Oğlumun eşinin telefonundaki zil sesi, genç aileye ev bulma niyetimi tuhaf bir biçimde değiştirdi
Ankaranın göbeğinde küçük ama ferah bir dairede tek başıma yaşıyorum. Eşim beş yıl önce vefat etti, bana da rahmetli halamdan kalan ikinci bir iki artı bir daire kalmıştı. O semt çok cafcaflı sayılmaz ama oldukça düzgün bir yapısı var. Orayı her zaman titiz bir çift olan kiracılarıma veririm, ayda bir kira almaya ve evi kontrol etmeye uğrarım. İki sene boyunca hiçbir mesele yaşamadık.
Oğlum evlendiğinde, kendileri düzen kurmak istedi. Gelinimle birlikte ayrı bir eve çıktılar ve birikim yapmaya başladılar, ilk evlerinin peşinatı olsun diye TL biriktiriyorlardı. Karışmadım, doğrusu uzun vadede haladan kalan evi onlara vermeyi planlıyordum. O ev üzerinde diledikleri gibi hayal kursunlar, istedikleri gibi satıp yenilesinler, döşesinlerdi.
Nikâhtan bir yıl sonra torunum doğdu. O minik yavruyla beraber, oğluma evi devretmek için kararım iyice netleşti. Ama daha geçen hafta tüm fikirlerim birbirine karıştı.
O da altmış yaş günümde oldu. Kendi gönlümü hoş etmek istedim; İstanbul yolunda ünlü bir restoran aradım, şahane bir masa hazırlattım, eş dostu davet ettim, elbet oğlumla gelinimi de çağırdım.
Gelinimle anlaşmamız fena sayılmaz, sıcak kanlıdır ama duyguları bazen fazla coşar, bana da hafiften çıkıştığı olur. Gençliğin verdiği heyecana sayıp aramızda taş tutmam ben. Lakin, o gece herkesin önünde bana yaptığı, bakışımı değiştirdi.
Oğlum ve gelinim küçük oğullarıyla geldiler. Restoranın hengamesi çocuk için ağır olur diye, gelinim bir saat zor kalırız, erken çıkarız demişti, kabul ettim.
Gidecekleri sırada gelinim telefonunu bulamıyordu. Ben de eşlik edip birlikte aradık, bulmak kolay olsun diye kendi telefonumdan numarasını çevirdim.
O anda misafirler toparlanmaya başlamışken, birdenbire camdan deli gibi havlayan, uluyan bir köpek sesi duyuldu! Herkes başını o tarafa çevirdi, gelinimin yüzü pancar gibi kızardı, koşup telefonu kaptı, aramayı kapattı. Ahali bir bana, bir ona daldı kaldı; derken, abim devreye girip sazı eline aldı, müzik açıldı, kadehler tekrar havaya kalktı, ama olan oldu, muhabbet orada tıkandı.
Gece boyu fısıltılar, kafa eğmeler eksik olmadı; herkes, gelinimin bana özel belirlediği, tuhaf ötesi zil sesini tartıştı. Sabah oğluma sordum, herhalde bu ulumayı daha önce de duymuştur diye, pek dert etmedi, Öylesine biri, önemli değil dedi.
O günden sonra aramızı soğuttum, ev meselesini de kenara kaldırdım; ilişkilerimiz düzelmedikçe dokunmam. En azından içten bir özür beklerdim ikisinden de. Beni bir köpeğe mi benzettiler, haklarıdır belki Ama içimde garip bir buruklukla, camdan bakıp geçen martıların ardında kendi isimlerimi aradığım, asla tam uyanamadığım bir rüya gibi hissediyorum her şeyi.




