Bugün günlüğüme yazmak istediğim bir olay oldu. Sokak köpeklerinden biri, aniden denize doğru koştu ve köpüren dalgaların arasına atladı. Sanki suyun içinde bir şey onu çağırıyordu.
Akıntı, yakalamaya çalıştığı her şeyi sürüklüyordu. Yorulmuş patileri çaresizce suyu çırpıyor, sonunda zorlukla suyun üstünde kalmaya çalışan küçük bir çocuğa ulaştı. Köpek, usulca çocuğun kıyafetini dişleriyle tuttu ve sırtına aldı. Dalgalar onları kıyıdan uzaklaştırdı, kimsenin göremeyeceği bir yere doğru…
Titreyen bacaklarıyla son gücüyle yüzmeye devam etti. Tüyleri ıslanmış, tuzlu su gözlerini yakıyordu. Bir an, uzakta bir ışık belirdi: Balıkçı teknesi miydi, yoksa sahildeki bir ev mi? Emin değildi ama umuduyla o yöne doğru yüzdü. Dalgalar onu bir kez daha yukarı kaldırdığında net gördü: Evet, bir tekneydi! Küçük, tahtadan, pruvasında bir fener yanıyordu. İçinde biri vardı. Köpek güçsüzce inledi, artık yapacak başka bir şeyi kalmamıştı…
Teknedeki yaşlı balıkçı, rüzgarın uğultusu arasında duyduğu bu tuhaf sese şaşırdı. Gözlerini kısıp el fenerini denize tuttu. Dalgaların arasında, mücadele eden karanlık bir şekil gördü.
“Allah’ım!” diye mırıldanarak oltayı bıraktı. Tekneyi hızla o yöne çevirdi. Yaklaştıkça şekil netleşti: Tuzdan kızarmış gözleriyle, başı suya batmak üzere olan titrek bir köpek… ve sırtında hareketsiz bir çocuk.
Hiç düşünmeden eğildi, çocuğu kollarından tutarak tekneye çekti. Çocuk buz gibiydi, rengi solmuştu ama nefes alıyordu. Köpek ise hareketsizdi, gücü tükenmiş gibi teknenin yanında sürükleniyordu.
“Hadi aslanım… bunca şeyi yaptın da şimdi pes mi edeceksin?” diye fısıldadı yaşlı adam, kollarını uzatarak.
Köpek son bir gayretle başını kaldırdı ve patilerini oynattı. Balıkçı onu da içeri aldı, eski bir yün battaniyeye sardı ve ikisini de sıkıca kucakladı.
Teknenin motoru çalıştı. Gözleri dolu dolu limana döndü. O an gördüklerini asla unutamayacaktı.
Birkaç gün sonra yerel gazeteler şu başlığı attı:
“Sulardan Kurtarıldı: Bir Çocuk ve Dört Ayaklı Meleği”
Sokak köpeğinin ne tasması ne de sahibi vardı. Ama o gün bir amaç buldu. Çocuk ise hayata yeniden tutundu.
O günden sonra bir daha ayrılmadılar. Köpeğin bir adı oldu: Umut. Çünkü ona kalan tek şey buydu… Ve bu, yeterliydi.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



