Hans’ın Kardeşi Lieselotte Yine Geldimizi ve Buzdolabımızı Boşalttı, Kocam Onun İçin Birikimimizi Feda Etti, Ben de Evliliğimizden Vazgeçtim!

Ahmet, yine o kardeşin Melike mi uğradı? diye sordu Elif kocasına, yarı boş buzdolabının içine bakarken. Her geldiğinde evde doğru dürüst yiyecek kalmıyor!
Evet, uğradı, dedi Ahmet mahcup şekilde. Yine para sıkıntısından yakındı. Beni ne yapayım, elim kolum bağlı, kız kardeşim sonuçta, aç göndermek yakışmaz.
Bütün paramızı yine Melikeye verdin mi yoksa?
Yüz, iki yüz lira kadar verdim, dedi Ahmet, iyice büzüldü. Melike anlattı; Serkanın işi yine karışık, kiralarını ödeyememişler.
Şaşırdım mı? Hiç şaşırmadım! Ben anlamıyorum, yirmisinde apar topar evlenmek de nereden çıktı? Annen de laf geçiremedi kızına!
Sen Melikeyi bilmiyor musun Elif? Kafasına koyduğunu mutlaka yapar. Ama panik yapma, yakında hayatın ciddiyetine alışır.
Elif derin bir iç çekti. Eh, iyi güzel bağımsız yaşam da, Melike bugüne kadar sadece aileden yiyip içmişti, o kadar
* * *
Serkan daha yeni para kazanmaya başlamış bir gençti, karısını hediyelerle şımartmak gibi bir telaşı hiç yoktu. Melike çalışmayı aklının ucundan bile geçirmiyor; Evlendim, tabi kocam bakacak diye düşünüyordu.
Melikenin Ahmetle anneleri Gülay da kızının tarafındaydı. Küçük kızının parası olmayınca dayanamayıp hemen elini cebine atıyor, üstüne bir de Ahmetin yardım etmesini istiyordu.
O daha genç kız, bakımlı olmalı! diyordu Gülay. Melike daha gönlüne göre bir iş bulamadı, Serkan da epey eli sıkı. Yani biz destek vermeliyiz.
Ahmet de ne yapacağını bilmeden elinden geleni yapıyordu. Ama Elifin bir süre sonra içine dert oldu bu iş. Kendi eşiyle bir kiralık evde oturmus, boğazlarından kısmışlar ki bir gün ev sahibi olabilsinler ama Ahmetin maaşı doğrudan Melikenin hesabına gidiyor sanki!
* * *
Bir akşam Elif eve geldiğinde kayınvalidesi Gülayı ve Melikeyi oturmuş, fısır fısır bir şeyler konuşurken buldu. Onu görünce hemen sustular; belli ki konu önemliydi.
Elif dayanamayıp sordu:
Yine para pul mu konuşuyorsunuz? Benim hiç katkım olmayacak mı, ailemizden ne zaman para isteyeceksiniz yine?
Hiç de bile, dedi Gülay hafifçe gülerek. Bu seni pek ilgilendirmiyor, aile meselesi yani.
Elif tam bir Pes! havasıyla mutfağa geçti, akşam yemeğine hazırlanmaya başladı. Beş dakika kadar sonra Melike geldi, pişkince buzdolabının kapağını açtı ve suratını asarak söyledi:
Aa, bu dolap niye boş? Hiç alışveriş mi yapılmadı?
Yaptım Melike, dedi Elif, sesi hafif gergindi. Ama maaşım yatmadı, mecbur zaruri şeylerden aldım. Yiyecek bir şey istersen çorba ısıtırım.
Yok ben çorba falan yemem. Ben zaten yemek için para harcamam, hep pizzayı dışarıdan söylerim, bir de Serkanla kafelere gideriz.
Ee, Serkanın maaşı yetiyor mu öyle lüks yaşamaya? Sürekli parasızlıktan şikayet ediyorsun.
Gerekirse annemden, abimden isterim. Ailede herkes birbirine destek olur, değil mi?
Biraz sonra Gülay ve Melike kalktı, giderken Ahmet’i bir köşeye çektiler. Elif hemen sordu:
Ne istiyorlarmış yine?
Annem yazlıktaki evi satmayı düşünüyor. Satınca paranın tamamını Melikeye verecekmiş. Sonuçta genç kız, hayata başlamak için para lazım.
Yani, bizim için bir şey yok Vallahi bana uymuyor, kocamın parası hep Melikeye gidiyor. Hiç mi düşünmüyorsun, biz de kredi çekip bir ev sahibi olmak için didiniyoruz! Kardeşe kol kanat germek de bir yere kadar!
Elif, karışma sen, dedi Ahmet. Sonuçta yazlık annemin, isterse kime verir verir.
Ahmet tartışmayı uzatmak istemedi. Annesinin kararını doğru buluyor, Melikeyi mutlu edince kendisini feda eden abi olarak çok iyi hissediyordu.
* * *
Kısa sürede yazlık satıldı. Elif tahmin ettiği gibi paranın amacına gitmeyeceğini biliyordu. Melike parayı eline alır almaz soluğu AVMde aldı: restoranlar, markalı kıyafetler,, pahalı telefonlar, ne varsa aldı.
Para suyunu çekince Melike hemen annesine koştu:
Yine param kalmadı! Ehliyet alacağım, bir de araba almak istiyorum! Evde satacak bir şey daha yok mu annem? Bazı anne babalar çocuklarına ev alıyor, yardım ediyor Annecim, neden bizim paramız yok hiç?
Gülay bu lafa ciddi şekilde şaşırdı. Kızı parayı bu kadar hızlı harcayacak da, o bile öngörememişti. Kendini toparlaması biraz vakit aldı:
Kızım başka paramız yok! Biraz akıllıca kullansaydın keşke. Haydi iş bulmaya çalış, muhasebecilik eğitimin var. Bir şirkette başlarsın belki.
Aaa, ben muhasebecilik falan yapmam! Bütün gün ekrana bakmak gözümü bozar. Kocam bakacak bana. Bir de siz. Yahu daha yirmilik gencim ben! Beni doğur, şimdi başımın çaresine bak diyorsun, helal olsun!
Dur, sakin ol, dedi Gülay. Bak şimdi, Ahmetten rica edelim. Çok önemli bir şey için para lazım deriz. Nasıl olsa onlar da birikim yapıyor, paylaşırlar canım.
Ama o Elif var ya, yok mu Bir ekmek alacağım diye kasada pazarlık yapıyor! İyi ki Ahmet var, her dediğimizi kabul ediyor.
Gidiyoruz, dedi Gülay kararlı bir şekilde. Kimsenin bize hayır deme şansı yok.
Bir saat sonra Melike ve Gülay, Ahmetlerin kapısına dayanmıştı. Elif daha kapıdan anlamıştı, bunların ellerinde çiçek sepeti değil, gene ihtiyaç listesi var!
Ahmetçim, çok ciddi bir derdimiz var! Sadece sen yardım edebilirsin!
Elifin gözleri Bak kesin para isteyecekler! der gibi büyüdü başka ne olabilir ki?
Ne oldu ki?
Melike araba almak istiyor ama yazlıktan gelen tüm para bitti, dedi Gülay utanarak. Biraz destek olursunuz, diye düşündük.
Elif bir an dona kaldı:
Nasıl ya? O kadar para nereye gitti? Melike, biraz dikkatli alışveriş yapsana!
Bana akıl verme! Melike çemkirdi. Genç bir kızım ben, ne yani, pazardan ikinci el mi bakacağım? Tabii ki güzel şeyler giyeceğim, restoranda yemek yiyeceğim! Gençliğimi yokluk içinde mi geçireyim!
Hiç düşündün mü çalışmayı? dedi Elif hafiften iğneli bir anlatımla. Belki de bu kadar dilenmek zorunda kalmazsın
Ahmet hemen ortamı yumuşatmak istedi kavgadan korkup:
Bir dakika, oturup konuşalım. Araba için tüm birikimi veremeyiz ama küçük bir miktar yardımcı oluruz.
Aferin oğlum! diye atıldı Gülay. Hep vefalı oğlum olacaksın!
Bana da soracak mısınız? dedi Elif sinirden titreşerek. Kusura bakmayın ama Melikenin geçimini sağlayacak değilim. Kocası var, ona bakacak. Bizden para yok, konu kapanmıştır!
Ahmet annesine kaçamak baktı, Elifi susturmak için uğraştı:
Elif, abartma, sonuçta bu ortak paramız, ben de söz sahibiyim. Annem de borç istiyor, zaten geri verecek.
Elbette geri ödeyeceğim, Allah Allah! Beni dolandırıcı mı sandınız? Biraz Melikeye yardım ediyorum, sonra fazlasıyla ödüyorum.
Elif köşeye sıkışmış hissetti kendini; hem de sanki kayınvalidesinden şüphelenmekten suçluymuş gibi Ama ya ömür boyu zorla birikimlerinden vazgeçmek? O daha kötüydü!
Pek yardımcı olamayacağız, kusura bakmayın, dedi, sesi iyice kısılarak. Anlayın lütfen; biz ev almak için köşeye para koyuyoruz. Bu, bir arabadan çok daha önemli bizim için.
Gel anne, çıkıyoruz! diye bağırdı Melike, bozulmuştu. Gördün mü? Bizim halimizle ilgilenen yok, herkesin derdi kendine.
Melike hızla arkasını döndü, nazını koydu ortaya. Gülay da aceleyle peşinden çıktı, ama giderken oğluna fısıldadı:
Ahmet, bu daha bitmedi. Sence de karın fazla mı yönetiyor seni?
Kadınca kapı kapanır kapanmaz Ahmet, Elife karşı ver yansın:
Nasıl böyle dersen? Annem ne düşünecek, ona para veremiyoruz diye! Bizim için para, aileden önemli mi yani?
Elalem aç mı kalıyor? dedi Elif. Bir kere bize para yardımı geldi mi? Neymiş efendim, Melike hep mağdur Artık Melike masalını duymak istemiyorum!
Bir-iki gün sonra Ahmetle Elif barıştı gibi göründü. Kadınca Elifin ruhu duymadan Ahmet gidip ev için biriktirdikleri parayı annesine teslim etti.
Gülay, oğlunu zarfla kapıda görünce sevinci saklayamadı:
Aferin oğlum, işte böyle yetiştirdim seni! Kafaya takma, bugün Melike yarın senin için o da yardım eder. Sakın Elife söyleme, daha gençsiniz, yine birikirsiniz…
* * *
Birgün Elif sosyal medyada gezinirken Melike’nin yeni fotoğraflarını gördü. Arabayı kapmış, direksiyon başında kasıla kasıla poz veriyor. Elifin aklında soru işareti:
Ahmet, Melike arabayı nasıl aldı? Serkan mı para buldu bana söylemediğin bir şey mi var? Kız resmen ne isterse elde ediyor!
Haberim var, dedi Ahmet gözünü kaçırarak. Aramızda para topladık, ona hediye ettik arabayı.
“Aramızda” derken? Sen de verdin mi? Bana niye söylemedin?
Ahmet sustu. Elif, hemen komodinin çekmecesine koştu birikim yerinde yeller esiyor!
Ne yaptın sen! Bütün ev paramızı Melikeye mi gömdün? Gerçekten mi? Ahmet, bunu nasıl yaparsın!
Bu kez genelde sessiz olan Ahmet patladı:
Sana ne! Ben bu evin direğiyim, karar veririm. Biz ev parasını uzun vadede yine biriktiririz ama Melike şimdi arabaya muhtaç. Sen de ailemi böyle hor görmeye devam edersen, belki de sana karı olarak ihtiyacım yok!
O zaman bence de senin gibi bir eşe ihtiyacım yok! Hatta ben kararımı verdim, anneme gidiyorum. Ve birikimimizin yarısını da unutma, bana iade edeceksin!
Elif hızlıca eşyalarını toplamaya koyuldu. İçten içe hâlâ belki Ahmet arkasından Gitme! der, özür diler diye bekledi Ama adam koltuğa yayıldı, televizyona bakıyor.
Bak, gidiyorum Ahmet, dedi Elif kapının ağzında neredeyse fısıldayarak.
Git. Değişmeyeceksen hiç dönme, dedi Ahmet buz gibi sesle.
Elif annesine taşındı; bir ay sonra da boşanma davası açtı. Sonuçta senden zerre saygı görmeyen biriyle yaşamak zor. Ha, birikimlerini unutmadı tabii iş mahkemeye kalınca Ahmet mecburen Elife, hakkı olan parayı iade etti. Sonra da kız arkadaşlarıyla gülerek anlatıyordu: Bazen insan, başkasının yüzsüzlüğü yüzünden boşanabiliyormuş!

Rate article
Lifequest
Hans’ın Kardeşi Lieselotte Yine Geldimizi ve Buzdolabımızı Boşalttı, Kocam Onun İçin Birikimimizi Feda Etti, Ben de Evliliğimizden Vazgeçtim!