Güzel bir gün, arkadaşım evlenmeye karar verdi. Tabii ki aşk için evlendi. Gelin, güzel, akıllı ve bağımsız bir kadındı. Büyük bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyor ve iyi para kazanıyordu.
Arkadaşım Ahmet de eşinin kazancının gerisinde kalmak istemiyordu. Ev kredisini daha hızlı ödeyebilmek için ek işler alıyor ve uzun saatler çalışıyordu.
Evlerini hemen aldılar. Biriktirdikleri parayla kredi çektiler, aileleri de yardım etti. Avrupa tarzında güzel bir tadilat yaptırdılar ve evi özenle döşediler. Yani, mutlu mesut yaşayacaklardı.
Ancak mutluluk gelmedi. Eşi ev işlerini halledemiyordu. Ya yeri silmeyi, toz almayı ve akşam yemeğini zamanında hazırlamayı bilmiyordu ya da yapmak istemiyordu. İşten çok yorgun geldiğini ve geç kaldığını söylüyordu. Tabii Ahmet de boş durmuyordu, o da geç saatlere kadar çalışıyordu.
Böylece, evde kimin daha fazla iş yaptığına dair tartışmalar başladı. İlk altı ay, etrafa saçılmış kıyafetler ve yıkanmamış bulaşıklar arasında günlük kavgalarla geçti. Yine de ikisi de ailelerine tartışma sebeplerini söyleyemedi. İkisi de utanıyordu.
Bir gün, Ahmet kayınpederiyle balığa gitti. İkisi de balık tutmaya meraklıydı ve bu yüzden iyi anlaşıyorlardı. Gece ateş başında, yanlarında bir kadeh şarapla, Ahmet kayınpederine içini döktü, tabii kayınvalidesine özellikle söylemeyeceğine dair söz aldı.
Kayınpeder sır tutacağına söz verdi ama evlerinin barış bulmayacağını, bir “ev koruyucusu” alana kadar söyledi.
“Aklımda biri var,” dedi kayınpeder. “Zaman bulduğumda, onu ikna edip evinize yerleştireceğim.”
Ahmet kayınpederinin aklını kaçırdığını düşündü ama sesini çıkarmadı.
Bir hafta sonra, kayınpeder bir kedicikle birlikte evlerine çıkageldi. Ahmet öfkelendi. Neden? Daha fazla kirlilikten başka ne getirecekti ki? Ama kayınpeder onu balkona sigara içmeye çağırdı ve “ev koruyucusu”nu hatırlattı. Onu kediy




