Koşulları İnsanlar Yaratır: Bir Canı Sokağa Terketmekle Başlayan Hikaye, Sonra Değiştirmek İsteyince…

Koşullar kendi kendine oluşmaz. Onları insanlar yaratır. Sen o koşulları yarattın, bir canlıyı sokakta bıraktın. Şimdi ise, işine geldiğinde koşulları değiştirmek istiyorsun.

Murat, iş çıkışı eve doğru yürüyordu. Tipik, kasvetli bir İstanbul kış akşamıydı. Her şey gri, sıkıcı bir hüzne gömülmüş gibiydi. Bir bakkalın önünden geçerken, kapının yanında bir köpek oturuyordu. Sokak köpeği. Kızıl tüylü, karmakarışık. Gözlerinde kaybolmuş bir çocuğun bakışı vardı.

Ne arıyorsun burada? diye homurdandı Murat, ama adımını yavaşlattı.

Köpek başını kaldırdı. Bir şey istemiyordu, yalnızca bakıyordu.

Herhalde sahibini bekliyor, diye düşündü ve yoluna devam etti.

Ertesi gün aynı köpek, aynı yerde. Sonra bir gün daha. Sanki oraya kök salmıştı. Murat, gelip geçenlerin yanından sessizce yürüdüğünü fark etti. Biri ekmek parçası atıyor, biri sucuk veriyordu.

Neden burada oturuyorsun? diye sordu bir gün Murat, yanına çömelerek. Sahiplerin nerede?

Köpek temkinli bir şekilde yanına sokuldu ve başını Muratın dizine yasladı.

Murat donakaldı. En son kimi okşamıştı? Boşanmasının üzerinden üç yıl geçmişti. Evde yalnızdı; iş, televizyon, bir de buzdolabı vardı.

Nazlım benim, diye fısıldadı, adını nerden bulduğunu kendi de bilmiyordu.

Ertesi gün Nazlı için sucuk getirdi.

Bir hafta sonra internette ilan verdi: Köpek bulundu. Sahibi aranıyor.

Kimse aramadı.

Bir ay sonra, Murat gece vardiyasından dönerken bakkalın önünde bir kalabalık gördü.

Ne oldu? diye sordu karşı komşusu Hatice Hanıma.

Şu köpeği araba çarpmış. Hani burada aylarca oturuyordu ya.

Yüreği paramparça oldu.

Nerede şimdi?

Bayram Caddesindeki veteriner kliniğine götürdüler. Ama orada dünya kadar para istiyorlar Kim ödeyecek, kimse sahip çıkmadı ona.

Murat hiçbir şey demeden koşmaya başladı.

Klinikte veteriner başını iki yana salladı.

Çoklu kırıklar, iç kanama var. Tedavisi pahalıya patlar. Yaşama şansı da belirsiz.

Ne gerekiyorsa yapın, dedi Murat. Parası neyse ödeyeceğim.

Nazlıyı iyileşince eve aldı.

Üç yıl sonra ilk defa evine gerçek bir hayat girdi.

Her şey değişti. Tamamen.

Artık sabahları Muratı alarm değil, Nazlının ince, titrek dokunuşu uyandırıyordu. Hadi kalk, sahibi! der gibiydi. Murat gülümsedi.

Eskiden sabahları çay ve haberler olurdu. Şimdi parkta uzun yürüyüşler başladı.

Haydi kızım, temiz hava alalım, derdi Murat. Nazlı, sevinçle kuyruğunu sallardı.

Veterinerde tüm belgeleri tamamladılar. Kimlik, aşılar. Artık resmen Muratın köpeğiydi. Belgeleri fotoğrafladı, ne olur ne olmaz diye.

İşyerinde arkadaşları şaşırdı:

Murat, gençleştin resmen! Keyfin yerine gelmiş.

Gerçekten de yıllardır ilk kez ihtiyaç duyulduğunu hissediyordu.

Nazlı akıllı bir köpek çıktı. Hem de çok akıllı. Murat bir şey söylemeden hissediyordu. İşten geç kalsa, kapıda öyle bir bakardı ki, Merak ettim seni, der gibi.

Akşamları uzun uzun parkta dolaşırlardı. Murat ona işinden, hayatından söz ederdi. Garip belki, ama Nazlı dikkatle dinlerdi, bazen usulca havlardı.

Nazlım, eskiden tek başına olmak daha kolay zannederdim. Kimse karışmaz, kimse yük olmaz. Meğer, başını okşadı insan aslında biriyle bağ kurmaktan korkuyormuş.

Komşular alıştı. İkinci kattaki Zehra Teyze her zaman bir kemik ayırıyordu.

Güzel köpek, derdi. Belli, çok seviliyor.

Aylar geçti. Murat, Nazlı’nın fotoğraflarıyla sosyal medya hesabı açmayı bile düşündü. Kızıl tüyleri güneşte parlıyordu, çok fotojenikti.

Bir gün hiç beklenmedik bir şey oldu.

Yine parkta yürüyüş. Nazlı çalıları koklarken Murat bir banka oturmuş, telefonda bir şeyler okuyordu.

Duru! Duru!

Başını kaldırdı. Otuz beş yaşlarında bir kadın yaklaşıyordu. Marka eşofman, sarı saç, makyajlı.

Nazlı irkildi, kulaklarını yatırdı.

Affedersiniz, dedi Murat. Bence yanılıyorsunuz. Bu benim köpeğim.

Kadın ellerini beline dayadı.

Ne demek senin köpeğin? Gözüm var, bu benim Durum! Altı ay önce kaybettim!

Nasıl yani?

Evet, kapıdan kaçtı, aylarca aradım! Sen onu çaldın!

Muratın dizlerinin bağı çözüldü.

Bir dakika Nasıl kaybettiniz? Ben onu bakkalın önünde buldum, aylardır orada oturuyordu!

Çünkü yolu kaybetmiş! Ben onu çok seviyordum! Eşimle özellikle safkan diye aldık!

Safkan mı? Murat, Nazlıya baktı. Bu bildiğin sokak köpeği.

O melez! Hem de pahalı!

Murat ayağa kalktı. Nazlı bacaklarına sıkıca yapıştı.

Tamam. Eğer gerçekten sizin köpeğinizse, belgelerinizi gösterin.

Ne belgesi?

Veteriner pasaportu, aşı kağıdı, herhangi bir şey.

Kadın sustu:

Evde kaldı hepsi. Ama gerek yok! Bakınca anlıyorum, bu benim Durum! Duru, buraya gel!

Nazlı yerinden kıpırdamadı.

Duru! Hemen yanıma gel!

Köpek daha sıkı Murata sığındı.

Görüyor musunuz? dedi Murat, sessizce. Sizi tanımıyor.

Sadece bana kırgın! diye sesi yükseldi kadın. Yine de o benim Duru! Onu geri istiyorum!

Bende tüm belgeler var, dedi Murat. Klinik raporu, kazadan sonra aldığım tedavi faturası, kimlik, aldığım mama ve oyuncaklardan fişler.

Belgeleriniz umurumda değil! Bu hırsızlık!

Çevredekiler bakmaya başladı.

Bakalım, dedi Murat, telefonunu çıkardı. Polisi arayalım. Hukuki yollarla çözelim.

Ara hadi! dedi kadın. Ben kanıtlarım, o benim köpeğim! Tanıklarım var!

Kim tanık?

Komşular gördü, kaçışını!

Murat polisi aradı. Tüm vücudu titriyordu. Ya kadın haklıysa? Ya Nazlı aslında onun köpeğiyse?

Ama niye bakkalın önünde aylarca bekledi? Niye yolunu bulmadı? Ve niye şimdi korkuyla Muratın yanında saklanıyordu?

Alo? Polis mi? Burada bir olay var

Kadın sırıtarak:

Göreceğiz. Hakkımı alacağım. Köpeğimi geri ver!

Nazlı hala Murata sığınıyordu.

O an Murat anladı; onun için sonuna kadar savaşacağım.

Çünkü artık Nazlı sıradan bir köpek değildi.

Ailesinden biriydi.

Yarım saat sonra mahalle polisi, Komiser Sadık Kartal geldi. Murat onu site işlerinden tanıyordu; ağırbaşlı, sabırlı bir adamdı.

Buyurun, anlatın, diyerek not defterini çıkardı.

Kadın hızlıca konuşmaya başladı:

Benim köpeğim! Duru! Onu on bin liraya aldık! Altı ay önce kaçtı, aylarca aradım! Bu adam çaldı!

Çalmadım, sokaktan aldım, dedi Murat, sakince. Bakkalın önünde. Aylarca tek başına aç oturuyordu.

Çünkü yolunu kaybetmiş!

Komiser Sadık, Nazlıya baktı. O hala Muratın yanında.

Kimin elinde belge var?

Bende, dedi Murat. Tesadüfen klinikten döndükten sonra belgeleri çantasında bırakmıştı.

İşte klinik raporu, kazadan sonra tedavisi. İşte kimlik, aşı belgeleri.

Sadık belgeleri inceledi.

Sizde bir şey var mı? kadına döndü.

Evde! Ama gerek yok! Duru olduğunu söylüyorum!

Tam tarih verebilir misiniz, ne zaman kaybettiniz?

Altı ay kadar önce Tam günü gözümde yok. Ocakın yirmisi ya da yirmi biri.

Murat telefonundan bakarak:

Ben yirmi üç Ocakta buldum. O tarihte bakkalın önünde, aylarca beklemiş.

Demek ki köpek daha önce kaybolmuş.

Kadının elleri titremeye başladı:

Belki tarihi karıştırdım!

Ve bir anda kırılarak konuştu:

Tamam, olsun sizin olsun! Ama onu gerçekten çok seviyordum!

Sessizlik.

Nasıl bıraktınız? diye sordu Murat, alçak sesle.

Eşim taşınalım dedi. Ev sahibinin köpek istemiyordu. Satamadık, safkan diye almak isteyen çıkmadı. Ben de bakkalın önünde bırakmak zorunda kaldım. Belki birileri sahiplenir dedim.

Muratın içi altüst oldu.

Attınız yani?

Hayır, sadece bıraktım. Kötülük etmedim. İnsanlar iyi, biri sahiplenir diye düşündüm.

Şimdi neden geri almak istiyorsunuz?

Kadın ağlamaya başladı:

Eşimle ayrıldık. O gitti, ben yalnız kaldım. Duruyu çok özledim, tekrar onu istiyorum.

Murat ona şaşkınlıkla baktı.

Sevdiklerimizi sokağa bırakılmaz, dedi ağır ağır.

Sadık defterini kapattı.

Belgeler Murat Beyde. O sahip oldu, tedavi ettirdi, masrafları karşıladı. Yasal olarak köpek ona ait.

Kadın hıçkırarak:

Ama fikrimi değiştirdim! Geri vermek istiyorum!

Geç kaldınız, dedi Sadık, kuru bir sesle. Bıraktınız, bitti.

Murat, Nazlının yanına oturdu, onu sarıldı.

Tamam kızım, geçti, tamam.

Kadın sordu:

Son kez okşayabilir miyim onu? Lütfen?

Murat göz ucuyla Nazlıya baktı. O kulaklarını iyice yatırdı, Murata sığındı.

Gördünüz mü? Korkuyor sizden.

İstemeyerek oldu. Şartlar beni zorladı.

Bakın, koşulları insanlar yaratır. Siz bir canlıyı sokağa atan koşulları kendiniz yaptınız. Şimdi ise değiştirmek istiyorsunuz.

Kadın gözyaşlarıyla:

Anlıyorum Ama çok yalnızım şimdi.

O aylarca sizi beklerken ona iyi miydi?

Sessizlik.

Duru, dedi kadın, son kez.

Köpek hareket bile etmedi.

Kadın arkasına bile bakmadan uzaklaştı.

Kartal, Muratın omzuna dokundu:

Doğru olanı yaptınız. O köpek size ait artık.

Teşekkür ederim, anlayışınız için.

Kendi köpeğim var, bilirim ne demek.

Polis gidince Murat, Nazlı’yla birlikte kaldı.

Artık bizi kimse ayıramaz, dedi, başını okşayarak. Söz.

Nazlı, Murata sevgiyle baktı. O bakışta minnettarlık değil, tarifsiz bir köpek sevgisi vardı.

Gerçek aşk.

Haydi eve gidelim mi?

Nazlı sevinçle havladı, yanından ayrılmadı.

Yolda Murat kadın hakkında düşündü; tek bir şeyde haklıydı. Koşullar insanın başına gelebilir. İşini, evini, parasını kaybedebilir.

Ama kaybedilmeyecek şeyler vardır; sorumluluk, sevgi, merhamet.

Evde Nazlının yumuşacık halısına kıvrılışı izlerken, Murat çayını yudumladı.

Görüyor musun Nazlım, belki her şey hayırlısı oldu. Artık biliyoruz ki, birbirimize lazımız.

Nazlı derin bir nefes aldı, huzurlu bir şekilde gözlerini kapattı.

Rate article
Lifequest
Koşulları İnsanlar Yaratır: Bir Canı Sokağa Terketmekle Başlayan Hikaye, Sonra Değiştirmek İsteyince…