Senin Gibilerle Evlenilmez

Bugün günlüğüme yazmak istediğim bir olay var. Dün arkadaşlarımla kahvede otururken, Selin adında bir arkadaşımızın başından geçenleri dinledik.

“Selin, senin gibi kadınlarla evlenilmez,” demiş Murat sakince. “Bazı kadınlar vardır, aşk için vakit geçirilir. Bazıları ise kendini nikâha saklar. Sen maalesef ikinci gruptan değilsin.”

Selin şaşkınlıkla bakmış: “Neyim var benim, Murat? Yemek yaparım, güzelim, evim tertemiz, her açıdan seni mutlu ediyorum.”

Murat gülümsemiş: “İşte sorun da bu! Bozulmuşsun anlıyor musun? Senin gibi kadınlarla ciddi olunmaz. Evlenilecek kadın namuslu, temiz ve senin ilk erkeğin olmalı ki ayağını yıkadığı suyu içsin!”

Son sözü söylemenin gururuyla duvarı dönüp horlamaya başlamış.

Bir hafta öncesine kadar Selin, kafede kız arkadaşlarıyla harika bir geleceği olduğunu konuşuyordu. Otuz yaşındaydı belki, ama kariyeri vardı, evi, arabası, mükemmel görünüyordu. Evlenip çocuk yapma vakti gelmişti! Üstelik mükemmel genlere sahip bir aday da bulmuştu.

Murat hiç evlenmemişti, annesinin yanına daire almıştı. Kırk yaşında, yakışıklı, bakımlı, kötü alışkanlıkları yok, üstelik iyi bir pozisyondaydı. Rüya gibi bir erkek!

Selin’le diş muayenesi sırasında tanışmışlardı. Selin çok çalışkan bir diş hekimiydi, devlet hastanesinde de özel klinikte de çalışıyordu. Murat o akşam iş çıkışında onu pahalı şakayıklarla karşılamıştı. Şubat ayında şakayık! Sonra lüks bir restorana götürmüştü.

İki yıl geçmişti ama Murat bir türlü evlenme teklif etmiyordu. Arkadaşları “Artık yüzüğü takma vakti geldi,” diye ısrar edince, Selin bir gece konuyu açmıştı. Aldığı cevap şok ediciydi: “Selin, senin gibilerle evlenilmez!”

Ertesi gün kız arkadaşlarıyla buluştuğunda anlattı: “Biliyor musunuz, bana bozulmuş dedi! Üstelik bunu gururla söyledi!”

“Ne yani, sen güzelsin, akıllısın, her şeyin yolunda!” diye atıldı Ayşe.

Murat’ın cevabı nettir: “Ben sadece temiz, namuslu bir kızla evlenirim. Selin’in geçmişi var. Üçüncü sınıf!”

“Selin, bırak şunu!” diye güldü Leyla. “Yoksa seni öyle bir kandırır ki, kendini toparlayamazsın. Hem bu hafta sonu bizim evlilik yıldönümümüz var. Gel, Murat’a aile hayatının güzelliklerini gösterelim!”

Murat, nadiren sosyalleşen biri olmasına rağmen kabul etti. Araba kullanmayı da üstlendi. Selin ise rahatlamanın keyfini çıkaracaktı, çünkü dönüşte o sürmeyecekti.

Ayşe’nin yazlığında harika bir ortam vardı. Çocuklar koşuşturuyor, mangal yanıyor, küçük köpekleri Şanslı deli gibi etrafta dolaşıyordu. Akşama kadar yiyip içtiler. Yaşlılar evin içine çekilince, masada en dayanıklılar kaldı: Ayşe, kocası Mehmet, kız arkadaşlar ve Murat.

Konu yine evliliğe gelince Murat lafa girdi:

“Ayşe, Selin neden hâlâ evlenmedi sence? Sizin on yılınız oldu, o hâlâ bekâr?”

“Bilmem ki,” dedi Ayşe şaşkınlıkla. “Biz üniversitedeyken evlendik. O ise çalışıyordu.”

“Peki,” diye devam etti Murat, “sen kocana temiz bir kız olarak mı verdin kendini?”

Mehmet birden öfkelendi: “Ne münasebet ya! Sen doktor olmalıydın, bu kadar mı meraklısın kızların geçmişine?”

Murat gülümsedi: “Demek ki Ayşe temizdi. Aferin size! Ama bir erkek, kaç kişiyle beraber olduğu belli olmayan bir kadınla nasıl evlenir? Ailesini rezil mi etsin?”

Leyla kahkaha attı: “Ne ailesi be! Kont musunuz, prens misiniz? Selin’e niye umut veriyorsun o zaman? Zamanını çalıyorsun!”

Murat soğukkanlılıkla cevap verdi: “Kimse umut vermedi. Selin kendisi anlamalı. Üçüncü sınıfsın sen Leyla, boşanmışsın, çocuğun var. Şansın yok!”

Mehmet ayağa fırladı: “Benim evimde kadınlara böyle mi laf edersin? Senin gibi bayat balığa mı kaldı?”

Murat’ı masadan kaptığı gibi dışarı attı. “Defol git buradan! Yoksa kendime hâkim olamayacağım!”

Murat küskün bir ifadeyle döndü: “Selin, geliyor musun?”

Selin kahkahalara boğulmuştu, cevap veremedi. Murat çantasını kapıp çıktı.

“Vallahi Mehmet,” dedi Selin gülerek, “beni kurtardın! Artık bayat erkek de istemiyorum!”

Murat bir daha aramadı.

Birkaç ay sonra Selin’e zarif bir davetiye geldi. Murat evleniyordu. Üstelik Selin’i de çağırmıştı.

Leyla “Git, gör şu rezaleti!” dedi. Ayşe ise “Gitme, üzülürsün,” diye uyardı.

Selin gitti. Murat gururla yanındaki genç kızı tanıttı: “Bu benim arkadaşım Selin. Bu da Aylin.”

“Temiz ve namuslu, değil mi?” diye sordu Selin.

Murat gururla başını salladı. Aylin kıpkırmızı oldu.

Nikâh kıyıldı, yemekte sıra konuşmalara geldi. Aylin’in babası mikrofonu kaptı. “İşte oğlum, Aylin’imizi sana verdik,” dedi. “Ama bir sürprizimiz var!”

İki küçük çocuk elinden tuttuğu gibi salona girdi. “Bunlar Aylin’in çocukları, Volkan ve Kerem! Hoş geldin ailemize!”

Selin salatasından boğuldu. Murat’ın yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz! Karısından yılan gibi sıçradı.

“Bu ne rezalet!” diye bağırdı

Rate article
Lifequest
Senin Gibilerle Evlenilmez