Öz Oğlu Annesine İhanet Etti

Bir zamanlar, bir annenin evladı tarafından nasıl ihanete uğradığını anlatan bir hikâye vardı. Mezuniyet balosunda bütün kızlar onunla fotoğraf çektirmek istemişti. O ise Aysel’i seçti Ne güzelliği, ne zekâsı, ne de bilgisi vardı. Ama babası, kasabanın önemli simalarından biriydi. Üstelik Aysel’in mezuniyet elbisesi de en gösterişlisiydi Üniversiteye de o girişti. Sanki o gece elinden tutmuş, yıllarca bırakmamış, sonunda da evliliğe sürüklemişti.

***

HAYATIN TA KENDİSİYDİ. Oğul

Küçükken herkes ona bir tablo gibi hayranlıkla bakardı. Hem yakışıklı hem de yaltaklanmayı bilen bir çocuktu. Kucağa alan herkese öz evlatmış gibi sokulurdu. Tanımadığı insanlar bile ona eline şeker tutuştururdu. Ayşe, birilerinin gözlerinin çocuğuna değmesinden hep korkardı. Okul yıllarında kızlar birbirini çimdiklerdi, çünkü hepsi onunla arkadaş olmak, hatta çıkmak istiyordu. Mehmet hem başarılı bir öğrenci, hem de sporcuydu. Tek eksiği fakir olmasıydı. Ama kasabanın şımarık kızları, idolünün ayakkabılarının delik olduğunu bile umursamazdı. Başka biri olsa alay ederlerdi ama ona asla! Mezuniyette herkes onunla fotoğraf çektirmek istedi. O ise Aysel’i seçti Ne güzelliği, ne aklı, ne de bilgisi vardı. Ama babası kasabanın nüfuzlu bir adamıydı. Üstelik Aysel’in elbisesi de en şıktı Üniversiteye de o girdi. İşte böyle, mezuniyette elini tuttuğu gibi yıllarca bırakmadı, sonunda da evliliğe götürdü.

Ayşe, düğünden önce beslediği domuzu satıp oğluna verdiği parayla her şeyi bitirdi. Mehmet o birkaç bin lirayı alıp gitti

* * *

Ayşe, köye küçük bir çocukla gelmişti. İnsanlar mı uydurmuştu, yoksa gerçekten öyle miydi, kim bilir? Çocuğun babasının, evi ona alıp kaybolduğu, çünkü evli olduğu söylenirdi. Köylüler onun hiçbir akrabasını görmemişti. Ayşe mütevazı bir hayat sürdü. Köy bakkalında çalışır, küçük bir bahçeyle uğraşırdı. Bazen talip çıkanlar olurdu, ama nerede! Kimseyi kabul etmez, “Benim bir kocam var!” derdi. Güldürmez mi? Arkadaşları bazen, “Zor değil mi yalnız başına?” diye takılırdı. Sinirlenirdi.

Mehmet’i ilkokula başlattığı gün, okuldan çıkarken gözleri spor öğretmeni Hakan’la karşılaştı. Üniversiteden yeni mezun olmuş, köye atanmıştı. Göz göze gelmeleri tesadüf gibiydi. Sonra bakışları birbirini aramaya başladı Nasıl olduysa, birbirlerine tutuldular. Hakan, Mehmet’e bisiklet sürmeyi öğretir, lastik tamir etmeyi gösterir, kışın ormana yürüyüşe götürürdü. Baharda birlikte sebze ekerlerdi. Ayşe, oğluna gerçeği anlatmaktan hep çekinirdi, çünkü fark etmişti ki, Hakan’a sarıldığında veya elini uzattığında, Mehmet gerilir ve susardı.

“Neden böyle yapıyorsun, yavrum? O iyi biri! Senin baban olacak!” diye fısıldardı, sevdiği gittikten sonra.

“Onu sevmeni istemiyorum! Beni sevmeni istiyorum!” diye homurdanırdı küçük çocuk.

Bir sabah uyandığında, Mehmet annesini Hakan’la yatakta gördü.

“Artık böyle olacak, yiğidim!” diye sarıldı Hakan, gerçekten de ona içtenlikle bağlıydı.

“Olmayacak! Bizimle yaşamanı istemiyorum!” diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Kahvaltı etmedi, bir koşu dışarı fırladı. Akşama kadar annesi onu aradı, sonunda bulup eve getirdi.

“O içeride mi?” diye sordu, ağlamaklı gözlerle kapıyı işaret ederek.

“İçeride”

“Gitsin bizden. Yoksa ben eve girmem!”

“Oğlum! O seni tek kelimeyle bile incitmedi! Hepimiz bir aile gibi yaşayacağız” diye yalvardı.

“Ben herkes gibi olmak istemiyorum! Sadece seninle olmak istiyorum! O benim babam değil!”

“Baban olacak, göreceksin”

Hakan bavulunu aldığı gibi geldiği gibi gitti. Ayşe’yi sıkıca sardı, alnından öptü.

“Düşün biraz, Mehmet. Ben sizin düşmanınız değilim,” dedi mahcup bir sesle. “Düşünecek misin?”

“Hayır!” diye başını salladı çocuk, arkasını döndü.

“Onu eve alırsan, ben kaçarım!” dedi annesine, Hakan’ın ardından kapı kapanırken.

Ayşe oğlunu seçti. Hakan köyden çok uzaklara gitti, kimse bir daha onu görmedi. Ayşe, yılbaşına doğru bir oğul daha dünyaya getirdi: Ali. Büyük oğlunun küçük kardeşini kabul etmeyeceğinden korkuyordu, ama Mehmet her şeye meraklı bir çocuk olduğu için, annesine bu bebeği nereden bulduğunu bile sormadı. Onu sevdi, baktı. Ayşe ise büyük oğluna karşı hep bir suçluluk duydu, ona tek bir kötü söz bile söylemeye kıyamadı.

“Benim Mehmet’im öyle olgun ki,” diye övünürdü arkadaşlarına, “öyle akıllı bir çocuk ki, ben ona danışırım, o bana değil.”

Onlar gülümserdi, çünkü biliyorlardı ki, Ayşe’nin yalnız kalmasının sebebi, oğlunun bu “akıl vermeleri”ydi

Mehmet’in okuldan beri Aysel’le arkadaş olduğunu duyunca sevindi. Ailesi varlıklıydı, evlenirlerse oğlunun iyi bir hayat kurmasına yardım ederlerdi diye içinden umutlandı.

Her zaman olduğu gibi, cumartesi günü oğlunu bekliyordu. Börek yap

Rate article
Lifequest
Öz Oğlu Annesine İhanet Etti