Bir Kaynana Hikayesi. – İnanamazsınız kimle tanıştım az önce!
Ayşegül eve koşarak girdi, hızlıca ellerini yıkadı ve doğruca mutfağa geçti. Anne ve babası sofrada oturuyordu.
Kız, yemeğe geç kaldığı için özür diledi ve heyecanla anlatmaya başladı: “İnanamazsınız kimle tanıştım! Kardeşimin bir kız arkadaşı oldu. Çok tatlı, neşeli, kızıl saçlı. Adeta bir güneş gibi. Adı Sevgi. Oto yıkamada çalışıyor, biz de arabamızı orada yıkatırız. İşte orada tanışmışlar. Galiba ciddi düşünüyorlar, harika değil mi?” diye durmadan konuştu Ayşegül. Babası Mehmet Bey, tabağından çatalını kaldırıp gülümseyerek, “İyi işte, oğlumuzun yöneliminden şüphe etmeye başlamıştım,” dedi. Annesi Fatma Hanım ise kocasının bu lafına bozuldu ve oğlunun oto yıkamada çalışan biriyle çıkmasına üzüldü.
“Orada kim çalışır ki? Başka yerde iş bulamayanlar. Ne eğitimi var, ne terbiyesi. Hepsi de bir şekilde itici. Kısaca oto yıkama işçileri. Hiçbiri oğlumuza layık değil,” diye söyleniyordu Fatma Hanım. Mehmet Bey karısına katılmadı: “Niye böyle konuşuyorsun ki? Herkes farklıdır. Belki kız okurken ek iş yapıyordur. Çalışmak kötü bir şey mi? Demek ki paranın kıymetini biliyor. Oğlumuzdan para da istemez, kendi çalışıyor. Sen daha görmeden olumsuz düşünüyorsun. Belki çok güzeldir, oğlumuz da boş yere sevmez onu.”
Ama Fatma Hanım kararlıydı: “Gidip göreceğim bu güzelim kızı. Oğlumu nasıl etkilemiş? Öyle bir yaparım ki işinden atılır. Varlıklı erkeklere bakmasın, kendine daha uygun birini bulsun.”
Ertesi gün Fatma Hanım gerçekten oto yıkamaya gitti. Kapıdan girer girmez kavga çıkardı. “Sevgi nerede, oğlumun yakasına yapışan?” diye bağırdı. “Kızı hemen kovun, müşterilerle ilişkiye girmek yasak!” diye tutturdu. Ama girişte karşılaştığı Dilek adlı çalışan, “Böyle biri yok, başka mesaide olabilir, yarın gelin,” dedi. Fatma Hanım tabii ki hemen o “ahlaksız” Sevgi’yi rezil etmek istiyordu ama elinden bir şey gelmedi. “Eli boş” dönmek zorunda kaldı. Ama ertesi gün geleceğine dair söz verdi.
Dilek, Sevgi’ye yaklaşıp, “Müşterilerle flörtleşmek yasak, gerçekten işten atılabilir. Sözleşmede bile yazar,” dedi. Sevgi ise, “Oğlumuzla bir yıldır beraberiz. Tanışmak istememiştim ama o ısrar etti. Şimdi ailesiyle tanıştırmak istiyor ama ben üniversiteyi bitirip düzgün bir iş bulduktan sonra tanışmayı düşünüyorum,” dedi.
Üniversitede okuyan Sevgi, yurtta kalıyordu ve ailesinden para almak istemiyordu. Dilek, “Yönetime söylemem, ama sevgilinden ricada bulun, annesini uyarsın, bir daha gelip kavga çıkarmasın,” dedi.
Akşam evine giden Ahmet, annesine sert bir sesle, “Ne yapmaya çalışıyorsun? O kızla beni ayırmak mı istiyorsun? Sevgi geçici olarak orada çalışıyor. Her iş kutsaldır. Onu hiç tanımıyorsun. Çok iyi ve zeki bir kız. Onu seviyorum. Eğer bir daha oto yıkamaya gidersen, evden çıkarım, Sevgi’yi alır ayrı eve taşınırız. Bizi bir daha göremezsin. İlişkimize karışma. Onunla evleneceğim ve bu son sözüm,” dedi.
Fatma Hanım hiçbir şey söylemedi. Oğlunun karakterini biliyordu: Boş yere ultimatom vermezdi. Ne dediyse yapardı. Oğlunu kaybetmek istemediği için bir daha oto yıkamaya gitmedi.
İki yıl sonra Ahmet ve Sevgi’nin düğünü yapıldı. Damadın ailesi törenden çok memnun kaldı. Fatma Hanım gururla, “Düğün organizasyonunda gelinim Sevgi çok yardımcı oldu,” dedi. Sevgi, gerçekten güzel ve çok zeki bir kızmış. Üniversiteyi birincilikle bitirmiş, şirkette iş bulmuş ve oğlu kadar maaş alıyormuş. Üstelik şimdi bir de bebek bekliyorlarmış. Sevgi üç aylık hamileymiş. Ahmet, evlenmek için çok ısrar etmiş, Sevgi önce birlikte yaşamayı tercih etmiş.
İyi ki Fatma Hanım o gün oğlunu dinlemiş ve gençlerin ilişkisine karışmamış.
Mehmet Bey, Fatma Hanım’ı dansa davet etti. Kulağına eğilip, “Oğlumuz gibi bana da çok şanslı bir eş düşmüş,” diye fısıldadı. Gençlerin valsına katıldılar ve hep birlikte dans ettiler.
Peki sizce, bir anne oğluna gelin seçmeli mi?




