Aylin kucak dolusu yemle dışarı çıkar çıkmaz, öfkeli adımlarla eşi Kenanın yanından geçiyor. Kenan, üç gündür köydeki tulumba kuyusunun başında elinde oyma bıçağıyla uğraşıyor; kuyunun başlığını süslü yapmak istemiş ki, bahçeye ayrı bir hava katsın, sanki başka iş yokmuş gibi! Aylin evin bütün işini çeker, hayvanları besler, kocası toz toprak içinde bir yandan ona bakıp gülümser. Ne biçim kocadır bu, diye düşünür Aylin; ne tatlı bir kelime duyar, ne de öyle masaya yumruğunu vurur. Sessiz sedasız çalışıp durur, ender olarak yaklaşır, gözlerinin içine bakıp kalın örgüsünü şefkatle okşar, hepsi bu. Oysa Aylin ister ki ona güzel gözlüm, ay parçam gibi sözlerle seslensin
Kendi haline dalmış, az kalsın yaşlı köpek Zıpırın üstüne basıp yere kapaklanacaktı. O anda Kenan sıçrayıp Aylini kolundan tutup kaldırıyor, Zıpıra da kaşlarını çatarak:
Sen de yolun ortasında gezinmesen olmaz mı? Az kalsın hanıma zarar verecektin, diyor.
Zıpır başını önüne eğip kulübesine sinerken, Aylin bir kez daha kocasının hayvanları ne kadar iyi anladığına şaşırıyor. Bir seferinde bunun sırrını sormuştu Kenana, o da sadece:
Seviyorum onları, onlar da beni seviyor, demişti.
Aylin, kocası biraz daha cana yakın, biraz daha romantik olsa, şöyle koluna alsa onu, güzel sözler fısıldasa, sabahları yastığına çiçek koysa Hep böyle hayal eder. Ama Kenanın sevgisini göstermesi kıt, zaman zaman sevilip sevilmediğinden bile şüphe ediyor.
Kolay gelsin komşular, bahçe çitinden Caner sesleniyor. Kenan, yine neyle uğraşıyorsun? Kimse o desenleri umursamaz ki!
İstiyorum ki büyüyünce çocuklarım güzellikleri görerek iyi insanlar olarak yetişsinler, diyor Kenan.
Daha çocuk yapacaksınız ki, diye kahkahalar atıyor Caner, Ayline de göz kırpıyor.
Kenan, kederle karısına bakıyor. Aylin ise, mahcup adımlarla eve geçiyor. Zaten anne olmaya acele etmiyor; genç, güzel, biraz daha kendine yaşamak istiyor. Hem Kenan, ne etliye ne sütlüye karışan biri. Halbuki komşu Caner ne kadar da yakışıklı! Uzun boylu, güçlü kuvvetli; Kenan da kötü değil ama Caner bir başka Bahçe kapısında karşılaştıklarında Canerin Ayline söylediği iltifatlar; Ay yüzlüm, gün ışığım Bir an yüreği titriyor, bacakları güçsüzleşiyor, ama hemen uzaklaşıyor, asla onun ilgisine karşılık vermiyor. Evlilik yemin ettiğinde sadık bir eş olacağına söz vermişti. Anne ve babası nice yıl beraber yaşadı; ona da öğretildi aileye sahip çıkması gerektiği.
Ama neden pencereden bakıp da göz göze gelmeyince içi burkuluyor? Neden komşuya gözleri kayıyor?
Ertesi sabah Aylin ineği otlatmaya çıkarırken kapıda Caner’le karşılaşıyor:
Aylinciğim, ay parçam, neden benden kaçıyorsun? Korkuyor musun? Güzelliğine doyamıyorum, her gördüğümde başım dönüyor!
Sabaha benle gel, Kenan sabah balığa çıktığında uğra bana. Ben sana öyle bir ilgi göstereceğim ki, dünyalar senin olur.
Aylinin yanakları alev alev, kalbi küt küt atıyor ama tek kelime etmeden hızla geçip gidiyor.
Bekleyeceğim seni, diye ardından sesleniyor Caner.
O gün boyunca aklında Canerin sözleri dolaşıyor. İçinden bir ses ona aşkı, ilgiyi hak ettiğini fısıldıyor; Caner de çok yakışıklı ve gözlerinin içiyle başka bakıyor; ama bir türlü karar veremiyor. Sabah olana dek daha zaman var, belki de
Akşam Kenan hamam yakıyor, komşuyu da davet ediyor. Caner için adeta piyango; kendi odununu harcamayacak. Eh, birlikte hamamda iyice ter atıyorlar, keyifle birbirlerini ıslak saçaklatıp güle oynaya yıkanıyorlar. Sonra, önceden hazırlanan ufak sofraya geçiliyor. Aylin onlara evde yaptığı rakıdan bir sürahi getiriyor, mezeler de hazır. O anda turşu almak için kilerden aşağı iniyor. Turşu kavanozunu alıp geri dönmek isterken, kapı aralığından gelen konuşmaları işitip kulak veriyor.
Yahu Kenan, sen niye bu kadar çekingen adamsın? Hadi gel benimle, pişman olmazsın. Dul kadınlar seni baş tacı eder, güzeller güzeli kadınlar var orada. Seninki gibi silik değil hiçbiri.
Kenanın cevabı ise sessiz ama kararlı:
Yok dostum, güzeller beni ilgilendirmiyor, aklımdan bile geçmez. Benim eşim öyle sıradan biri değil, dünya güzeli. Öyle bir çiçek yok bu köyde, onun gibisi yok. Ona bakınca başka hiçbir şey göremiyorum, sadece gözleri var, incecik endamı. O kadar çok seviyorum ki anlatamam. Ama romantik sözler söylemeyi beceremiyorum, sevgimi anlatmaya dilim varamıyor; bazen kırıyor muyum diye korkuyorum. Onsuz bir gün, bir nefes bile yaşayamam ben.
Aylinin gözlerinden istemsizce yaşlar süzülüyor. Bir anda gururla başını kaldırıp sofraya giriyor ve yüksek sesle:
Hadi komşu, sen git dul kadınlara, Kenanın işi de, güzelliğini görecek çocuklara hazırlık. Beni affet sevgilim, gönlünü göremedim, mutsuzluğumun sebebi sensin sanmışım. Hayatı, sevgiyi elimde tutarken fark edememişim. Gel, daha fazla vakit kaybetmeyeceğiz.
Sabah, güneş doğarken artık Kenan balığa gitmiyor.




