30 Aralık 2025, Cuma
Bugün tekrar aklıma geldi; annemi hiç hatırlamıyorum. Babam, hamile bir halde annemi terk etmiş, bir daha görülmemişti. Annemi ise bir yaşındayken kaybetmiştim; kanser hızla yayılmış ve bir mum gibi sönmüşti. Beni büyüten ise annemin annesi, Büyük Anne Emine idi. Emine, gençliğinde eşini yitirmiş ve ömrünün kalanını bana ve torunuma adadı. İlk günlerden beri aramızda bir ruh bağlamı oluşmuştu; ne istediğimi ona bir bakışta söyleyebiliyordum, her zaman birbirimizi anladık.
Büyük Anne Emine, mahallenin herkesince sevilen biriydi; komşulardan öğretmenlere kadar herkes ona danışır, Büyük Anne’ye bir şey sorarsan, mutlaka doğru çıkar derdi. Ben de onun varlığı sayesinde kendimi şanslı hissediyorum.
Kendi aşk hayatım ise bir türlü tutmadı. Okul, üniversite, iş, bir sürekli koşu içinde; Ne zaman vakit bulacaksın? diye sormak bile zor. Erkekler oldu, ama hiç biri benimle uyumlu değildi. Anneannem, Şebnemim, hâlâ erkeği arıyorsun, güzelim, bir de bir delikanlı bul, ne olur diyerek beni ısrarla uyarırdı. Ben şaka yapsam da, içimden bir ses, 30 yaşına gelmişken bir aile kurmam gerektiğini söylüyordu.
Sabah ansızın anneannemin kalbi durdu. Gözlerimi açtığımda hâlâ onun yokluğuna inanamadım. İşe, markete otomatik gibi devam ettim; evde yalnız kalan tek dostum, sevimli kedim Miskindi. Yalnızlık ağır bir örtü gibi üzerime çöküyordu.
Bir sabah elektriğin gürültüsüne karışık bir kitabı okurken, oturağımın karşısına orta yaşlarda, temiz giyimli bir adam oturdu. Gözleri beni inceliğiyle süzdü, ama ben bir anda kendimi rahat hissettim. Kitaplardan konuşmak ister misin? diye sordu; ben saatlerce konuşabilirdim. Tam bir İstanbul Hatırası gibi hissettim diye düşündüm. Adamın adı Ali idi; beni bir kafede sohbet etmeye davet etti. Ben de neşeyle kabul ettim.
O günden beri bir aşk fırtınası içinde sürüklendim. Her gün telefonlar çaldı, mesajlar geldi, ama gerçek buluşmalar nadirdi; Ali işte çok yoğundu. Geçmişi, ailesi, işi hakkında çok az şey söylerdi, ben ise onun yanında ilk defa gerçekten mutluydum.
Bir hafta sonu Ali, bir restorana davet etti ve bu akşamın çok özel olacağını ima etti. Kalbim bir uçurtma gibi havalanmıştı; sonunda bir eş, çocuklar, bir aile olacaktım. Keşke anneannem bu anı görebilseydi diye düşündüm.
Akşam oturup kanepede uzandığımda, bir elbise seçmek zorundaydım. İnternetten alışveriş yapmayı tercih ederim; telefonun uygulamasında kıyafetleri karıştırırken gözlerimi kapattım ve uykuya daldım.
Rüyamda anneannem, sevdiği elbiseyi giyerek odaya girdi, kanepeye oturdu ve başımı okşadı. Şebnemim, ben burada hep varım, seninle konuşuyorum. Bu Ali iyi biri değil, onu sevme dedi ve bir anda kayboldu. Uyandığımda hâlâ içinde bulunduğum gerçekliğin ve rüyanın karışımını çözemiyordum; ama içimde bir tedirginlik belirdi. Anneannemin bu uyarısı nedenini bir türlü aklıma getiremiyordum.
Günler sayıyor, X Gün yaklaşıyordu. Kıyafeti bir türlü seçemedim; ellerim hep bir şey tutup bırakıyordu, anneannemin sözleri kafamda dönüp duruyordu. Hayal görme yeteneğine hiç inanmamıştım; ama onunla ruhsal bir bağımız olduğu için, belki de gerçekten bir şeyler görüyordu.
Cumartesi günü, yeni bir elbiseyle restorana girdim. Moralim düşük olduğundan Ali hemen fark etti. Bir şey mi var, sevgilim? diye sordu. Hayır, hiç bir şey dedim, ama Ali şaka yaparak beni güldürmeye çalıştı. Yemek sonunda, tam bir film sahnesi gibi, Ali diz çökerek bir kutu yüzük uzattı.
Başım dönmeye, kulaklarımda uğultu duymaya başladı ve bir anda pencereden dışarı bakarken anneannemi gördüm. Gözleri bana bakıyordu; bu bir işaretti. Üzgünüm, Ali, yapamam dedim, ama içimde bir boşluk oluştu. Ne yaptım ki? diye sordu Ali, gözleri öfkeden yanıp tutuştu. Şimdi git, kendini yalnız bırak, kedin Miskinle kal! diye bağırdı ve çıkıp gitti. Ben hâlâ şok içinde, aşkın yerini sorguluyordum.
Ertesi gün, eski sınıf arkadaşım Ahmeti işe götürmek için aradım. Ahmet, Emniyet Müdürlüğünde çalışıyordu ve her zaman sınıf arkadaşlarının yanında olurdu. Alinin geçmişi hakkında bilgi istedim. Ahmet telefonla bildirdi: Şebnem, maalesef seni üzmek zorundayım; Ali bir dolandırıcı. Yalnız kadınları tanıyor, evleniyor, sonra da onların evlerini, kredilerini kendine geçiriyor. Birkaç kez mahkum oldu. Zamanında kaçarak kurtulmuşsun, şanslısın.
Bu haber beni hem şaşırttı hem de anneannemin nasıl bildiğini merak ettirdi. Gerçekten bir melek gibi koruyorsun beni, anneannem dedim içimden, Ruhların bize bakıp koruduğuna inanmak isterim.
Miskine biraz mama aldım, evime dönüp mutlu bir adım attım. Artık yalnız olmadığımı, anneannemin bir yerde beni izlediğini biliyorum.
Hayat, kaybettiğimiz sevdiklerimizin ruhlarıyla izimizde kalır; biz de onların koruyucu melekleri oluruz. Böyle bir şeyin var olduğuna bir kez daha inandım.




