Eski kayınvalidem hayatımı zehir ediyor.
Eski kocam çoktan kendi hayatını yaşıyor ve yeni bir çocuk büyütüyor, ama annesi hâlâ bana nefes aldırmıyor. Görünen o ki torununa “ilgi gösteriyor”. Keşke oğlunun nafakayı zamanında ödemesine de baksaydı.
Volkan’la altı yıl yaptık beraber. Tam bir cehennemdi. Ondan kaçtım, küçük bir çocukla tek başıma kalacağım korkusu bile beni durdurmadı. Akrabalar, “Çocuğun babaya ihtiyacı var,” diye ne kadar ısrar etseler de onun içkili eğlencelerini ve başka kadınlarla takılmalarını çekemeyeceğimi biliyordum.
Nermin Hanım bana hiçbir zaman saygı duymadı. Ama boşandıktan sonra bir anda torunumu bahane edip bana takmaya başladı. Galiba boşanınca ona bir bardak su verecek kimsesi kalmayacak diye korktu.
“Ne ayak yapıyorsun? Adam sana vurmuyor, maaşını eve getiriyor. Düzgün bir erkek işte,” diye söylenip durdu.
Demek vurmayan adamla yetineceksin. Tabii canım. Onunla tartışmanın anlamsız olduğunu biliyordum, bu yüzden laflarını duymazdan geldim. Nafaka için de dava açmadım ki kızımdan ilerde bir şey talep etmesin. Zaten kendi yardım edeceğine dair söz verdi. Ne mümkün!
Altı ay sonra eski kocam yeniden evlendi. Yeni bir bebek haberi nedense kayınvalidemi hiç mutlu etmedi. Beni gözetlemeye ve oğluyla barıştırmaya çalıştı. Habersiz evime gelip özel hayatımı kontrol etti. “Torunumu görmeye hakkım var,” diyerek kendince bahaneler uydurdu.
Peki ya önceden neredeydi bu torun sevgisi? Anladım ki asıl amacı etrafı kolaçan etmekti.
Boşandıktan sonra sıfırdan başladım. Eskiden ocak başından çıkmaz, arkadaşlarımla görüşmez, mahalleden öteye adım atmazdım. Şimdiyse kendime zaman ayırıyorum. Hafta sonları ailemle buluşuyoruz, yazlığa gidiyoruz, sinemaya, hayvanat bahçesine gezmeye çıkıyoruz.
“Çocuğu her yere sürükleme. Ev işlerini öğrensin,” diye çıkıştı bir gün eski kayınvalidem.
“Hafta sonları dinleniyoruz. Kızım eğleniyor, sizin tencereleriniz, paspaslarınız beklesin.”
Ona göre evde oturup eski kocamın arkasından ağlamalıydım. Üstelik 8 yaşındaki çocuğa yemek yapmayı, temizlik yapmayı öğretmeliydim. Neden? Bence bir çocuk çocukluğunu doyasıya yaşamalı, zaten yetişkin sorumlulukları ilerde başına yeterince bela olacak. Oyuncaklarını topluyor, eşyalarını düzenliyor, sofrayı kurmayı biliyor—bu yaş için yeterli.
“Sen beceriksiz bir ev hanımısın, kızın da senin gibi olacak,” diye yorum yaptı.
Bir gün eski diş fırçamı atmayı unutmuşum, yenisini bardağa koydum. Bunu gören kayınvalidem hemen eve erkek getirdiğimi, çocuğun yanında alem yaptığımı zannetti. Kendimi açıklamaya tenezzül etmedim—ne yaparsam yaparım, yetişkin bir kadınım.
“Senin özel hayat kurmaya hakkın yok, çünkü annesin. Kafan çocukla dolu olmalı, erkeklerle değil!” diye bütün apartmanı inletiyordu.
“Peki oğlunuzun hakkı var mı? Şimdiden yeni bir çocuk yaptı!”
“Sen onu terk ettin, zaten düzgün erkekler sokakta bulunmaz.”
Artık gelip bana stres yaşatmamasını söyledim. Torunuyla görüşmek istiyorsa, kızımı parka götürürüm. Ama eve girmek yok. Şimdi bana tepiniyor, sosyal hizmetlerle tehdit ediyor. Hiç korkmuyorum—ne uydurursa uydursun, iyi bir anneyim ben.




