Işığın Ulaşamadığı Yer

**Işığın Ulaşmadığı Yerde**
**Prologue**
En sert kışın ortasında, Lviv gettosunun dondurucu ve aç kalpleri arasında, genç bir Yahudi anne, oğlunun kaderini sonsuza dek değiştirecek bir karar verdi. Açlık her yanı sarmıştı. Sokaklar hastalık ve korku kokuyordu. Sürgün trenleri dakik gibi geliyorduher biri, dönüşü olmayan bir yolculuk. Duvarlar gittikçe daralıyordu.
Yine de, bu boğucu karanlıkta, son bir çatlak buldubir çıkış yolu, kendisi için değil, yeni doğmuş oğlu için.
**I. Soğuk ve Korku**
Rüzgâr bıçak gibi kesiyor, kar enkazları ve bedenleri beyaza bürüyordu. Sara, odasının kırık camından dışarı bakarken, bebeğini göğsüne bastırdı. Küçük İshak henüz birkaç aylıktı ve çoktan ağlamamayı öğrenmişti. Gettoda, ağlamak ölüm demekti.
Sara daha iyi günleri hatırlıyordu: anne babasının kahkahaları, yeni pişmiş ekmeğin kokusu, Şabatın müziği. Şimdi hepsi yerini açlığa, hastalığa ve geceleri yankılanan çizmelerin sesine bırakmıştı.
Ağızdan ağıza dolaşan haberler vardı: yeni bir baskın, yeni bir liste. Kimse sıranın ne zaman kendisine geleceğini bilmiyordu. Sara, kocası Davutu aylar önce kaybetmişti. İlk sürgünlerden birinde onu almışlardı. O günden beri, sadece İshak için yaşıyordu.
Getto bir tuzaktı. Önce “korumak” için örülen duvarlar, şimdi birer parmaklıktı. Her gün ekmek daha az, su daha kirli, umut daha uzaktı. Sara, üç kadın ve çocuklarıyla bir odayı paylaşıyordu. Hepsi sonun yakın olduğunu biliyordu.
Bir gece, camları çatlatan soğukta, Sara karanlıkta bir fısıltı duydu. Komşusu Miriamdı, ağlamaktan gözleri çökmüştü.
Polonyalı adamlar vardedi alçak sesle. Kanalizasyonda çalışıyorlar. Aileleri çıkarıyorlar bir bedel karşılığı.
Saranın içinde bir umut ve korku kıvılcımı çaktı. Mümkün müydü? Ya bir tuzaksa? Ama kaybedecek bir şeyi yoktu. Ertesi gün, Miriamın bahsettiği adamları aradı.
**II. Anlaşma**
Bul

Rate article
Lifequest
Işığın Ulaşamadığı Yer