. Erkeklerin bakışları hep oraya takılır, yapışıp kalırdı.

Her yaz tatilinde Zeynep’i babaannesinin köyüne gönderirlerdi. Köy artık bir yazlık sitesine dönüşmüştü. Kışın sadece dört evde yaşayan kalıyordu: Zeynep’in babaannesi, komşu Nine Nuriye ve iki yaşlı aile. Nine Nuriye’nin yazları torunu gelirdi. Zeynep tüm yaz tatilini onunla geçirirdi.

Bir yaz ise her şey değişti. Zeynep karşısındaki çocukluk arkadaşı çocuk değil, yakışıklı bir genç görünce, eskisi gibi üzerine atılamadı. Ama Arda onu görünce sevindi, hiçbir şey olmamış gibi onu dereye çağırdı.

Yolda sohbet ederek yürüdüler ama dere kenarında onun yanında elbisesini çıkarmaya utandı. Suya girinceye kadar bekledi, sonra hızla elbisesini çıkarıp suya atladı, göğüslerinin küçüklüğünü görmesin diye. Annesinin dediği gibi büyümediler.

Ağustos sonunda bir sonraki yaza kadar vedalaşırlardı. Neden adreslerini ve telefonlarını değiştirmeyi akıl etmediklerini bilmiyordu. Sanki köy hayatıyla şehir hayatının karışmaması gerektiğine dair bir kural vardı.

Son yaz tatillerinde Arda köye gelmedi. Nine Nuriye, annesiyle güneye tatile gittiğini söyledi. Sıkıntıdan bunalan Zeynep, Meryem’e yazdı ve onu köye çağırdı. Meryem çok sevindi, onun babaannesi yoktu, köyü de yoktu. Zeynep’in ailesi bir hafta sonu Meryem’i de alıp kızlarını ziyarete gitti.

İki hafta sonra Arda aniden çıkageldi. Daha da uzamış, omuzları genişlemişti. Uzun kirpikleriyle kahverengi gözleri Zeynep’i büyülüyordu. Arda tam bir yakışıklı olmuştu. Neden bilinmez, Meryem’i çağırdığına pişman oldu. Ama Meryem Arda’yı görür görmez hemen tanışmaya gitti.

Gece fısıldaşırken Meryem, Zeynep’in Arda’yla öpüşüp öpüşmediğini sordu.

“Ne, biz çocukluk arkadaşıyız,” diye çıkıştı Zeynep.

Ama bu sözlerine çok pişman oldu.

Artık her yere üçü birlikte gidiyorlardı. Zeynep kendini fazlalık gibi hissediyordu. İlk kez, okul hazırlıkları için eve dönecekleri günü iple çekiyordu.

Arda bir yıl unutuldu, Meryem’le ise hâlâ arkadaştılar. Lise bittikten sonra Zeynep köye gitmedi. Kışın babaannesi vefat etti. Arda’yı bir daha hiç göremeyecek miydi? İletişim bilgilerini paylaşmadıklarına hayıflandı. Ama Nine Nuriye’den adresini almak için ailesine soramazdı.

Meryem’le de daha az görüşmeye başladılar, farklı üniversitelerde okuyorlardı. Meryem bir şekilde uzaklaşmıştı. Buluştuklarında konuşacak bir şey kalmamış gibiydi.

Sonra bir gün Meryem onu düğününe davet etti.

“Nasıl? Daha birinci sınıftZeynep, Arda’nın anısını kalbinde saklayarak hayatının geri kalanını Vladimir ve Aliş’in yanında huzurla geçirdi.

Rate article
Lifequest
Sadece Arkadaşız