Eşim, bu evde ben kimseyim dedi.

“Sen bu evde hiçbir şeysin,” dedi kocası sert bir şekilde, elindeki bira şişesini masaya vurarak. “Kim olduğunu sanıyorsun ki bana akıl vermeye kalkıyorsun?”

Ayşe, ocakta çorba karıştırırken elleri titriyordu. Kaşık tencereye çarptı, hafif bir ses çıkardı.

“Hiçbir şey mi?” diye fısıldadı. “Ben senin karın değil miyim?”

“Karı mı?” diye alaycı bir kahkaha attı Mehmet. “Sen sadece bir temizlikçisin, üstelik beceriksiz bir tanesi.”

Ayşe ocağı kapattı ve yavaşça arkasını döndü. Kırk yıllık evlilik. Kırk yıl onun çamaşırlarını yıkamış, yemeklerini pişirmiş, çocuklarını büyütmüştü. O ise sadece işe gidip gelmişti.

“Temizlikçi, öyle mi?” dedi sesi giderek sertleşerek. “Peki kim yıkıyor senin gömleklerini? Kim bakıyor hasta annene? Kim temizliyor bu evi?”

“Bu senin görevin!” diye bağırdı Mehmet. “Ben para kazanıyorum, senin tek işin evi çekip çevirmek. Bunu her kadın yapar zaten.”

“Her kadın,” diye tekrarladı Ayşe. İçinde bir şey kırılıvermişti. “Tamam o zaman.”

Önlüğünü çıkarıp askıya astı. Mehmet arkasını dönmüş, bir yudum daha bira alıyordu.

“Demek her kadın yapabilirmiş,” diye mırıldandı Ayşe kendi kendine. “Görelim bakalım.”

Yatak odasına geçti, eski bir valizi dolaptan indirdi. Mehmet hışırtıyı duyup odaya göz attı.

“Ne yapıyorsun sen?”

“Eşyalarımı topluyorum,” dedi Ayşe sakince. “Madem bu evde hiçbir şey değilim, o zaman burada durmamın anlamı yok.”

“Nereye gidiyorsun?” diye kaşlarını çattı Mehmet.

“Emine’ye. Bir süre kalacağım.”

Emine, Ayşe’nin küçük kız kardeşiydi. Tek başına yaşıyor, bir hastanede hemşire olarak çalışıyordu.

“Saçmalama,” diye elini savurdu Mehmet. “Kim yemek yapacak şimdi?”

“Önemli mi?” diye valizi kapattı Ayşe. “Her kadın yapabilir dedin ya. Kendine birini bul o zaman.”

Mehmet şaşkınlıkla karısının paltosunu giymesini izledi.

“Ayşe, kızma şimdi. Öyle demek istemedim.”

“Tabii, istemedin,” diye ceketini düzeltti. “Sadece doğruyu söyledin. Ben bu evde hiçbir şeyim.”

“Yeter artık!” diye gürledi Mehmet. “Kim izin verdi sana gitmeye?”

Ayşe kapıda durdu, ona doğru baktı.

“Kimse. Kendim veriyorum izni. Yoksa ona da hakkım yok mu?”

Kapıyı çekip çıktı, Mehmet’i ağzı açık şaşkınlıkla ortada bıraktı.

Dışarıda serin bir ekim akşamıydı. Otobüse binip kardeşine doğru yola koyuldu. Telefonu çalıyordu, ama bakmadı bile.

Emine kapıyı pijamalarıyla açtı.

“Ayşe! Ne oldu?”

“Birkaç gün kalabilir miyim?” dedi Ayşe yorgun bir sesle.

“Tabii ki, içeri gel.”

Mutfakta çay demlerken, Ayşe olanları anlattı.

“Ne cürret!” diye öfkelendi Emine. “Kırk yıl sonra böyle mi konuşulur?”

“İnanamıyorum,” dedi Ayşe gözlerini silerek. “Her şeyi onun için yaptım. Çocuklar, ev, her şey… O ise ‘her kadın yapar’ diyor.”

“Bırak da bulsun o ‘her kadını’,” diye homurdandı Emine. “Görelim bakalım nasıl idare edecek.”

Telefon yine çaldı. Mehmet arıyordu.

“Açma,” dedi Emine. “Biraz düşünsün.”

Ayşe telefonu masaya bıraktı, cevap vermedi.

Sabah olduğunda kendini Emine’nin evindeki kanepede buldu. Kardeşi işe hazırlanıyordu.

“Ne kadar istersen kal,” dedi Emine. “Yedek anahtarlarım var.”

Ayşe yalnız kaldı. Evde bir şey yapmadan oturmak tuhaf geliyordu. Normalde bu saatlerde Mehmet’e kahvaltı hazırlar, işe uğurlardı.

Telefon sessizdi. Belki de kendiliğinden döneceğini düşünüyordu.

Kahvaltısını yapıp pencere kenarında kahvesini yudumlarken içi garip bir huzurla doldu. Kaç yıldır böyle sakin bir sabah yaşamamıştı?

Öğlene doğru büyük kızı Derya aradı.

“Anne, baba aradı. Kavga etmişsiniz, öyle mi?”

“Evet.”

“Niye?”

“Dedi ki, bu evde hiçbir şey değilmişim. Sadece bir temizlikçiymişim.”

“Anne, nasıl söyler bunu!” diye haykırdı Derya.

“İşte söylemiş. Demek ki böyle düşünüyormuş.”

“Anne, ama sen hepimiz için her şeyi yaptın!”

“Ben öyle sanıyordum. Meğer sadece evi temizleyen biriymişim.”

Derya sustu bir an.

“Anne, şimdi neredesin?”

“Emine teyzede.”

“Uzun kalacak mısın?”

“Bilmiyorum. Belki bir iş bulurum. Temizlikçilik tecrübem var artık.”

“Anne, lütfen! Bu kadar ciddiye alma.”

“Ciddiye almayayım mı?” diye gülümsedi Ayşe acıyla. “Kırk yıl sonra gerçek yüzünü görmek ciddi değil mi?”

Derya iç çekti.

“Peki, ben onunla konuşurum. Sen de biraz düşün, tamam mı?”

Akşam Emine yorgun argın döndü.

“Ne haber?” diye sordu, üzerindeki önlüğü çıkarırken.

“İyiyim. Derya aradı.”

“Ne dedi?”

“Babamla barışmamı istedi.”

Emine yanına oturdu.

“Peki sen ne düşünüyorsun?”

“Bilmiyorum,” diye içini çekti Ayşe. “Belki de haklıdır. Belki gerçekten hiçbir şey değilim bu evde.”

“Ayşe, ne saçmalıyorsun!” diye sertçe sarıldı Emine ona. “Sen harika bir annesin, eşsin. Bunu göremeyenin gözlerindeAyşe yeni evinde mutfak penceresinden dışarı bakarken, Mehmet’in kırık tabaklar arasında oturduğu o eski evi düşündü ve içini huzurla dolduran bir gerçeği fark etti: artık kendi hayatının kahramanıydı.

Rate article
Lifequest
Eşim, bu evde ben kimseyim dedi.