Kahvaltı Bekleyen Koca Açlıkla Dönüyor

Mehmet Yılmaz evine çok aç gelir. Eşinin evde olmadığını fark edince mutfağa koşar, ısınmış bir yemeği yemeyi umar. Ancak fırında bir not bulur:
“Sevgilim, komşunun yanındayım. Sohbet ettik. Bana ihtiyaç olursa arayabilirsin.”
Tencereye baktığında boş bulan Mehmet bu kez buzdolabına yönelir. Buzdolabından saçını toplar gibisinden tüm yemekleri masaya döker.
Sandviçlerini çayla yuttuktan sonra yatağa uzanır ve uykuya dalar.
Eşi gece yedide eve döner. Mehmet uyandırılır ve sorar:
“Ebru, akşam yemeği mi?”
“Hayır, bana geç saatte yemek yemem yasak,” der eş. “Diyet yapıyorum.”
“Ben açlıktan öleceğim pekâlâ,” diye alay eder kocası. “Çalışmadan döndüm. Gün boyu araba sürdüm. İnsanı biraz daha yemek yemeye izin verir misin?”
“İstersen bir şeyler satabilirim tabii,” diye iç geçirir eş. “Ben aslında komşuya akşam yemeği yapmıştım. Ama senin için…”
“Ne yapıyordun orada?”
“Villâsından ördek getirmişmiş. O da bana ikram etmiş.”
“Kirazlı örs şeklinde mi?”
“Evet.”
“Söyle bakalım, komşunun yanına tekrar gitmeye başladın neden?” diye kıskanır Mehmet. “Ördek ve kiraz yemek istiyordun herhalde. Beni meşrubatlarla besliyorsun çünkü.”
“Yok canım,” diye kendi kendini aklar eş. “Onun yalnız olduğunu sevmezsin. Ama sen istersen ondan biraz daha isteyebiliriz?”
“Sensiz akşam bir arkadaşa gitmek适宜 mi sence?” diye çığlık atar Mehmet. “Beni oraya götüremezsin, aksi takdirde açlıktan ölürüm!”
“Gitmelisin!” diye ısrar eder eş. “Çok nazik bir kadındır. Telefonu zaten tutuyorum.”
“Boş ver, ben gitmem!” diye bağırmaya başlar Mehmet. “Açlıktan ölürüm!”
Ancak Ebru telefonla arayıp konuşmaya başlamıştır:
“Merhaba Fatma Hanım, acil bir durumum var. Kocam işten aç aç döndü ama benimle biraz sohbet etmeye başladık… Getirebilir miyim onu sizi ziyarete? Sizce olur mu? Eğer beni getirmeyip gelirse olmaz mı? Zaten işim var… Olur mu? Teşekkür ederim… Çoktan öğrenmek istiyor. Sağ olun… Onu kaçırmamak için… Ne güzel ikram edersiniz! Tamam, hemen gelir.”
Hattı kapatıp emir verir:
“Hazırlan, hazır sofrası var zaten.”
“Atılabilir mi sana?” diye sadece sadece bir kağıt çöp gibi görür Mehmet.
“Git diyor!”
“O halde ben de gelirim onunla.”
“Ben de banyo yapmaya gidiyoruz. Sen bu esnada yemeğe gidip otur. Gitmen gerekiyor,” ısrar eder Ebru. “Orası örs ve kirazlarla dolu. Sana neyini sever.”
“Yemişse, inatla direniyorsun.” diyen Mehmet, “Ama tek sebebi ördek olmasaydı… Bana birlikte gitmemi ister misin? Yalnız gidebilecek miyim?”
“Aldırma gitsin,” diye gülümser Ebru.
Mehmet yola koyuldu ve Ebru yavaş yavaş banyoya gider.
On beş dakika geçer. Ebru banyodan çıkar, televizyonu açar, serin vücut ile koltuğa uzanır.
Yine on beş dakika geçer. Mehmet yine yola çıkmış olsa da, Ebru endişeye kapılır, televizyon sesini kesti ve dinlemeye başlar.
Koridora gider, kapıyı itip tekrar dinler. İçeriği hissettiren bir sezgi, onu komşuya götürmek için zorlar. Ancak kendine bir rızkı veremiyor çünkü. “Kocam kendi gitmeliydi,” diye düşünür.
Kalbi kırılır. Yine telefonunu alır, Mehmet’in numarasını girmeye başlar. Çıkana kadar beklemeden kısa bir ses duyar:
“Ebru, Fatma Hanım evi çok lezzetli… Aklımı başımdan alamıyorum… Olur mu?”
“Sırf kimse?” diye sesi titremeye başlar Ebru.
“Sırf mı? Ne kadar iyiydi o…” Mehmet kıkırdar. “Affedersin güzelim, belki biraz daha kalırım. Gerçekten çok güzel bir ev…”
“Sen ne dedin peki?”
“Sorun olur mu?”
“Artık yok,” diyen Ebru telefonu kapatırken.
Beş dakika sonra, Mehmet koltukta otururken tuhaf bir hava doludur.
O günden sonra Ebru komşunun evine gitmez.

Rate article
Lifequest
Kahvaltı Bekleyen Koca Açlıkla Dönüyor