İKİ KANAT

Emre ve Sibel yedi yıl birlikte yaşadı. Lise yıllarından beri ayrılmamışlardı. Çocukları olmamıştı. Bir türlü kısmet değildi. Emre’nin sevgili büyükannesi ısrar ediyordu:
“Evlenin çocuklarım, nikâhlı olun! Sonra Allah’ın rahmeti üzerinize iner. Hak Teâlâ size evlat nasip eder.”
Emre için büyükannesi sözü tartışılmaz bir otoriteydi. Bu yüzden, kısa süre sonra resmi nikâhsız eşine evlenme teklif etti.
Görkemli bir düğün yaptılar. Alyanslarını taktılar. Nüfus kağıtlarına mührü vurdular. Ancak, bu kutlamada ufak bir aksaklık oldu.
Yeni evli çifte şampanyalı kadehler sunulduğunda, dibine kadar içmeleri (gözyaşı yerine mutluluk için) ve sonra (geleneğe göre) boş kadehleri yere atıp kırmaları gerekiyordu. İşte Emre’nin kadehi paramparça oldu, Sibel’inki ise çatlamadı bile, sadece yuvarlandı.
Misafirler fısıldaşmaya, kulağına konuşmaya başladı (öyle ki herkes duyabildi):
“Ah, fena alâmettir bu! Gençlerin hayatı olmayacak.”
Emre ile Sibel sadece güldüler. “Boş şeyler bunlar!” Ve eğlence devam etti.
Düğün coşkusu bitince, genç çift hayatlarına devam edecekti. Ama…
Sibel, nikâhlı eş statüsünü kazanınca kısa sürede değişti ve hükmetmeye başladı. Hiçbir şey onun istediği gibi değildi. Ufak tefek şeylere takılıyordu. Sonra tamamen ilan etti:
“Boşuna nikâh kıydık Emre. Seninle ben tam zıddız. Gökle yer gibi. Ayrılsak daha iyi olur.”
…Emre her şeyi kaynanasına yüklüyordu. Onun gözünde “Altın Balık” masalındaki kadındı adeta. Hep daha fazlasını istiyordu. İlgi, para, dört odalı evinde yer… Üstelik, damat onun “alın teriyle kazandığı” evine yerleşince, kaynana hiç durmadan onu “eğitip” duruyor, milyonlar kazanmanın yolunu öğretmeye çalışıyor, kuruşla geç
Sonrasında Rahim, artık büyüyen kızları Vahide, Nihan ve yeni doğan Masal’ı yürekten seven bir baba olarak, hayatının tüm dalgalarında ona güvenle tutunacakları üç sağlam liman bulduğunu içten içe bilmenin huzuruyla yaşadı.
.

Rate article
Lifequest
İKİ KANAT