Bir Gün Telefondan Gelen Sürpriz Davet: Yıllardır Görmediğim Kuzenimin Kızının Düğününe Zoraki Katılımım ve Restorandaki Yanlış Nikah Salonunda Başlayan Yanlış Anlaşılmalar, Şaşkın Bakışlar ve Teyze Dedikoduları Arasında Bir İstanbul Düğününde Başka Bir Salona Kaçış Maceram

Bir gün, uzaktan bir teyzem beni aradı. Kızının, yani benim de uzaktan bir çeşit kuzenim olan birinin düğününe davet etti en son gördüğümde altı yaşındaydı. Yani onun altı yaşında olduğu zamanı söylüyorum. Şimdi, öyle aman aman aile bağları kuvvetli biri değilim ve gitmemek için bahane aradım tabii. Ama teyzem hızlıca bastırdı: Yirmi yılda bir de olsa bir araya geliyoruz, gelmezsen görüşürsün! diye öyle bir tehdit etti ki, kaçacak yerim kalmadı.

Üzerine bir de, Serap ve Mehmetin yani gelin ve damadın güvercinli, güllü düğün davetiyesi elime ulaştı. Üstüne iki gün kala ufak bir hatırlatma geldi, mecburen gitmek zorunda kaldım. Neyse İçimden cumartesi yandı dedim, ama ne yapalım.

Çiçekle, son derece isteksiz ve çekip gitmeye can atan bir ruh haliyle restorana vardım. Düğün salonuna girdim, beni damadın neşe dolu genç arkadaşlarından oluşan bir masaya oturttular. Bu arkadaşlar daha ilk bardaktan sonra, Aaa, gelinin genç ve hoş halası mı gelir? diye başıma toplandılar, delice eğlenmek ve tanışmak istediler. Biz de kayıtsız kalmadık tabii.

Gelinimizi haliyle tanıyamadım, onca yıl geçmiş, kumral minik kızcık gitmiş, yerine gösterişli, sarı saçlı, oldukça da alımlı bir kadın gelmiş. Ben eski halini daha sempatik buluyordum açıkçası.

Genel olarak, ortam biraz kasvetliydi: Bir dolu asık suratlı teyze, neşesiz dayılar, damat bitik bakışlarla bakıyor, gelin ben ne güzelim havasında. Bizim masa biraz şenlik çıkarmazsa, valla ortam taziyeye dönecekti. Teyzeler de beni pek sevecen bulmadılar, üstüme üstüme bakıyorlar.

İlk kadeh kaldırmalara zaten geç kalmıştım, tam ikinci tur başlıyordu. Sıra da bana geldi. Sunucu kim olduğumu öğrendi, hemen Şimdi, genç ve güzel hala gelinimize konuşma yapacak, diye anons etti.

Ben de duygulu bir tonla başladım:
Sevgili Serap ve Mehmet!..

Zaten fazla neşeli olmayan ortamda birden taş kesildi millet. O an dank etti kendi teyzemi ortalıkta göremiyorum ve görünüşü öyle değişmiş olamaz ki, ben tanıyamamış olayım. Karşımda oturan pembe giyimli bir teyze dişlerini sıkarak fısıldadı:
Gelinin adı Esra, damadınki de Okan.

Dedim, Ne Esrası? Ne Okanı?

Arka masadan biri ekledi: Kimler kimlerin düğünlerine bedavaya yemek yemeye, içmeye geliyor Bizim oğlan askere gitmeden de bir tane gelmişti, zor yolladık. İnsan azıcık utanır!

İşte o anda, bu düğünde aksiyonun daha yeni başlayacağının farkına vardım. Herkes dikkat kesilip bana bakmaya başladı; gözler kısmaya, sandalyeler oynatılmaya başladı. Kollar sıvanmadı ama az kalmıştı.

Bakın, elimde davetiye var! diye, bayağı yüksek sesle çıkıştım, davetiyeyi havada sallıyorum. Bakın burada yazıyor: Serap ve Mehmet, şu restoran, bu balo salonu

Neyse ki kurtuluşum, garsonun yardımıyla oldu. Böyle tatlı bir şekilde yanaşıp, Hanımefendi, bizim ikinci katta bir salon daha var. Belki sizin yeriniz orasıdır? dedi.

Teyze bırakıyor mu, hemen lafı yapıştırdı: Tabii ben biliyorum, orası da olsun bir de burası olsun, beleşe yemek oh ne güzel. Hem burada gözüktü, şimdi gider orada da hüplettir! Yüzsüzlük işte!

Yeşil elbiseli bir başka teyze de, Yok ya Ayten Hanım, yüzsüzlük de ikinci bir mutluluktur, diye bana iyice sardı. Oysa dışarıdan görülünce belki de öyle duruyorum, ama ben pek de maceraperest biri sayılmam. Yani, tek bildikleri başıma toplandılar. Damat tarafının genç arkadaşları bile benimle arka çıktılar, ama tabi teyzeler fırsatı kaçırmadı:

Bak hele, milletin kocasıyla hemen yarenliğe başlamış!

Bir diğeri de, Bizim maaşlıya da bir kadın böyle dadanmıştı, gözünü ayırdığın an daha ayakkabının bağcığı çözülmeden koca kapıyorlar, akıllarına şaşayım!

Daha önce hiç evli adamlarla işim olmadı ama insan o anda ister istemez bir bakınıyor, belki birini gözüne kestiririm, zaten suçum neyse ona göre toplam ceza çıkar

Allahtan, garson gidip, diğer salondan benim esas teyzemi bulup getirdi. O da olaya hemen girdi, Ben bu kızı tanıyorum! diye kendinden emin şekilde beni sahiplenip, bir yandan da bana, bir yandan da öbür tarafa göz kırpıyor, sanki sorun son birkaç yılda değil, benim tüm çocukluğumdan beri kafamda.

Neyse, sonunda beni gerçek düğün salonuna tahliye ettiler, orada gerçekten kumral güzeli Serap ve ismini yine unuttuğum bir Mehmet vardı. Orada da bana türlü türlü içkiler ikram edildi, zor sakinleştim. İyi ki anında hediyeyi vermemişim!

Asıl ilginç olan ise, beni ilk düğünden uğurlayan damat tarafının arkadaşlarının hala yanımda olmasıydı.

Rate article
Lifequest
Bir Gün Telefondan Gelen Sürpriz Davet: Yıllardır Görmediğim Kuzenimin Kızının Düğününe Zoraki Katılımım ve Restorandaki Yanlış Nikah Salonunda Başlayan Yanlış Anlaşılmalar, Şaşkın Bakışlar ve Teyze Dedikoduları Arasında Bir İstanbul Düğününde Başka Bir Salona Kaçış Maceram