Hayatta Tesadüf Yoktur: Annesinin Ölümünden Dört Yıl Sonra Babasıyla Yeniden Sınanan, Miras Evini ve Mutlu Geleceğini Korumak İçin Mücadele Eden Genç Bir Kadının Dokunaklı ve Sürükleyici Hikayesi

Tesadüf Diye Bir Şey Yoktur

Annemin vefatının üzerinden neredeyse dört sene geçti ama Zühre, o ilk günkü acıyı ve tarifsiz özlemi hâlâ kalbinde hissediyor. Özellikle cenaze sonrası akşamı unutamıyor. Babam simsiyah gözlerle, kederden ezilmiş bir şekilde koltukta oturuyordu. Ben ise gözyaşlarımdan yorulmuştum. Koca, sağlam evimizde derin bir sessizlik hakimdi.

O dönem on altı yaşındaydım. Ben ve babamın bu durumu ne kadar zor ve acılı geçirdiğimizi iyi anlıyordum. Annemle üçümüz çok mutluyduk. Babam omzuma kolunu dolayarak şöyle dedi:

Kızım, hayata bir şekilde devam etmek zorundayız. Alışacağız, mecburuz…

Zaman geçti. Sağlık meslek lisesini bitirip köyümüzün devlet hastanesinde acil teknisyeni olarak çalışmaya başladım. Evde tek başıma yaşıyorum; çünkü babam bir yıl önce başka bir kadınla evlendi ve ilerdeki köyde onunla yaşamaya başladı. Babama asla kızmadım, onu yargılamadım da. Böyle şeyler hayatın gerçeği; ben de elbet bir gün evlenirim. Üstelik babam hâlâ genç sayılır.

Otobüsten indikten sonra yeni elbiselerimle, topuklu ayakkabılarımla yürüdüm. Bugün babamın, hayattaki en yakın akrabamın doğum günüydü.

Merhaba babacığım, diyerek kucaklaştık, kapıda hediyemi verdim. Doğum günün kutlu olsun!

Hoş geldin güzel kızım. Hadi içeri gel, masa hazır bile, dedi.

Zühre, nihayet geldin, mutfağın kapısında beliren babamın eşi Emine, yani artık üvey annem, çocuklarım acıktı, seni bekleyemediler, dedi.

Babam bir yıldır Emineyle evliydi. Eminenin on üç yaşında Asya adında, oldukça sevimsiz ve huysuz bir kızı ve on yaşında bir oğlu vardı. Ben pek sık gitmezdim onlara; yıl içinde ikinci gidişimdi. Özellikle Asyanın iğneleyici laf ve davranışlarını görmezden geliyordum; ne annesi ne babam hiç müdahale etmezlerdi.

Kutlama faslından sonra, Emine bana sorular sormaya başladı:

Sevgilin var mı Zühre?

Evet, var.

E ne zaman düğün olacak?

Bu kadar doğrudan sorulara cevap vermekte zorlandım.

Bakalım, kısmetse olur, deyip geçiştirdim.

Şimdi meseleye gelince Zühre, diye gergin gülümsedi Emine, babanla konuştuk; artık sana maddi yardım etmeyecek. Çok para harcıyorsun, bizim zaten kalabalık ailemiz var. Artık evlenip birinin yanında geçimini sağlaman gerek. Artık sen büyüdün, çalışıyorsun da…

Emine, bir dakika, diye araya girdi babam. Aramızda konuştuğumuz o değildi, sana verdiğim para, Zühreye verdiğimden fazla…

Emine babama şans vermeden, bağırarak sözünü kesti:

Kızına banka gibi para dağıtıyorsun, biz de başımızı taşlara vuruyoruz!

Babam bir şey diyemedi, bense fenalaşırcasına masadan kalkıp avluya çıktım, bankta oturup kendime gelmeye çalıştım. Doğum günü akşamı tam anlamıyla berbat olmuştu. Peşimden Asya geldi, yanımda sessizce oturdu.

Sen güzelsin, dedi. Ben de başımı salladım, konuşmak istemiyorum. Anneme alınma, hamile olduğu için sinirli de biraz, diye sinsi bir şekilde gülümsedi. Annemi daha tanımıyorsun, yakında iyice tanırsın, diyerek gülerek eve döndü.

Ayağa kalkıp avludan çıktım. Arkamda kalan babama baktım; o ise bana arkasından bakıyordu. Üç gün sonra, aniden babam Emineyle beni ziyarete geldiler.

Aaa, ne güzel sürpriz. Çay koyayım size, dedim.

Emine evde bir tur atıp etrafı süzdü:

Vay, ne güzel evmiş, köyde zor bulunur.

Babam elinden her iş gelir, kendisi yaptı komşumuz Hüseyin Amca ile birlikte, değil mi baba?

Aman kızım, öyle abartma, kendimize işte…

Şanslıyım ki böyle bir adamla evlendim, dedi Emine. Aslında geliş amacımız evi konuşmak.

Bir terslik olacağını hemen sezdim. Direkt cevap verdim:

Ben payımı satmam, bu evde büyüdüm, çok değerli.

Aferin sana, zekiymişsin, dedi Emine, kinayeli bir biçimde. Babama döndü: Ne susup duruyorsun?

Kızım, bir çaresini bulmamız lazım, benim büyük ailem var. Ev küçük, bebek de yolda… Evi satsak, sana küçük bir ev alırız, yetmezse kredi çekersin, ödemesine de yardım ederim, dedi babam, gözlerime bakmadan.

Baba, bunu nasıl söylersin? dedim, kulaklarıma inanamayarak.

Artık babanın başka bir ailesi var! diye Emine bağırdı. Tek başına o koca evde oturamazsın. Kimse sana sormayacak artık.

Bana bağırmayın! Lütfen evden çıkın, dedim.

Gittiklerinde çok kötü hissettim. Evet, babamın özel hayatına karışamam ama kendi kızını ezdirtmemeliydi. Annemin anılarının olduğu bu eve payımı asla satmam.

Biraz sonra sevgilim Kerem geldi. Halimi görünce şaşırdı:

Güzelim ne oldu, yüzün bembeyaz?

Sarılıp ağladım; içimdeki tüm yükü döktüm. Kerem sabırla dinledi, sonra poliste çalıştığı için işini ciddiyetle konuştu:

Baban esasen iyi adamdır. Senden izinsiz asla iş yapmaz. Emine kafasını bulandırıyor. O kadın tekin değil. Merak etme, bir avukat arkadaşı arayacağım. Sakın payını satma.

Babam eve dönünce, huzuru kaçtı. Evliliğinin başı iyiydi ama Emine son zamanlarda iyice değişmiş, para ister olmuştu. Evi satmakta ısrar ediyordu. Babam yanlış yaptığını düşünüyordu ve tam bu sırada Emine hamile olduğunu söyledi.

Zühre ise akşam iş çıkışı yorgun argın eve yürüyordu. Kerem onu karşılamayı teklif etmişti ama acil bir durum olduğundan polis çağrısına gitmek zorunda kalmıştı. O yüzden Zühre eve bir an evvel ulaşmak istiyordu. Sokağa girdikten hemen sonra yanında bir araba durdu. İçinden iri yarı bir adam çıktı, Zühreyi arabaya bindirdi ve hızla uzaklaştılar.

Siz kimsiniz? Ne istiyorsunuz benden? Yanlışlık olmasın? dedi korkuyla. Arabadakiler ise güldü.

Bizim işimizde tesadüf yoktur. Söylediklerimizi yaparsan sana da babana da bir şey olmaz, dedi adam soğukkanlılıkla.

Babamın ne ilgisi var?

Evi satacaksın, iki gün sonra parayı alıp gideceksin. Alıcısı hazır zaten.

Bu tamamen yasa dışı! Hiçbir belge imzalamam, polise giderim. Evi de satmam derken sert bir yumruk yedi.

Polisinden de nişanlından da korkmuyoruz, dedi adam, gülerek. İmzalamazsan hayatın biter, sevgilin de uğraşır dertten.

Arabayı kenara çektiler. Adam belgeleri getirip imzalamasını istedi. O sırada arka tarafta polis arabası sireniyle yaklaştı. Şoför panikleyip kaçamadı, arabayı hendeğe sürdü.

Meğer Keremin ekipten arkadaşı Mert, iş çıkışında Zühreyi uzaktan gözetliyormuş. Olayı görür görmez Keremi aramış, Kerem de hemen ekibi harekete geçirmiş.

O koca adam, Zühreyi kaçıran kişi, Eminenin sevgilisiymiş; hatta karnındaki çocuğu da ondanmış. Evi almak ve satıştan büyük para kırmak istemişlerdi; Zühre ise engel oluyordu. Sırada babamı da gözden çıkarmışlardı…

Aylar geçti. Her şey yerli yerine oturdu. Babam Emineden boşandı; köydeki evine geri döndü. Hâlâ küçük çaplı yedek parça işiyle uğraşıyor. Akşam yemeğinde üçümüz yan yana oturduk: babam, ben ve nişanlım Kerem. Baba evinin duvarları artık babama bambaşka anlamlar taşıyordu.

Baba, sen üzülme, yalnız kalmazsın, dedim şakacı bir ifadeyle.

Kızım doğru söyle, evleniyorsun galiba?

Ben Zühre’ye evlenme teklif ettim, o da kabul etti, dedi Kerem, bana gülümseyerek baktı. Nikah tarihi de aldık, düğün çok yakında.

Baba, ben Kereme gidince de seni yalnız bırakmayacağım. Yine sık sık geleceğim; yeni evimiz de yakınlarda olacak zaten.

Ah kızım, bunca hatayı nasıl telafi ederim bilemiyorum. Beni affet, dediklerini gözyaşlarıyla söyledi ve annemin fotoğrafına baktı.

Boş ver baba, geçti gitti. Bundan sonra daha güzel olacak her şey.

O gün anladım ki bir insanın evi, sadece bir bina değil; içinde anıların, sevginin ve ailenin değerinin mayalandığı yerdir. Zor zamanlar geçse de, doğru insanlarla birlikteyken her şey yeniden filizlenebiliyor.

Okuyana, destek olana teşekkürler. Hayatta huzurunuz bol olsun!

Rate article
Lifequest
Hayatta Tesadüf Yoktur: Annesinin Ölümünden Dört Yıl Sonra Babasıyla Yeniden Sınanan, Miras Evini ve Mutlu Geleceğini Korumak İçin Mücadele Eden Genç Bir Kadının Dokunaklı ve Sürükleyici Hikayesi