Bir gece eve geç döndüğümde şaşkınlıkla karşılaştım. Kızım eşyalarını – giysilerini, bakım ürünlerini ve elektronik aletlerini – toparlıyordu. Ona nereye gittiğini sordum.
Meğerse 18 yaşındaki kızım Selis, bir anda kendini yetişkin hissetmeye başlamıştı. Şaşkınlıkla sesimi yükselttim. Selis ise bana şöyle dedi:
Anneciğim, taşınıyorum. Yasinle birlikte yaşayacağım.
Nasıl yani taşınıyorsun? Kim bu Yasin? Bize hiç tanıştırmak istemiyor musun? Kimin parasıyla yaşayacaksınız? Onun ailesi var mı? Bence acele ediyorsun, dedim.
Anne, lütfen karışma. 21. yüzyıldayız. Artık büyüdüm, kendi hayatımı yaşamak istiyorum! diye karşılık verdi Selis.
O an için ona cevap vermedim çünkü elimden hiçbir şey gelmediğini fark ettim. Sessizce, Selisin elektronik aletlerini toparlayışını izlerken hepsiyle vedalaştım. Zaten mikseri ben de pek kullanmazdım. Kızım hazırlıklarını tamamladı ve kapıdan çıktı. Pencerenin ardından ona yardım eden genç bir adam muhtemelen Yasin eşyaları arabaya yerleştiriyordu. Madem büyüdüğünü düşünüyor, buyursun, yaşasın bakalım! Sonucunu birlikte görecektik. Ertesi gün, belli mi olur, diye evin anahtarlarının göbeklerini değiştirttim; Selis ve yeni arkadaşı ne sürprizler çıkarır, belli olmazdı.
Birkaç gün böyle geçti. Selisten tek bir haber yoktu. Bu kadar hızlı yeni hayatına başlıyor olmasına inanamamıştım. Derken bir gün telefonum çaldı, arayan Selisti:
Anne, okul taksidini öder misin?
Kızımın yalnızca bu yüzden araması, hâl hatır bile sormadan, içimi buruk etti.
Hayır kızım, artık özgür bir genç hanımsın. Senin işlerine karışmak istemiyorum, dedim.
Harika! Sağ ol anne! dedi Selis, bozulmuş bir sesle. Sonra telefonu kapattı.
O ana kadar özgürlük istiyordu, buyursun, yetişkin olmak kolay değilmiş, anlasın bakalım.
Kızımın odasını ofise çevirmeye karar verdim. Nasıl olsa artık burada yaşamıyor. Güzel bir masa ve sandalye aramaya başladım, yatağı ise bırakmaya karar verdim; belki fikri değişir, geri dönerdi.
Aradan iki hafta geçti. İş dönüşü apartmanın girişinde kızımla karşılaştım, elinde ağır torbalar vardı. Yüzü solgundu, morali bozuktu.
Kızım, geleceğini bana niye haber vermedin? dedim.
Utandım anne. Beni görünce sevindin mi? dedi Selis, gözyaşlarını silerken.
Tabii ki sevindim, ne demek! dediğimde, beraber eve çıktık.
Selis tekrar eşyalarını yerine koymaya başladı fakat kahve makinesi eksikti. Meğer Yasinin annesinde kalmış. Kadıncağız, Selisin kaldığı oda ve yemek parasını böyle çıkarmıştı. Ayrıca, Yasin otuz yaşındaymış meğerse. Okul ödemesini ben üstlenmeyince, Selis Yasinden yardım istemiş ama Yasin de ona destek çıkıp sorumluluk almamış, masrafları da ödememiş.
Şimdi kendi kendime düşünüyorum: Yasin ne düşündü acaba, işsiz bir kız çocuğunu niye annesinin evine getirdi?
Bütün bu yaşananlar sonunda anladım ki; bazen gençler aceleyle büyüdüklerini sanır. Oysa gerçek hayatta özgürlük, başına buyruk yaşamaktan çok, sorumluluk alabilmektir. Herkes hatalar yapar, yeter ki dersini almayı bilsin.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



