Gizli Gözlemci: Babasının Gizemli Misafirini İzleyen Küçük Kız
Küçük Elif, fark edilmemek için sessizce köşesine çekilmiş, babasının yaşlı bir kadını küçük odasına götürüşünü izliyordu. Kadın kısa boyluydu ve yüzü kırışıklarla doluydu.
“Evet anne, burası senin evin kadar geniş değil ama şartlar çok daha iyi: merkezi ısıtma, sıcak su, tertemiz bir banyo. Evi sattığımızda daha büyük bir daire alacağız, o zaman kendine ait bir odan olacak.”
“Ay, bu yatak neden bu kadar küçük?” dedi yaşlı kadın yumuşak ama kararlı bir sesle. “Ben bile sığamam ki…”
“Ah! Bu Elif’in yatağı, torunun. Merak etme, sana daha büyük bir yatak alacağız.”
“Ama yer kalmayacak!”
“Burada koşup oynayacak mısın yoksa?” diye güldü baba. “Her şey yoluna girecek, alışırsınız!”
“Peki Elif…?”
“Evet!” dedi baba, birden sertleşen bir sesle. “Zeynep’in kızı.”
“Aynı zamanda senin de kızın,” diye düzeltti kadın sakince, oğlunun keskin tavrına aldırmadan. “Allah rahmet eylesin, Zeynep.”
Elif içgüdüsel olarak “Amin” dedi.
Annesi çok güzeldi ve sevgi doluydu. Elif’i çok severdi, adını da sevdiği bir romanın kahramanından almıştı. Elif, babası Mehmet eve geldiğinde annesinin yüzündeki gülümsemeyi hatırlıyordu. Babası da nazik ve şakacıydı, ona hep oyuncaklar getirir, sevgisini gösterirdi.
Ama bir gün her şey altüst oldu. Annesi uyanmadı. Elif ne olduğunu anlamıyordu, neden herkesin ağladığını, neden babasının hep öfkeli ve uzak durduğunu. “Vefat etti” kelimesi, evin kapısından giren herkesin dudaklarında dolaşıyordu, anlamını bilmese de onu tedirgin ediyordu.
Sonra uzun bir yolculuk yaptılar. Babası sessizdi, sorularına cevap vermiyordu. Sonunda arabayı durdurdu ve ağır bir sesle konuştu:
“Artık annen yok, Elif. Benimle ve ailemle yaşayacaksın. İki erkek kardeşin var.”
Elif biraz rahatladı. Ama babaannesinin evine vardıklarında, saçı başı dağınık bir kadın bağırarak karşıladı onları:
“Bu yükü niye bana getiriyorsun? Kendin baksana ona! Nikâhsız ilişkiden olma çocuğuna bakmak istemiyorum!”
Elif duvara yapıştı kaldı. On iki yaşında ikiz erkek çocukları, çığlıkları duyup geldiler. Kızı küçümseyerek süzdüler.
“Sen de kimsin?” dedi biri. “Ne bu korkuluk?”
Diğeri çantasını çekti, içindekileri yere döktü.
“Bakalım neymiş bunlar? İğrenç! Çöpten mi topladın?” diyerek eşyalarına bastı.
Elif çığlık attı. Baba ve kadın koşarak geldi.
“Gördün mü?” diye bağırdı kadın. “Daha yeni geldi, hemen kavga çıkardı. Niye ağlıyorsun, şımarık?”
Elif gözyaşları içinde babasına baktı. Mehmet durumu soğukkanlılıkla değerlendirdi:
“Odana git! Sen de,” diye döndü Elif’e, “benimle gel!”
Kız itaatkârca babasını takip etti. Kadın homurdanarak uzaklaştı.
“Elif!” diyerek küçük bir odaya girdiler, eskiden kiler olan, minik pencereli bir yerdi burası. “Annen vefat etti. Artık bizimle yaşayacaksın. O kadın benim eşim, Sevim. Çocuklar da benim oğullarım, Can ve Cem. Onlarla anlaşmaya çalış.”
Babası onu bıraktı, ama kısa sürede eski bir yatak ve küçük bir masa getirdi.
“Yerleş buraya!”
Elif’in hayatı tamamen değişmişti. Ne kadar uğraşsa da babasının ailesi onu asla kabul etmedi. Sevim Teyze sadece ona bakarak sinirleniyor, “Fazla yük oldu” diyordu. Çocuklar sürekli onu itip kakıyordu. Elif, evde biri varsa köşesinde durmanın en iyisi olduğunu çabucak öğrendi. Günlerini küçük odasında, eski bir bebekle oynayarak geçiriyordugeçmiş hayatından kalan tek şey buydu.
Bazen çocuklar içeri girip onunla alay ediyordu. Ta ki babası fark edip onları şiddetle cezalandırana kadar. Ondan sonra odasının kapısına kadar gelmiyorlardı, ama tuvalete, yıkanmaya ya da yemek yemeye çıktığında fırsat buldukça eziyet ediyorlardı. Herkesle aynı yemeği yemiyor, genellikle yalnız yiyordu. Kahvaltıda poğaça kokusu alıyor, ama ona yalnızca yulaf lapası ve sulu çorba veriliyordu. Babası bazen gizlice ona şekerleme veriyordu.
Elif okula gidip arkadaş edinmek, diğer çocuklarla vakit geçirmek için sabırsızlanıyordu. Ama ona daha çok zaman vardı.
Şimdi bir babaannesinin gelişiyle yeni bir komşusu olmuştu. Elif yatağına büzüşmüş, yaşlı kadının odaya yerleşmesini izliyordu. Babası ve çocuklar eski bir kanepe ve küçük bir dolap getirdiğinde gördü. Yerleştirdikten sonra odada neredeyse yürünecek yer kalmamıştı.
“Tanışalım,” dedi yaşlı kadın, kanep




