Eşimden Asla Hoşlanmadım ve Ona Hep Bunu Söyledim: Suçlu O Değil — Biz İyi Yaşıyoruz

Bugün defterime bir şeyler karalamak istedim. Adım Mehmet Yılmaz, İzmir’de yaşıyorum. Bu şehir, hâlâ yüreğimde sızlayan anılarla dolu. Hiçbir zaman eşim Ayşe’yi sevmedim, bunu ona defalarca söyledim. Suç onun değildi aslında oldukça iyi geçiniyorduk.

Ayşe, her sabah gülümseyerek uyanan, evi pırıl pırıl tutan, komşuların “Nerden buldun bu kadını?” dediği bir kadındı. Ben sıradan bir adamken, o beni dünyalar kadar seviyordu. Ama içimde hep bir eksiklik vardı. Sabahları yatağımda tek düşündüğüm şey kaçmak, tutkuyla yanacağım bir aşk bulmaktı. Ne var ki kader benimle oynadı ve her şey altüst oldu. Ayşe rahat bir koltuk gibiydi, onun yanında huzur buluyordum ama kalbim hep buz gibiydi.

Onun sevgisi boğuyordu beni. Ama daha kötüsü, gidersem bir başkasının onu alacağı düşüncesiydi. Daha yakışıklı, daha zengin, onun değerini bilecek biri… Bunu düşündükçe deliye dönüyordum. Onu hiç sevmesem de, o benimdi. Bu sahiplenme duygusu, benden bile güçlüydü. Peki bir insan, kalbinin hiç çarpmadığı biriyle ömür boyu yaşayabilir mi? Sanmıştım ki yapabilirim, yanılmışım.

“Yarın her şeyi anlatacağım,” diye düşündüm o gece. Sabah kahvaltıda, sesim titreyerek konuştum: “Ayşe, otur, konuşmamız lazım.” O, her zamanki tatlılığıyla, “Tabii canım, ne oldu?” dedi. “Farz et ki boşandık, ayrı yaşıyoruz…” diye başladım. Gülümsedi: “Ne tuhaf şeyler söylüyorsun, şaka mı yapıyorsun?” “Ciddiyim,” diye kesip attım. “Peki farz ettim. Sonra?” diye sordu, hâlâ gülümseyerek. “Bana gerçeği söyle, eğer gidersem başka biriyle görüşür müsün?” Yüzü bir anda değişti. “Mehmet, sana ne oluyor? Bunu neden düşünüyorsun?” diye sordu endişeyle. “Çünkü seni sevmiyorum, hiç sevmedim,” dedim, bir bıçak gibi saplanan bir cümleyle.

Ayşe’nin rengi attı. “Ne? Şaka mı bu? Hiçbir şey anlamadım.” “Gitmek istiyorum ama senin başka biriyle olduğunu düşünmek beni çıldırtıyor,” dedim, kelimeler boğazımda düğümlenirken. Bir süre sustu, sonra yumuşak ve hüzünlü bir sesle, “Senden daha iyisini bulmam, merak etme. Git, ben yalnız kalırım,” dedi. “Söz mü?” diye pat diye sordum. “Elbette,” diye başını salladı. “Peki… ama nereye gideceğim?” diye duraksadım. “Gidecek bir yerin yok mu?” Şaşırmıştı. “Hayır, hep birlikteydik. Demek ki yakınlarda olacağım,” diye mırıldandım, yer sanki ayağımın altından kayıyordu. “Merak etme,” dedi Ayşe. “Boşandıktan sonra evi satar, iki küçük daire alırız.” “Cidden mi? Bu kadar yardımcı olacağını beklemiyordum. Neden?” diye afallamış bir halde sordum. “Çünkü seni seviyorum. Seven, zorla tutmaz,” dedi ve bu cümle bir hüküm gibi çöktü üstüme.

Aylar geçti. Boşandık. Sonra duydum ki Ayşe yalan söylemiş. Başka biri vardı uzun boylu, kendinden emin, gülümsemesi sıcak biri. Büyükanneden kalan daireyi paylaşmayı bile düşünmemiŞimdi bir kiralık odada, o sözlerini ve yüzündeki o sakin ifadeyi düşünüyorum, anladım ki en büyük yanılgı, sevmediğim halde onu kendime hapsetmeye çalışmamdı.

Rate article
Lifequest
Eşimden Asla Hoşlanmadım ve Ona Hep Bunu Söyledim: Suçlu O Değil — Biz İyi Yaşıyoruz