**Kişisel Günlük Yazısı**
Sessizliğin hâkim olduğu bir akşamüstü, İzmirin sakin bir mahallesindeki bakkal, her zamanki dinginliğiyle duruyordu. Ancak bu gece, bu sakin görüntünün altında derin bir hikâye yatıyordu. Dokuz yaşındaki Elif, kollarında bebek kardeşi Aliyi tutarken, diğer elinde bir kutu sıkıca sımsıkı tutuyordu.
Büyüyünce mutlaka öderim, söz veriyorum, dedi Elif, sesi yumuşak ama kararlıydı. Gözleri, bakkalın kasasındaki Murat Amcaya dikilmişti. O an, sanki zaman durmuş gibiydi.
Murat Amca, sert bir ifadeyle başını salladı. Parasız alamazsın kızım. Ya geri koy ya da polisi çağırmak zorunda kalacağım.
Elif yerinden kıpırdamadı, Aliyi hafifçe sallayarak onu sakinleştirmeye çalıştı. Murat Amca telefonu eline alırken, dükkânın kapısındaki zil çaldı. İçeri, Türkiyenin en büyük gıda zincirlerinden birinin kurucusu olan milyarder Mehmet Yılmaz girdi. Şık takım elbisesi ve otoriter duruşuyla dikkat çekiyordu. Ortamdaki gerginliği hemen hissetti ve gözleri Elife takıldı.
Mehmet Beye dönen Elif, sakin ama kararlı bir sesle konuştu: Lütfen efendim, kardeşim dün geceden beri aç. Çalmıyorum, sadece güvenmenizi istiyorum. Büyüyünce size ödeyeceğim.
Elifin samimiyeti Mehmet Beyin ilgisini çekti. Onun seviyesine eğilerek, Adın ne? diye sordu.
Elif, dedi güvenle, bu da kardeşim Ali.
Burada tek başına mısın? diye sordu Mehmet Bey, sesinde endişe vardı.
Elif sessizce başını salladı. Annemiz babamız gitti ve bir daha gelmedi. Bir süre barınaktaydık, ama bizi ayırmak istediler, biz de kaçtık.
Mehmet Beyin yüzünde bir anı canlandı. Aliyi korumak için mi kaçtın?
Elif onayladı. Küçük omuzlarına yüklenen sorumluluk, yaşının çok ötesindeydi.
Murat Amca araya girdi: Efendim, kesin çalacak. Sakın kanmayın.
Mehmet Bey onu duymazdan geldi. Cüzdanından birkaç lira çıkarıp Elife uzattı.
Elif paraya baktı ama başını iki yana salladı. Sadece süte ihtiyacım var efendim.
Dürüstlüğü karşısında Mehmet Bey gülümsedi. Peki ya sütten fazlasını teklif etsem?
Elif merakla baktı. Ne demek istiyorsunuz?
Bir gelecek, dedi Mehmet Bey, ayağa kalkıp Murat Amcaya döndü. Bu çocuklar benimle geliyor. Gerekeni yapın, sorumluluğu üstleniyorum.
Elifin gözleri büyüdü. Bize neden yardım ediyorsunuz?
Mehmet Bey onun gözlerine baktı. Çünkü ben de bir zamanlar senin yerindeydim.
Kısa süre sonra Elif ve Ali, lüks bir arabanın arka koltuğundaydı. Mehmet Bey, doktorları, avukatları ve asistanlarını harekete geçirerek çocukların ihtiyaçlarını karşıladı ve onları muhteşem dairesine götürdü.
O gece, sıcak bir banyo ve doyurucu bir yemekten sonra Elif, yumuşak bir bornoz giymiş, Alinin huzurla uyuduğunu izliyordu. Mehmet Bey usulca kapıyı çalıp içeri girdi.
Elif, barınakla konuştum. Olanları anlattılar, dedi nazikçe.
Elif gözlerini indirdi. Anlamadılar. Alinin bana ihtiyacı var. Onu hep koruyacağıma söz verdim.
Mehmet Bey yanına oturdu. Bana büyüyünce borcunu ödeyeceğine söz vermiştin. Hâlâ aynı kararlılıkta mısın?
Elif kararlılıkla başını salladı. Evet efendim, öyleyim.
Mehmet Bey bilgece gülümsedi. İşte borcunu böyle ödeyeceksin. Okulda sıkı çalış, kendine güven ve bugün gösterdiğin cesareti hiç kaybetme. Başkalarına yardım eden biri ol.
Elifin gözleri doldu. Hiç kimse ona böyle inanmamıştı. Bunu gerçekten yapabileceğimi düşünüyor musunuz?
Hiç şüphem yok, dedi Mehmet Bey. Ben de senin yaşındayken terk edilmiştim. Biri bana şans verdi ve ben de bunu başkalarına aktaracağıma söz verdim. Bugün, bu söz seninle yerine geliyor.
O günden sonra Mehmet Bey, “Elifin Sözü Vakfı”nı kurdu. Terk edilmiş çocuklara yiyecek, eğitim ve barınak sağlamak için çalışan bu vakıf, binlerce çocuğa umut oldu. Elif ise hep sözünün arkasında durdu.
Yıllar geçtikçe, Mehmet Beyin rehberliğiyle Elif, eğitiminde başarılı oldu, sosyal hizmetler alanında üniversite bitirdi ve savunmasız çocuklar için çalışmaya devam etti. Ali ise neşeli, kendine güvenen bir genç olarak büyüdü ve ablasının azmine hep hayran kaldı.
Yıllar sonra, Elif büyük bir kalabalığın önünde duruyordu. Artık saygın bir çocuk hakları savunucusuydu. Bugün, dedi gururla, ihtiyaç sahibi çocuklara ev, eğitim ve umut sunan onuncu merkezimizi açıyoruz.
Kalabalık coşkuyla alkışladı. En önde, gururla gülümseyen yaşlı Mehmet Bey vardı.
Elife neyin onu bu kadar ileriye taşıdığı sorulduğunda, Mehmet Beye sıcak bir bakış attı. Korkmuş küçük bir kızın içindeki cevheri gören biri oldu, dedi sessizce. Ona sözünü tutma gücü ve fırsatı verdi.
Konuşmanın ardından Mehmet Bey onu kucakladı ve fısıldadı: Borcunu kat kat ödedin.
Elif başını iki yana sallayarak gözlerindeki minnetle, Hayır efendim. Sizin gibi iyilikler asla bitmez, borcu da ödenmez.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



