– Artık herkes için yemek yapmıyorum! Sadece kendim ve Anıl için.” – “Bu da nereden çıktı?” – diye öfkelendi Mehmet. – “Çünkü anladığım kadarıyla bu ailede herkes kendi başının çaresine bakıyor. Öyleyse böyle yaşayın!

Artık hepinize yemek yapmıyorum! Sadece kendime ve Ayşeye. Bu da ne demek şimdi? diye öfkelendi Mehmet. Çünkü bu ailede herkes kendi başının çaresine bakıyor anladığım kadarıyla. Öyle yaşayın o zaman!

Anne, kahvaltı nerede? Elif izinsiz bir şekilde yatak odasına daldı. Okula geç kalacağım!

Nazlı kalkmaya çalıştı ama başı döndü. Termometre otuz sekiz buçuğu gösteriyordu. Boğazı yanıyor, göğsü hırıldıyordu.

Elif, hasta oldum Buzdolabından bir şeyler al.

Orada hiçbir şey yok! Sadece Ayşenin yoğurtları var! Kızı kapıda kollarını bağlamış duruyordu. Hep onu düşünüyorsun!

Çocuk odasından ağlama sesi geldi. Ayşe uyanmıştı. Nazlı kendini zorlayarak ayağa kalktı. Bacakları tutmuyor, gözlerinin önü kararıyordu.

Nazlı, benim gömleğim nerede? Mehmet banyodan başını uzattı. Çizgili mavi olan?

Dolapta olması lazım

Yok! Dün ütülemiş miydin?

Nazlı duvara yaslandı. Dün bütün gün ateşler içinde küçük kızıyla ilgilenmişti.

Hayır, yetiştiremedim.

Kahretsin! Toplantım var! diye bağırdı Mehmet, banyo kapısını sertçe çarptı.

Ayşe daha da yüksek sesle ağlıyordu. Nazlı çocuk odasına yürüdü, kızını kucağına aldı. Küçük kız hıçkırarak annesine sarıldı.

Anne! Elifin çığlığı mutfaktan geldi. Burada hiçbir şey yok! Ekmek bile!

Masanın üstünde para var, yolda bir şeyler al.

Marketten alışveriş yapamam! Sınavım var! Hem zaten bu senin görevin, aileyi doyurmak!

Nazlı sessizce mutfağa gitti, Ayşeyi kucağında taşıyordu. Dondurucudan köfteleri çıkardı, tavayı ocağa koydu.

Makarna da haşla! diye emretti Elif, telefonuna gömülmüş halde.

Kahvaltı hazırlanırken, Mehmet buruşuk bir gömlekle yatak odasından çıktı.

Bunu giymek zorunda kaldım. Dilenci gibi görünüyorum. Teşekkürler!

Nazlı susuyordu. Konuşacak hâli yoktu, açıklama yapacak gücü de kalmamıştı.

Zeynepin bugün doğum günü, diye haber verdi Elif, tabağına makarna koyarken. Okuldan sonra ona gideceğim. Geç geleceğim.

Elif, çok kötü hissediyorum. Belki evde kalıp kardeşine yardım edersin?

Hadi canım! Altı aydır bu partiye gidiyorum! Hem zaten ben kardeş istemedim! Bu sizin probleminiz!

Kızı çantasını kapıp kapıyı çarparak evden çıktı.

Mehmet telefonundan haberleri okuyarak kahvaltısını bitirdi.

Mehmet, belki bugün erken gelebilir misin? Gerçekten çok kötüyüm.

Olmaz. İşten sonra ekip yemeği var. İş sorumlulukları, anlarsın ya.

Ama hastayım

İlaç al işte. Parasetamol falan. Yatakta yatmıyorsun ya. Dayan biraz.

Alnından öptü ter içindeydi ve gitti.

Nazlı, üç yaşındaki kızıyla baş başa kaldı. Ayşe ilgi, yemek, oyun istiyordu. Nazlı otomatik olarak gerekeni yapıyor, gücünün tükendiğini hissediyordu.

Öğlene doğru ateşi otuz dokuza çıktı. Nazlı zorla çocuğu doyurdu, yatırdı ve kendini kanepeye attı. Başı zonkluyor, kalbi hızla çarpıyordu.

Telefon titredi. Eliften mesaj: “Anne, Zeynepe hediye alacağım, para gönder! Acil!”

Nazlı cevap vermedi. Telefonu alacak hâli bile yoktu.

Akşam ilk Mehmet geldi. Keyifli, market poşetiyle.

Bira ve cips aldım! Maç var bu akşam! diyerek kanepede televizyonu açtı.

Mehmet, Ayşeyi besler misin lütfen? Kalkamıyorum.

O kadar mı kötüsün? diyerek karısına baktı. Niye bu kadar kırmızısın?

Ateşim çıktı. Bütün gün

İyi kötüyse ambulans çağır. Ayşe nerede?

Yatakta. Birazdan uyanır.

Tamam, beslerim. Ama önce uyansın.

Kızı yarım saat sonra uyandı. Ağlıyor, anne diye çağırıyordu. Mehmet isteksizce televizyondan ayrıldı, kızını kucağına aldı.

Niye ağlıyorsun? Baba seni besleyecek!

Ama küçük kız annesine gitmek istiyor, daha çok ağlıyordu. Mehmet şaşırdı.

Nazlı, seni istiyor!

Dolaptan kurabiye ver. Ve meyve suyu.

Nerede? Bulamıyorum!

Nazlı kalkmak zorunda kaldı. Oda dönüyordu, duvara tutundu. Kurabiyeyi ve meyve suyunu verdi. Ayşe biraz sakinleşti.

Elif gece yarısından sonra geldi. Nazlı uyuyamıyordu, ateşi onu rahat bırakmıyordu.

Niye mesajıma cevap vermedin? Kapıdan girer girmez başladı. Zeynepin annesinden borç para almak zorunda kaldım! Ayıp!

Elif, bütün gün ateşim vardı

Ne olmuş? Telefonu alıp iki saniye yazamadın mı?

Ertesi sabah Nazlı, Mehmetin omzunu sarsmasıyla uyandı.

Nazlı, kalk! İşe gitmem lazım, Ayşe ağlıyor!

Ateşi düşmüştü ama hâlsizdi. Nazlı kalktı, kızını giydirdi.

Kahvaltı? diye sordu Mehmet.

Kendin yap. Ben Ayşeyi kreşe bırakacağım.

Ben mi? Yapamam! Vaktim de yok!

Öğrenirsin.

Sesindeki bir ton Mehmeti susturdu. Homurdanarak mutfağa gitti.

Nazlı kreşten döndüğünde ev dağınıktı. Kirli bulaşıklar, sa

Rate article
Lifequest
– Artık herkes için yemek yapmıyorum! Sadece kendim ve Anıl için.” – “Bu da nereden çıktı?” – diye öfkelendi Mehmet. – “Çünkü anladığım kadarıyla bu ailede herkes kendi başının çaresine bakıyor. Öyleyse böyle yaşayın!