KAYBOLAN ANNENE BENZİYOR” – MİLYONERİN NİŞANLISI ÖYLE DEDİ VE ADAM DONUP KALDI

“ANNENE BENZİYOR, KAYBOLAN ANNENE!” MİLYONERİN NİŞANLISI DEDİ VE O DONUP KALDI

“Emir, bu kadın kaybolan annene tıpatıp benziyor!” diye bağırdı Defne, sokakta oturan bir kadını işaret ederek. Milyoner Emir donup kaldı. O gün keşfettikleri, hayatlarını sonsuza kadar değiştirecekti.

Zaman durmuştu sanki. Emir Demircioğlu, Defne’nin ağzından çıkan bu sözleri duyduğunda soluğu kesildi. Tam 35 yıldır, bir insanın yaşayabileceği en derin boşlukla yaşıyordu: annesinin açıklanamayan kayboluşu. Nur Demircioğlu, Emir henüz 8 yaşındayken bir Nisan sabahı ortadan kaybolmuş, ardında yanıtsız sorular ve asla tam iyileşmeyen bir çocuk kalbi bırakmıştı.

“Ne dedin?” diye mırıldandı Emir, sesi zar zor duyuluyordu. Gözleri yavaşça Defne’nin işaret ettiği yöne kaydı. Orada, caminin önünde, yaklaşık 60 yaşında bir kadın oturuyordu. Kıyafetleri eski ama temizdi, gri saçları omzuna düşen basit bir örgüyle toplanmıştı. Ancak Emir’in kalbini durduran şey, kadının yüz hatlarıydı. Aynı yemyeşil gözler, aynı zarif çene çizgisi, hâttâ ellerini dizlerinin üzerinde dinlendiriş şekli bile annesininki gibiydi.

“Emir,” diye fısıldadı Defne, kolunu sıkıca tutarak. “Gördüğümü sen de görüyor musun?” Şehrin en başarılı iş insanı, bir anda kaybolmuş bir çocuğa dönüşmüştü. Bacakları titredi ve düşmemek için en yakındaki duvara yaslanmak zorunda kaldı. 27 yıllık boş arayışlar, özel dedektifler, çıkmaz sokaklara götüren yanlış ipuçları… Ve şimdi, cevap her zaman bu kadar yakınında mıydı?

“Olamaz,” diye mırıldandı, başını iki yana sallayarak. “Bu imkânsız. Annem asla, o asla böyle bir şey yapmazdı.” Ama bu sözleri söylerken bile, içinde derinlerde bir şey ona “evet, mümkün” diye haykırıyordu. Yanlış yerlerde aradıktan sonra, hayat onu tam da beklemediği bir anda annesiyle karşılaştırmıştı.

Kadın o anda başını kaldırdı, sanki Emir’in bakışlarının ağırlığını hissetmiş gibi. Yeşil gözleri doğrudan Emir’inkilerle buluştu ve aralarında bir şimşek çaktı. Sonsuzluk kadar uzun süren bir an boyunca, anne ve oğul birbirlerini tanımadan baktılar. Ama aralarında tarifsiz bir bağ vardı, sanki hava elektriklenmişti.

“Aman Tanrım,” diye fısıldadı kadın, titreyen elini kalbine götürerek. “O gözler…”

Emir bir adım attı, sonra bir adım daha, bir rüyada yürüyen uyurgezer gibi. Defne de yanında yürüyordu, nefesi heyecandan kesiliyordu. Yeterince yaklaştıklarında, Emir kadının yüzündeki her detayı görebildi: zamanın çizdiği her kırışıklık, bilmediği yılların bıraktığı her iz…

“Affedersiniz,” diyebildi sonunda, sesi titreyerek. “Adınız nedir?”

Kadın onu dikkatle inceledi, sanki çözülmesi imkânsız bir bilmeceyi anlamaya çalışıyordu. Gözleri Emir’in yüzünden ellerine, sonra tekrar gözlerine kaydı. Emir, ifadesinde bir değişim gördü: ruhunun derinliklerinden gelen bir tanıma.

“Sevgi,” diye söyledi yumuşak bir sesle. “Adım Sevgi.”

Bu isim Emir’e bir tokat gibi çarptı. Annesinin adı Nur’du. “Sevgi” değil. Ama fiziksel benzerlik o kadar güçlüydü ki bu bir tesadüf olamazdı.

“Sevgi,” diye tekrarladı Emir, sanki ismi söyleyerek durumu daha iyi anlayabilecekti. “Size sorabilir miyim, aileniz var mı?”

Kadının gözleri aniden doldu ve Emir, birinin kalbine hançer sapladığını hissetti. Bu ifade, annesinin fotoğraflarında gördüğü o derin hüzündü.

“Bir oğlum vardı,” diye mırıldandı Sevgi, sesi neredeyse duyulmuyordu. “Çok uzun zaman önce… O benim her şeyimdi.”

Emir’in dizlerinin bağı çözüldü, Defne onu tuttu. Emir’in gözleri, sevgilisinin hayatındaki bu en önemli buluşmaya tanık olmanın verdiği duyguyla doluydu.

“Oğlunuza ne oldu?” diye sordu Defne, Emir konuşamadığı için.

Sevgi gözlerini kapadı, sanki soru ona fiziksel acı veriyordu. “Onu kaybettim. Her şeyimi kaybettim. Seneler önce bir gecede her şey yok oldu.”

“N… Nasıl?” diye kekeledi Emir, cevabı duymak istemiyormuş gibi.

Kadın ona doğrudan baktı. Ve o anda, Emir zamanın ve koşulların ötesini gördü. Çocukken tüm kalbiyle sevdiği annesini, ona ninniler söyleyen, uyumadan önce masallar anlatan kadını gördü.

“Kocam,” diye başladı Sevgi, sesi kırılıyordu. “Bana dedi ki, eğer bir daha oğlumla iletişim kurmaya çalışırsam, ikimizin de çok kötü sonuçlara katlanacağını söyledi. Dedi ki, oğlumun benim öldüğümü sanarak büyümesi, onu koruyamayan bir annesi olduğunu bilmesinden daha iyiydi.”

Emir’in dünyası o an yıkıldı. Babası, kendi babası, annesinin kayboluşundan sorumluydu. Onu özverili bir dul olarak yetiştiren, yıllarca karısının ölümüne ağlayan adam, hayatındaki en acı ayrılığın mimarıydı.

“Oğlunuzun adı neydi?” diye sordu Defne. Ancak Emir’in yüzündeki ifadeden, her iki kadın da cevabı biliyordu.

“Emir,” diye fısıldadı Sevgi ve bu ismi söylerken içinde bir şey kırıldı. “Adı Emir’di ve dünyanın en güzel gözleri vardı. Tıpkı senin gözlerin gibi, genç adam.”

Ortamı sessizlik ka

Rate article
Lifequest
KAYBOLAN ANNENE BENZİYOR” – MİLYONERİN NİŞANLISI ÖYLE DEDİ VE ADAM DONUP KALDI