8 Yıl Boyunca Bir Kuruş Almadan Torunlarıma Baktım… Ama Dün ‘Diğer Babaanneyi’ Tercih Ettiler Çünkü …

Sekiz yıldır torunlarıma tek kuruş almadan baktım ama dün geldiler ve dediler ki diğer babaanneyi daha çok seviyoruz, çünkü o kızmıyor ve bize tablet alıyor.

Ben sıcak çorbanın babaannesiyim.
Okula götüren, burunlarını silen, yemek pişiren, çamaşır yıkayan, ütü yapan, çantalarını taşıyan, ışıkları arkasından kapatan Geç saatlere kadar kalınca, onları uyutan babaaanneyim.

Diğer babaanneleri ise şık babaanne.
Zaman zaman uğrayan, çiçek getiren, parfüm sıkıp gelen, pırıl pırıl hediyelerle ve büyük sürprizlerle görünen babaanne
Gece hasta çocuk başında sabahlamanın ne olduğunu bilmez.
Ama en yeni tableti nasıl alacağını iyi bilir.

Dün torunlarım, benim de onun gibi olmamı istediklerini söylediler.
Hayatımda ilk kez, kendi emeğimde ne kadar görünmez olduğumu anladım.

Benim adım Sultan Hanım. 62 yaşındayım.
Bir kızım var Elif,
ve iki torunum Ali (8) ve Zeynep (6).

Elif çalışıyor. Eşi Burak da öyle.
Bakıcıya para yok bahanesiyle ve kreşlere güvenmiyoruz diyerek, emekli bir kadın olarak kalan hayatımı onların çocuklarına bakmakla geçirmemi beklediler.

Kabul ettim.
Bile isteye.
Sevgiyle.
Fedakârlıkla.

Sabah 5:30da kalkarım.
6:30da onların evindeyim.

Kahvaltı hazırlarım.
Çoraplarını, kaybolan tişörtlerini bulurum, üstlerini giydiririm, ayakkabılarını bağlarım, sırt çantalarını taşırım, okula bırakırım.

Sonra temizlik, düzen, yemek, çamaşır
Öğleden sonra okuldan geri alırım.
Ödevler, uyku, çorba biraz disiplin.

Ben kuralları olan babaaanneyim.
Sınır koyan, düzen getiren babaaanneyim.
Şunları söyleyen babaanne:
Akşam yemeğinden önce şeker yok,
Ellerinizi yıkayın,
Tablete biraz ara verin,
Ödevini bitir önce.

Yani; sıkıcı babaannelerden biri

Bir de Burakın annesi var Gülseren Hanım.

Gülseren Hanım yıllardır çalışmıyor.
Oldukça varlıklı.
Bakımlı tırnaklar, havalı saçlar, marka elbiseler, sık sık Yunanistana, İtalyaya tatile giden bir kadın.

Gecenin üçünde öksüren çocuk için ıhlamur yapmak ne, bilmez.
Kaybolan çorapla uğraşmaz.
Halıya dökülen kusmuğu temizlemez.
Kaşıkla çocuğun peşinden koşmaz.

O Yıldız Konuk.
Senede iki kez bayramda ve doğum günlerinde
kocaman paketlerle, çikolatalarla ve son model teknolojiyle gelir.

Çocuklar ona hayrandır.
Her çocuk sınır koymayanı elbette sever.

Dün Alinin doğum gününde,

Sabah 5te kalkıp onun en sevdiği ev yapımı keki hazırladım.
Yumurtası, kreması, cevizleri tam istediği gibi.

Güzel bir kitapla, ona sıcak tutacak bir kazak aldım ancak emekli maaşım kadar.

Gün 4te Gülseren Hanım geldi.

Saçı, parfümü ve şık çantasıyla
Adeta bir televizyon sunucusu gibi salona girdi.

Kuzucuklarım! diye bağırdı.

Ali ile Zeynep, onu bir rock yıldızı gibi karşıladı.
Yanımdan geçtiler, sanki ben köşedeki bir çiçekmişim gibi.

Gülseren Hanım iki büyük beyaz kutu çıkardı.
İki yeni tablet.

Eğlenmeniz için. Bugün kimse size oynama süresi kısıtlamasın, dedi.

Çocuklar mutluluktan çığlık attı.

Elif ile Burakın yüzü güldü:

Teşekkürler anneciğim, harikasın! Sağ ol!

Ben mutfakta, kekin dilimlerini kestim.
Sabahın köründe yaptığım keki
Kimsenin bakmadığı o keki.

Alinin yanına gittim.

Aliciğim, bu da babaannenden hediye ve kek yaptım

Bakmadı bile.

Şu an olmaz babaanne, karakterimi kuruyorum.

Ama Ali

Babaanne, hep kek! Diğer babaanne gerçek hediye getiriyor! Sen hep kitap, kıyafet Sıkıcı.

Böyle bir acı Kimseye diler miyim, bilmiyorum.

Kızım Elife baktım.
Belki Babaannenle öyle konuşma! der diye düşündüm.

Ama ne yaptı?

Sadece güldü.

Anne, takılma Çocuklar yeni şeyleri seviyor. Gülseren eğlenceli babaanne. Sen ise rutin babaannesin.

Rutin babaanne
Emek artık böyle mi çağrılıyor?

Zeynep son noktayı koydu:

Keşke Gülseren babaanne bu evde yaşasa! O hiç kızmaz. Sen hep yorgunsun.

Elllerime baktım sabundan, çamaşırdan çatlamış ellerime.
Gülseren Hanıma baktım taptaze, çantasında iki tabletle bir günlük tanrıça gibi.
Kızıma baktım rahat, elinde şarap, çünkü tüm iş yine bana kalmış.

Önlüğümü çıkardım.
Katladım, mutfak tezgâhına koydum.

Salona gittim.

Elif, ben gidiyorum.

Ne demek gidiyorsun!? Kek, ortalık? Kim toplayacak hepsini!?

Eğlenceli babaanne yardım etsin belki?

Gülseren Hanım, yapmacık bir tebessümle:

Sultancığım, benim bel fıtığım var, fazla yorulmayayım

Merak etme, hiçbir ricam olmayacak.

Elife döndüm:

Çocuklar haklı. Ben sıkıcı olanım. Kuralları koyan, sağlıklı yemek yapanım
Biraz özgürlük lazım sanırım.
O yüzden yarından itibaren bırakıyorum.

Ama anne, olur mu? Yarın kim okula götürecek onları!?

Bilmiyorum, belki Gülseren Hanım Ya da bir tablet satın, bakıcı tutun.

Sana ihtiyacımız var!

Hayır, bana değil bir HİZMETÇİYE ihtiyacınız var. Ben o değilim.

Aliye döndüm.

Babaanne Gelmeyecek misin artık?

Hayır, canım. Yarın eğlenceli olur, kimse sebze yemeni, ödev yapmanı, erkenden yatmanı istemeyecek.
Özgürlük!

Ve çıktım.

Telefon susmuyor.
Elif ağlıyor.
Burak fazla duygusalsın diyor.

Ama geri dönmeyeceğim.

Yarın dokuzda kalkacağım.
Kendime kahve yapacağım.
Kekimi yiyip dizi izleyeceğim.

Yıllar sonra ilk kez hayatımda başrol ben olacağım.

Sizce babaanne ve anneanneler torunlarına bakmak zorunda mı,
yoksa çocuklar sadece onları ücretsiz bakıcı olarak mı kullanıyor? Bugünün bana hatırlattığı ders şu: Kendi emek ve değerimizi başkalarının onayında aramamak gerek.

Rate article
Lifequest
8 Yıl Boyunca Bir Kuruş Almadan Torunlarıma Baktım… Ama Dün ‘Diğer Babaanneyi’ Tercih Ettiler Çünkü …